Bu perspektiften inceleme konumuz bakımından mevzuatta yer alan, tıbbi müdahaleye…
Öte yandan her ne kadar çocuğun üstün yararı ilkesi, ilgili tıbbi müdahale yönünden…
Bu çerçevede çocuğun üstün menfaati ilkesi bir yandan küçüğün, ayırt etme gücünün…
Özetle kural olarak ayırt etme gücüne sahip küçük, kendisine yapılacak olan tıbbi müdahaleye tek başına rıza gösterebilir. Zira burada vücut bütünlüğü bozulacak olan kişi küçüğün kendisidir; dolayısıyla her ikisi de mutlak ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hak olmakla birlikte, ana babanın velayet hakkı, küçüğün kişilik hakkının en önemli parçasını teşkil eden beden bütünlüğünün gerisinde kalır. Ancak tıbbi müdahalenin önemli/hayati bir nitelik taşıması halinde küçüğün kişilik hakkı ile ana babanın velayet hakkı, her iki hakkın da odağında bulunan çocuğun üstün menfaati ilkesi gereği uzlaştırılmalı ve küçüğün rızası ile ana babanın rızası birlikte aranmalıdır. Bu bağlamda küçüğün önemli nitelikteki tıbbi müdahaleyi istediği ancak ana babasının haklı bir sebep olmaksızın rıza göstermediği durumlarda küçük, tıbbi müdahalenin gerçekleştirilebilmesi için hâkime başvurabilecektir. Burada küçüğün hangi hüküm(ler) çerçevesinde hâkime başvurabileceği üzerinde durulmalıdır. HHY m. 24/f.4 uyarınca: “Kanuni temsilci tarafından rıza verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanununun 346 ncı ve 487 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararına bağlıdır”.…
