2. Öte yandan hüküm “ticari borca” uygulanacak temerrüt faizinin başlangıcını düzenlemekte; bir başka deyişle adi borcu dışlamaktadır. Dolayısıyla öncelikle borcun “ticari” nitelik taşıyıp taşımadığının belirlenmesi gerekir. Şüphesiz bu belirlemeyi yaparken ilk olarak açıkça ticari borçtan söz eden TK 19 hükmünden yararlanılacaktır. Ancak tam bu aşamada cevaplandırılması gereken önemli bir sorun da ticari olarak nitelendirilecek bu borcun kaynağıdır. Sorunun temelinde kanun koyucunun TK 10’da, yine faiz ile ilgili olan TK 8 ve 9 hükümlerinden, hatta her üç maddeyi de kapsayan üst kenar başlığından farklı olarak “ticari iş” değil “ticari borç” terimini kullanmış olması yatmaktadır(8)…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Aralık 2024
Sayfa: 589 - 602
M. Halil Çonkar, Abuzer Kendigelen
Editör:Ege Türel, Egemen Işık, Ekin Şentürk, Işıl Yelkenci, İpek Sağlam, Başak Görgeç, Dilara Zorlutuna, Fulya Erlüle
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
II.Ticari Borçlarda Faizin Başlangıcı
1. Öncelikle belirtelim ki hükümde düzenleme konusu yapılan faiz, kapital faizi değil “temerrüt faizi”dir
Her ne kadar hükmün kaynağını oluşturan eTK [1926] 652’nin uygulama alanı ile ilgili… Dolayısıyla TK 10 hükmünün uygulanabilmesi bakımından borcun ticari olması yetmeyecek,… 3. Her ne kadar hükümde açıkça belirtilmemişse de, temerrüt faizi uygulamasına konu olacak ticari borcun bir “para borcu”… 4. Vadesi belirli olan ticari borçlarda temerrüt faizinin işletilmesi için kanun koyucunun ifadesiyle “vadenin bitimi”… Buna karşılık belirli bir vade öngörülmeyen ticari borçlar açısından ise temerrüt… 6. Nihayet, hükmün mahiyetinin tam olarak anlaşılabilmesi için, inceleme konusu… 6.1. Bu soruya gereğince cevap verebilmek için hükmü ikiye ayırarak değerlendirmek icap eder. Bu bakımdan hükmün “ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden işlemeye başlar”… Böylece örneğin kira sözleşmesinde aksine sözleşme ve yerel adet olmadıkça, kira… 6.2. TK 10’un “aksine sözleşme yoksa” şeklindeki ilk kısmının ise, temerrüt faizinin başlangıcı konusunda genel hükümlerden farklılaştığı daha kolayca anlaşılabilmektedir(22).… Bu noktada iki soru üzerinde daha durulabilir. Birinci soru, temerrüt tarihinden… 6.2.1. İlk soru bakımından hemen belirtelim ki temerrüt faizinin temerrüt tarihinden önce işlemeye başlaması, olağan durumu temsil etmese de, hukukumuza bütünüyle yabancı bir olgu da değildir. Bu konuda dikkat çekici bir örnek BK 234/2 hükmüdür. Anılan maddenin birinci fıkrasında kural olarak alıcının satış bedelini ödeme borcunun, satılanın alıcının zilyetliğine girmesi anında muaccel olacağı hükme bağlandıktan sonra, ikinci fıkrada alıcının ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi ödeme borcunun(24)… Buna göre “Faiz istenebileceği konusunda bir teamül varsa veya alıcı maldan ürün ya da diğer verimler elde etme imkânına sahip ise ya da belirli günün geçmesiyle temerrüdün gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın satış bedeline faiz istenebilir”.… Esasen bu düzenleme temerrüt faizinin duruma göre temerrütten önce işlemeye başlamasının… “[e]BK.nun 210/2. maddesiyle; [e]BK.nun 103-105. maddelerinde öngörülen mütemerrit borçlunun temerrüt tarihinden itibaren faiz ödemesi kuralına bir istisna getirilmiş bulunulmaktadır. Özellikle vadeli satışlarda uygulama alanı bulan [e]BK.nun 210/2. maddesi hükmüne göre; malın, alıcının zilyetliğine geçmesi ile birlikte muaccel hale gelen satış bedeline faiz yürütülmesi, adetten olan hallerde ya da alıcı, satılan malın semeresini yahut diğer her türlü hasılatını almak ve hatta istifade etmeye başlama hali dışında, ondan “faydalanma imkânının mevcudiyeti” yeterli görülmekte, bu imkânın gerçekleştiği tarihten itibaren, ihtara ve diğer temerrüt hükümlerini uygulamaya gerek kalmaksızın, bu mal bedeline faiz yürütülmesine olanak tanınmaktadır. Böylece… şeklinde açıklarken bu hususa dikkat çekmiştir(26) 6.2.2. TK 10’da öngörülen ve temerrüt tarihini temerrütten önceye çekme yönündeki “aksine anlaşma” imkânının temelinde de esasen benzer bir hakkaniyet düşüncesi yatmaktadır. Yukarıda işaret ettiğimiz, “TK 10’un yaptığı tercihin ticari işler bakımından “gerekli” olup olmadığı”… HGB § 353, c. 1 “Tacirler, iki taraf için de ticari olan işlemlerden doğan alacakları için muacceliyet tarihinden itibaren faiz talep etme hakkına sahiptir.” Benzer bir düzenleme uluslararası satım bakımından CISG 78’de de yer almaktadır.… Her iki örneğin de gösterdiği üzere, para borcunun ifasının muacceliyet anından itibaren…