Davalı vakti vekili, vakfın 1973 yılı bilançosuna göre (1.289.477.84) lira safi gelirinin yüzde beşi olan (64.473.89) lira katılma payını ödediğini, davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü ise, katılma payları (87.090.40) olduğundan (22.616.51) lira daha ödenmesi gerektiğini, vakfın safi gelirini hesaplarken gider olarak düşülmesi gereken (462.702.86) liralık amortismanların giderden düşülemiyeceğini ve bu miktardan dahi, katılma payı ödenmesi gerekeceğini bildirmiş ise de; Gelir Vergisi Kanununun 40/7, Vergisi Usul Kanununun 313 ve 189 ncu maddelerine göre amortismanların gider olarak yazılacağını ve bu gider çıktıktan sonra safi irat bulunacağından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Yayın tarihi: Aralık 1979
Cilt: 10 Sayı: 2
Yaşar Karayalçın
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
7 — Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin kararı:
Yargıtay Kararlar Dergisinin Kasım 1977 sayısında (s. 1539-1542) yayınlanan kararın…
Mahkemece, ihtilâfın safi gelirin ne şekilde hesaplanacağı yönünden çıktığını, davalı tarafın müdafaa ettiği gibi safi gelirin hesaplanmasında Gelir Vergisi ve Vergi Usııl Kanunlarının sarih hükmüne göre amortisman paylarının da gayrisafi iraddan düşülmesi gerekeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. 903 sayılı Kanunla değişen Medeni Kanunun 78/2 nci maddesi, denetleme masraflarına katılma payını safi gelirin yüzde beşini geçmemek üzere tüzük ile belli edileceğini amirdir. Bu kanuna dayanılarak yapılan tüzüğün 22 ncü maddesinde ise; Vakıflar Genel Müdürlüğünün 903 sayılı kanun hükümlerine göre kurulmuş olsun veya olmasın bütün vakıflardan safi gelirinin yüzde beşini teftiş ve denetleme masraflarına katılma payı olarak alınacağı, ancak katılma payının bir vakıf için yıllık (200.000) lirayı geçmeyeceği, istihdam edilenlere ve işçilere yardım vakıflarında istihdam edilenler ve işçiler ile işveren müesseselerin vakfa ödedikleri aidat ve katılma paylarının gayrisafi gelirin hesabında nazara alınamayacağı, ancak bunların işletilmesinden elde edilen gelirlerin safi gelire dahil edileceği yazılıdır. Tüzük tasarısının 19 ncıı maddesinde; Vakıflar Genel Müdürlüğünün teftişe tabi olan bütün vakıflar Gelir Vergisi Kanunundaki esaslara göre hesap edilecek safi gelirlerin yüzde beşinin teftiş ve denetleme masraflarına katılma payı olarak alınacağı kaydı konulmuş ise de tasarının bu maddesi hakkında Danıştay Birinci Dairesi, Ankara Hukuk Fakültesi, Maliye Bakanlığı mütalâalarında vakıflar, gelir ve kurumlar vergisine tabi olmadıklarından Vergi Usul Kanunlarının mükelleflere yüklediği ödevleri yapmaya mecbur olmadıkları gibi, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazançlarını tesbite de mecbur tutulmayacaklarından katılma payına esas olacak safi kârın Gelir Vergisi Kanunlarındaki esaslara göre tesbit olunan malî bilânço kârına dayanılarak hesap edilmesi tatbikatta tereddüt ve karışıklıklara sebebiyet vereceğinden maddedeki (Gelir Vergisi Kanunundaki esaslara göre) kaydının tasandan çıkarılmasının yerinde olacağı bildirilmiştir. Tüzüğün müzakeresi sırasında bu görüş kabul edilerek (Gelir Vergisi Kanunundaki esaslara göre hesap edileceğine) dair olan kısım tasandan çıkarılarak tüzükte 22 nci maddede yazılı olduğu gibi bütün vakıflardan safi gelirin yüzde beşinin teftiş ve denetlemeye katılma payı olarak alınacağı esas kabul edilmiştir.…
Amortisman, kurumlar vergisinde, kurum safi kazancının ve gelir vergisinde ticaret ve zirai serbest meslek kazançları ile, gayrimenkul sermaye iradında safi kazancın hesaplanması için indirilen kalemlerden biridir. Nitekim Vergi Usul Kanununun 313 ncü maddesinde işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrımenkullerle, 296 ncı madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin alet, edavat, mefruşat ve demirbaşların ve sinema filimlerinin birinci kısmındaki esaslara göre tesbit edilecek değerinin, bunların kullanılabilecekleri süre zarfında yok edilmesini amortisman olarak kabul etmiştir. Gelir Vergisi Kanunun 40 ncı maddesinde ticaret işletmelerde gayri safi gelirden indirilecek giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler hizmetli ve işçilerin işyerinde veya işyerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, işde kullanılan taşıtların giderleri, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar vesaire olacağını ayrı ayrı saymıştır.…
Kanun ve tüzükde vakıfların özellikleri bakımından safi gelirin bulunmasında Gelir Vergisi ve Vergi Usul Kanunlarının tatbik edileceği hak
Sonuç: Hükmün açıklanan nedenle (BOZULMASINA), 30.11.1976 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.…
Beş paragrafdan oluşan bu kararın birinci kısmında davanın mahiyeti ve tarafların…
Kararın üçüncü kısmında Tüzüğün 22. ncü maddesiyle ilgili ön çalışmalar özetlenmiş,…