İndeks:

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 24a 25 26 27
28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41
42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55
56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69
70 71 72 73 74 75 76 77 77A 78 79 80 80A 81
81A 81B 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93
94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107
108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121
122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135
136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149
150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163
164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177
178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191
192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205
206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219
220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233
234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247
248 249 250 251 252 253 254 254a 255 256 257 258 259 260
261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274
275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288
289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302
303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316
317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330
331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344
345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358
359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372
373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386
387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400
401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414
415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428
429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442
443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456
457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470
471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484
485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498
499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512
513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526
527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540
541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554
555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568
569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582
583 584 584a 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595
596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609
610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623
624 625 626 626a 626b 627 628 629 630 631 632 633 634 635
636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649
650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663
664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677
678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691
692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705
706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719
720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733
734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747
748 749 750 751 751a 751b 751c 751d 751e 751f 751g 751h 751i 751j
752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765
766 766a 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778
779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792
793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806
807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820
821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834
835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848
849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862
863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876
877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 890
891 892 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 903 904
905 906 907 908 909 910 911 912 913 914 915 916 917 918
919 920 921 922 923 924 925 926 927 928 929 930 931 932
933 934 935 E1 E2 E3 936 937
Dosya olarak kaydet: PDF - WORD
Referans kopyala
Görüntüleme Ayarları:
Salt metin olarak göster (Kelime işlemcilere uygun görünüm)
Değişikliklere ilişkin notları gizle

Bildirim Ayarları:

Bildirim almak istediğiniz içerikleri seçin:

Konsolide metin - yürürlükte değil (Sürüm: 21)

BAŞLANGlÇ

(A) KANUNU MEDENİNİN TATBİKİ:

MADDE 1

Kanun, lafziyle veya ruhiyle temas ettiği bütün meselelerde mer'idir. Hakkında kanuni bir hüküm bulunmıyan meselede hakim örf ve adete göre, örfü adet dahi yok ise kendisi vazıı kanun olsaydı bu meseleye dair nasıl bir kaide vazedecek idiyse ona göre hükmeder.

Hakim hükümlerinde, ilmi içtihatlardan ve kazai kararlardan istifade eder.

(B) MEDENİ HAKLARIN ŞÜMULÜ:

I - Umumi vazifeler:

MADDE 2

Herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükelleftir.

Bir hakkın sırf gayri izrar eden suiistimalini kanun himaye etmez.

II - Hüsnü niyet:

MADDE 3

Bir hakkın doğumu için kanunen hüsnü niyet şart kılınan hallerde asıl olan, onun vücududur. Ancak, icabı hale göre kendisinden beklenen ihtimamı sarfetmiyen kimse hüsnü niyet iddiasında bulunamaz.

III - Hakimin takdiri:

MADDE 4

Kanun takdir hakkı verdiği ve icabı hale yahut muhik sebeplere nazaran hüküm vermekle mükellef tuttuğu hususlarda hakim, hak ve nasfetle hükmeder.

(C) BORÇLARIN UMUMİ KAİDELERİ:

MADDE 5

Akitlerin inikadına ve hükümlerine ve sukutu sebeplerine taallük eden borçlar kısmında beyan olunan umumi kaideler medeni hukukun diğer kısımlarında dahi caridir.

(D) BEYYİNE:

I - Beyyine külfeti:

MADDE 6

Kanun, hilafını emretmedikçe tarafeynden her biri müddeasını ispata mecburdur.

II - Resmi sicil ve senetler:

MADDE 7

Resmi sicil ve senetlerin doğru olmadığı sabit oluncaya kadar münderecatı ile amel olunur. Bu münderecatın doğru olmadığını ispat, bir şekil mahsusa bağlı değildir.

BİRİNCİ KİTAP

Şahsın Hukuku

BİRİNCİ BAP

Hakiki şahıslar

BİRİNCİ FASIL

Şahsiyet

(A) ŞAHSİYET:

I - Medeni haklardan istifade:

MADDE 8

Her şahıs medeni haklardan istifade eder. Binaenaleyh kanun dairesinde haklara ve borçlara ehil olmakta herkes müsavidir.

II - Medeni hakların kullanılması:

1 - Mevzuu

MADDE 9

Medeni hakları kullanmağa salahiyettar olan kimse iktisaba da iltizama da ehildir.

2 - Şartları

a) Umumiyet itibariyle

MADDE 10

Mümeyyiz olan reşit, medeni hakları kullanmağa salahiyettardır.

b) Rüşt

MADDE 11

Rüşt, on sekiz yaşın ikmaliyle başlar. Evlenme, kişiyi reşit kılar.

c) Kazai rüşt

MADDE 12

On beş yaşını ikmal eden küçük, kendi rızası ve ana ve babasının muvafakatı ile mahkemei asliyece mezun kılınabilir.Vesayet altında ise, vasi de dinlenir.

d) Temyiz kudreti

MADDE 13

Yaşının küçüklüğü sebebiyle yahut akıl hastalığı veya akıl zayıflığı veya sarhoşluk ve bunlara benzer sebeplerden biriyle makul surette hareket etmek iktidarından mahrum olmayan her şahıs, Kanunu Medenice mümeyyizdir.

III - Medeni hakları kullanmağa ehliyetsizlik:

1 - Umumiyet itibariyle:

MADDE 14

Mümeyyiz olmayan ile küçükler ve mahcurlar medeni hakları kullanmak salahiyetinden mahrumdurlar.

2 - Temyiz kudretini haiz olmamak:

MADDE 15

Mümeyyiz olmayan şahsın tasarrufu, hukuki bir hüküm ifade etmez. Kanunda muayyen istisnalar bakidir.

3 - Temyiz kudretini haiz küçük veya mahcur:

MADDE 16

Mümeyyiz bulunan küçükler ile mahcurlar, kanuni mümessillerinin rızaları olmadıkça bizzat kendi tasarruflariyle iltizam edemezler. Ivazsız iktisapta ve münhasıran şahsa merbut hakları kullanmakta bu rızaya muhtaç değillerdir. Haksız fiillerinden mütevellit zararlardan mesuldurlar.

IV - Hısımlık ve sıhri hısımlık:

1 - Kan hısımlığı:

MADDE 17

Hısımlığın derecesi, nesillerin adedi ile taayyün eder. Birbirinin sulbünden gelenler arasındaki hısımlık usul ve füru hısımlığı ve birbirinin sulbünden gelmeyip te müşterek bir sulpten gelenler arasındaki hısımlık civar hısımlığıdır.

2 - Sıhrî hısımlık:

MADDE 18

Karı ve kocadan her birinin kan hısımları diğerinin aynı derece sıhrî hısımları olur.

Evlenmenin zevaliyle, sıhrî hısımlık zail olmaz.

V - İkametgah:

1 - Tarifi:

MADDE 19

Bir kimsenin ikametgahı, yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden ziyade ikametgahı olamaz.

Bu fıkranın hükmü, ticari ve sınai müesseseler hakkında cari değildir.

2 - İkametgahın değiştirilmesi:

MADDE 20

Bir ikametgahın değişmesi, yenisinin ittihazına mütevakkıftır. Bir kimsenin evvelce bir ikametgahı mevcut olduğu tayin edilemediği veyahut memaliki ecnebiyedeki ikametgahını terketmekle beraber Türkiyede henüz yeni bir ikametgaha sahip olmadığı takdirde elyevm sakin olduğu mahalle, ikametgahı nazariyle bakılır.

3 - Kanuni ikametgah:

MADDE 21

Kocanın ikametgahı karının ve ana ve babanın ikametgahı velayetleri altındaki çocuğun ve mahkemenin bulunduğu yer vesayet altındaki kimsenin ikametgahı addolunur.

İkametgahı belli olmayan kimsenin karısı veya kocasından ayrı yaşamağa mezun olan kadın kendisine ayrı bir ikametgah ittihaz edebilir.

4 - Müesseselerde bulunmak:

MADDE 22

Mektebe devam için bir yerde bulunmak veya bir terbiye müessesesine, bir hastaneye ve darülacezeye ve bir ceza müessesesine konulmak ikametgah ittihazını tazammun etmez.

(B) ŞAHSİYETİN HİMAYESİ:

I - Umumiyet itibariyle:

1 - Devir ve takyit yasağı ve istisnaları

Değişik kenar başlığı: 14.11.1990 t. 3678 s. K. m.1

MADDE 23

Kimse, medeni haklardan ve onları kullanmaktan kısmen olsun feragat edemez.

Kimse, hürriyetini ferağ edemediği gibi kanuna veya adabı umumiyeye mugayir surette takyit dahi edemez.

Ancak, yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Şu kadar ki, biyolojik madde verme borcu altına giren kimse aleyhine ifa talebinde bulunulamayacağı gibi maddi ve manevi tazminat davası da açılamaz.

Ek fıkra: 14.11.1990 t. 3678 s. K. m.1

2- Tecavüz halinde

a) İlke

MADDE 24

Değişik madde: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.1

Hukuka aykırı olarak şahsiyet hakkına tecavüz edilen kişi, hakimden, tecavüzde bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Şahsiyet hakkı ihlal edilenin rızasına veya üstün nitelikte bir özel ya da kamu yararına veya kanunun verdiği bir yetkiye dayanmayan her tecavüz hukuka aykırıdır.

b) Dava hakları

MADDE 24/a

Ek madde: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.1

Şahsiyet hakkı hukuka aykırı olarak tecavüze uğrayan veya bir tecavüz tehlikesi karşısında bulunan kişi, tecavüze son verilmesini veya tecavüz tehlikesinin önlenmesini talep edebileceği gibi, sona ermesine rağmen etkisi devam eden tecavüzün hukuka aykırılığının tespitini ve gerekiyorsa kararın yayınlanmasını ya da üçüncü kişilere bildirilmesini talep edebilir.

Maddi ve manevi tazminat davaları açma hakkı ile birlikte bu tecavüzden elde edilen kazançları vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca talep etme hakkı saklıdır.

Manevi tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez ancak miras yoluyla intikal eder.

Davacı şahsiyet haklarının himayesi için kendi ikametgahı veya davalının ikametgahı mahkemesinde de dava açabilir.

Davacı aynı zamanda maddi ve manevi tazminat ile vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca tecavüzden elde edilen kazancın kendisine verilmesini birlikte talep etmiş ise, bu davaları da kendi ikametgahı mahkemesinde de açabilir.

II - İsim üzerindeki hak:

1 - İsmin himayesi:

MADDE 25

İsmi ihtilafa mahal veren kimse, hakimden hakkının tanınmasını talep edebilir. İsmi gasbolunmasiyle mutazarrır olan kimse, bunun menini ve taksir vukuu takdirinde maddi tazminat talebi hakkına halel gelmemek üzere maruz kaldığı haksızlığın mahiyeti icabediyorsa manevi tazminat namiyle bir meblağ itasını da talep edebilir.

2 - İsmin değişmesi:

MADDE 26

Muhik sebeplerden binaen bir kimse isminin değiştirilmesini isteyebilir. İsmin değişmesi nüfus siciline kayıt ve ilan olunur.

Şahsın ismi değişmekle ahvali değişmez.

Bir ismin değişmesinden mutazarrır olan kimse ıttıla gününden itibaren bir sene içinde tebdil kararına itiraz edebilir.

(C) ŞAHSİYETİN BAŞLANGICI VE SONU:

I - Doğum ve ölüm:

MADDE 27

Şahsiyet, çocuğun sağ olarak tamamiyle doğduğu andan başlar ve ölüm ile nihayet bulur.

Çocuk sağ doğmak şartiyle ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni haklarından istifade eder.

II - Sağlığın ve ölümün ispatı:

1 - Beyyine külfeti:

MADDE 28

Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin vücudunu yahut öldüğünü yahut muayyen bir zamanda veya diğer bir şahsın vefatında sağ bulunduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispata mecburdur.

Hangisinin evvel veya sonra öldüğünü tayin mümkün olmaksızın ölenler, bir anda ölmüş sayılırlar.

2 - Ahvali şahsiye beyyineleri:

a) Umumiyet itibariyle:

MADDE 29

Doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. Nüfus sicilinde kayıt bulunmaz veya mevcut kaydın doğru olmadığı tahakkuk ederse keyfiyet her hangi bir delil ile ispat olunabilir.

Doğumdan sonra meydana gelen cinsiyet değişikliğinin asgari sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi halinde nüfus sicilinde gerekli düzeltme yapılır. Bu konuda açılacak davalarda cinsiyeti değiştirilen kişi evli ise, eşe de husumet yöneltilir ve aynı mahkeme, varsa ortak çocukların velayetinin kime verileceğini de tayin eder, cinsiyet değişikliği kararının kesinleştiği tarihte, evlilik kendiliğinden son bulur.

Ek fıkra: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.2

b) Ölüme karine:

MADDE 30

Ölüsü bulunamıyan bir kimse ölümüne muhakkak nazariyle bakılmağı icab edecek ahval içinde kaybolmuş ise o kimse hakikaten ölmüş addolunur.

III - Gaiplik kararı:

1 - Umumiyet itibariyle:

MADDE 31

Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya çoktan beri kendisinden haber alınamıyan bir kimsenin ölümü pek muhtemel görünürse, hakları ölüme muallak kimselerin talebi hakim gaipliğe karar verebilir.

Salahiyettar hakim gaibin Türkiyedeki son ikametgahı hakimdir; eğer gaip Türkiyede asla ikamet etmemiş ise nüfus sicilinde mukayyet bulunduğu ve bu kayıt yoksa pederinin mukayyet olduğu mahallin hakimidir.

2 - Usulü muhakeme:

MADDE 32

Gaiplik kararı talep olunabilmek için, ölüm tehlikesinden en aşağı bir sene yahut gaibin son haberinden beş sene geçmiş olmak lazımdır.

Hakim, gaip hakkında malümatı olan kimseler muayyen bir müddet içinde malümatlarını bildirmek için usulü dairesinde ilan edilen bir tebliğ ile davet eder. Bu müddet birinci ilan tarihinden itibaren en aşağı bir senedir

3 - Talebin sukutu:

MADDE 33

Kaybolan kimse, ilan müddeti bitmeden meydana çıkar veya kendisinden haber alınır yahut öldüğü tarih tebeyyün ederse gaiplik talebi sakit olur.

4 - Hükmü:

MADDE 34

İlan semeresiz kaldığı takdirde hakim, gaiplik kararını verir. Ölüme mütaallik haklar, tıpkı gaibin ölümü tebeyyün etmiş gibi kullanılır. Gaiplik kararı ölüm tehlikesi yahut son haber gününden itibaren hüküm ifade eder.

İKİNCİ FASIL

Ahvali şahsiye sicil kayıtları

(A) UMUMİYET İTİBARİYLE:

I - Sicil:

MADDE 35

Ahvali şahsiye, buna mahsus sicil kayıtları ile taayyün eder.

Bu sicillin nasıl tutulacağı ve kanunun emreylediği beyanların nasıl ve kimler tarafından yapılacağı, nizamnamesine tabidir.

II - Memurlar:

MADDE 36

Ahvali şahsiye sicilleri, her halde Devletçe mansup memurları tarafından tutulur. Ahvali şahsiye kayıtlarını tutmak ve suretlerini vermek bu memurlara mahsustur.

Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Dışişleri Bakanlığının teklifi, İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanın onayı ile nüfus memurluğu yetkisi verilebilir.

Değişik fıkra: 4.7.1988 t. 336 s. KHK m.1
Aynen kabul: 7.2.1990 t. 3612 s. K. m.6

III - Mesuliyet:

MADDE 37

Ahvali şahsiyeyi kayıtla mükellef nüfus memurları, kendilerinin ve maiyetlerinin kusurlarından ileri gelen zarardan şahsan mesuldürler.

IV - Tashih:

MADDE 38

Hakimin hükmü olmadıkça ahvali şahsiye sicillinin hiç bir kaydı tashih edilemez.

(B) DOĞUM SİCİLLİ:

I - Doğumun bildirilmesi:

MADDE 39

Her doğum bir ay içinde nüfus memuruna bildirilir. Anası babası belli olmayan bir çocuk bulan kimse, çocuğu Hükümete teslim eder.

II - Tadile uğrayan kayıtlar:

MADDE 40

Ahvali şahsiyede vukua gelen değişmeler ezcümle evlenme haricinde doğan bir çocuğun babası tarafından tanınması, hakimin babalığa hükmetmesi, nesebin tashihi, evlatlık edinme veya bulunmuş bir çocuğun nesebi taayyün etmek hususlarından ileri gelen tebeddüller alakadarların talebi veya resmi bir iş'ar üzerine sicilde ait olduğu künye kenarına yazılır.

(C) ÖLÜM SİCİLLİ:

I - Ölümün bildirilmesi:

MADDE 41

Her ölüm ve bulunan her ölü, nihayet on gün içinde nüfus memuruna bildirilir.

II - Ölüsü bulunmayan:

MADDE 42

Bir kimse ölümüne muhakkak nazariyle bakılmağı icabedecek haller içinde kaybolursa, ölüsü bulunmamış bile olsa mahallinin en büyük mülkiye memurunun emriyle künyesine ölmüş kaydı düşürülebilir. Bununla beraber her alakadar, kaybolan kimsenin ölü veya sağ olduğunun hakim tarafından hükmedilmesini talep edebilir.

III - Gaiplik kararı:

MADDE 43

Gaiplik kararı hakimin iş'arı ile ölüm sicilline kaydolunur.

IV - Kayıtların tashihi:

MADDE 44

Sicille düşürülen bir kaydın doğru olmadığı anlaşılmak veya hüviyeti meçhul diye kaydedilen bir kimsenin hüviyeti tayin olunmak veya gaiplik kararı feshedilmek sebepleri ile zaruri olan sicil tashihleri, künyesinin kenarına şerh verilmek suretiyle icra edilir.

İKİNCİ BAP

Hükmi şahıslar

BİRİNCİ FASIL

Umumi hükümler

(A) HÜKMİ ŞAHSİYET:

MADDE 45

Başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere teşekkül eden cemiyet ve şirketler ile kendilerine has bir mevcudiyeti ve muayyen bir gayesi bulunan müesseseler, sicillerine kayıtlarını icra ettirmekle şahsiyet iktisabederler.

Gayeleri kanuna ve ahlaka mugayir olan cemiyet ve şirketler ve müesseseler şahsiyet iktisabedemez.

(B) MEDENİ HAKLARDAN İSTİFADE:

MADDE 46

Hükmi şahıslar; cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış icabı olarak ancak insana has olanlardan maada bütün hakları iktisap ve borçları iltizam edebilirler.

(C) MEDENİ HAKLARI KULLANMAK SALAHİYETİ:

I - Şartları:

MADDE 47

Hükmi şahısların medeni hakları kullanmağa salahiyeti, kanuna ve nizamnamelerine göre bu husus için muktazi uzuvlara malik olmalariyle başlar.

II- Kullanmak tarzı:

MADDE 48

Hükmi şahsın iradesi, uzuvları vasıtasiyle ifade olunur. Uzuvlar; hukuki tasarrufları veya diğer herhangi fiilleri ile hükmi şahsı ilzam ederler. Uzuvların irtikabettiği kusurlar şahsan kendilerini dahi mesul kılar.

(D) İKAMETGAH:

MADDE 49

Hükmi şahsın ikametgahı, nizamnamesinde hilafına hükümler bulunmadıkça muamelelerinin tedvir olunduğu mahaldir.

(E) ŞAHSİYETİN ZEVALİ:

I - Malların tahsisi:

MADDE 50

Zeval bulan hükmi şahsın malları kanunda, nizamnamesinde veya tesis senedinde hilafına hükümler bulunmaz yahut salahiyettar uzvu hilafına karar vermiş olmazsa gayesinin taalluk ettiği hukuku amme müesseselerine intikal eder. Bu malların evvelki ciheti tahsisi mümkün mertebe muhafaza edilir. Gayesi kanuna veya adaba umumiyeye mugayir olduğu için hakim tarafından feshedilen hükmi şahsiyetlerin malları, hilafına dair olan şartlara bakılmaksızın hukuku amme müessesesine intikal eder.

II - Tasfiye:

MADDE 51

Hükmi şahsın malları, kooperatif şirketlere tatbik edilen hükümlere tevfikan tasfiye olunur.

(F) HUKUKU AMME MÜESSESELERİNE VE ŞİRKETLERE DAİR HÜKÜMLERİN MAHFUZİYETİ:

MADDE 52

Hukuku amme müesseseleri, Hukuku Amme Kanunlarına tabidir. İktisadi bir gaye takip eden cemiyetler, şirketler hakkındaki hükümlere tabidir.

İKİNCİ FASIL

Cemiyetler

(A) CEMİYET NASIL TEŞEKKÜL EDER

I - Cemiyet teşkilatı:

MADDE 53

Siyasi, dini, ilmi, bedii, hayri cemiyetler ile eğlence ve idman cemiyetleri ve asıl gayesi iktisadı olmıyan diğer cemiyetler; nizamnamelerinde cemiyet olarak teşekkül arzusunu izhar etmekle şahsiyet iktisabederler.

Her cemiyetin bir nizamnamesi vardır. Bu nizamname cemiyetin gayesi ve varidat membaları ve teşkilatı hakkında lüzumu olan hükümleri ihtiva eder.

II - Tescil:

MADDE 54

Nizamnamesi müessisleri tarafından kabul edilmiş ve idare heyetini teşkil etmiş olan her cemiyet, kendisini sicille kaydettirebilir.

Gayesine erişmek için ticari şekilde icrayı sanat eden bir cemiyet, kendisini sicille kaydettirmekle mükelleftir.

Kayıt talebine, nizamname ile idare heyetini teşkil edenlerin bir listesi raptedilir.

III - Şahsiyeti olmayan cemiyetler:

MADDE 55

Şahsiyet iktisabetmesi kanunen mümkün olmıyan yahut henüz şahsiyet iktisabetmemiş bulunan bir cemiyet, adi şirket hükmündedir.

IV - Cemiyet ile nizamnamenin kanun ile münasebeti:

MADDE 56

Cemiyetin nizamnamesinde cemiyetin teşkilatına ve azasiyle münasebetine dair hükümler yok ise aşağıdaki maddeler tatbik olunur.

Nizamname, kanunen tatbikleri mecburi olan kaidelerden ayrılamaz.

(B) TEŞKİLAT:

I - Heyeti umumiye:

1 - Vazife ve davet:

MADDE 57

Heyeti umumiye cemiyetin en yüksek merciidir; İdare heyetinin veya müdürünün daveti üzerine içtima eder. Davet nizamname ile muayyen halde yapılır. Bundan başka azadan beşte biri isterse, heyeti umumiyenin behemehal davet edilmesi kanunen lazım gelir.

2 - Selahiyet:

MADDE 58

Heyeti umumiye, azanın kabul ve ihracı hakkında karar verir; idare heyetini intihabeder ve cemiyetin diğer bir uzvuna tevdi edilmemiş olan işleri tesviye eyler.

Heyeti umumiye cemiyetin diğer uzuvlarını teftiş eder. Mukavele ile haiz oldukları haklara halel gelmeksizin onları her zaman azledebilir.

Muhik sebepler için azil salahiyeti, heyeti umumiyenin kanuni bir hakkıdır.

3 - Kararlar:

a) Şekli:

MADDE 59

Cemiyet kararlarını heyeti umumiye halinde verir.

Bütün azanın tahriren iltihak ettiği bir teklif, heyeti umumiye kararı gibidir.

b) Rey hakkı ve ekseriyet:

MADDE 60

Cemiyetin her azası, heyeti umumiyede aynı rey hakkını haizdir. Kararlar hazır olan azanın ekseriyeti arasiyle verilir.

Nizamname, sarahaten müsait olmadıkça ruzname haricinde karar verilemez.

c) Rey hakkından mahrumiyet:

MADDE 61

Bir cemiyet azası kendisi veya karı ve kocası yahut usul ve füruu ile cemiyet arasındaki bir işe veya davaya dair ittihazı lazım gelen kararlarda rey veremez.

II - İdare Heyeti:

MADDE 62

İdare heyeti, cemiyetin işlerini görmek ve nizamnameye tevfikan onu temsil eylemek hak ve vazifesini haizdir.

(C) AZALAR:

I - Azalığa girmek ve çıkmak:

MADDE 63

Cemiyet her zaman yeni aza kabul edebilir. Her aza, altı ay evvel istifa arzusunu bildirmek şartiyle cemiyetten çıkmak hakkını haizdir.

II - İştirak hissesi:

MADDE 64

İştirak hissesi, cemiyetin nizamnamesiyle muayyendir. Nizamnamede tayin edilmemiş ise cemiyetin gayesi ve borçlarının tediyesi için muktezi masrafları cemiyet azası mütesaviyen verirler.

III - İhraç:

MADDE 65

Nizamname, azadan birinin cemiyetten çıkarılmasını mucip esbabı tayin edebileceği gibi sebep beyan olunmaksızın ihraç müsaadesini dahi verebilir. Her iki takdirde ihraç aleyhine ikamei dava olunamaz.

Nizamnamede, ihraca dair bir hüküm mevcut değil ise ihraç ancak cemiyet karariyle muhik sebeplere müsteniden olabilir.

IV - Cemiyetten çıkmanın veya çıkarılmanın hükmü:

MADDE 66

Cemiyetten çıkan veya çıkarılan aza cemiyetin mallarında bir güna hak iddia edemez; azalıkta bulundukları müddete ait iştirak hissesini vermeğe mecburdur.

V - Cemiyetin gayesini vikaye:

MADDE 67

Hiç bir aza, cemiyetin gayesini tebdil eden kararı kabule icbar edilemez.

VI - Azanın hukukunu vikaye:

MADDE 68

Azadan her biri kanuna veya cemiyetin nizamnamesine uygun olmayıp ta kendi muvafakatine iktiran etmemiş bulunan bir karar aleyhine ona ıttıladan itibaren bir ay içinde; mahkemeye müracaatla itiraz etmeğe kanunen salahiyettardır.

(D) FESİH VE FESİH KARARI:

MADDE 69

Cemiyet, kendisini feshe her zaman karar verebilir.

I - Bihakkın infisah:

1 - Cemiyetin karariyle:

2 - Kanunen:

MADDE 70

Cemiyet, hali acze düşer veya idare heyetinin nizamnameye tevfikan teşkiline imkan kalmazsa, kendiliğinden münfesih olur.

3 - Hakim tarafından fesih

MADDE 71

Bir cemiyetin gayesi kanuna, yahut adabı umumiyeye mugayir olursa, müddeiumumilik makamının veya bir alakadarın talebi üzerine, o cemiyet fesholunur.

II - Kaydın terkini:

MADDE 72

Eğer cemiyet sicille kaydolunmuş ise fesih ve infisah keyfiyeti, idare heyeti yahut hakim tarafından terkini kayıt için memuruna tebliğ olunur.

ÜÇÜNCÜ FASIL

VAKIF

A) Kuruluş:

I - Genel Olarak:

MADDE 73

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakıf, başlıbaşına mevcudiyeti haiz olmak üzere, bir malın belli bir gayeye tahsisidir.

Bir mamelekin bütünü veya gerçekleşmiş veya gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir.

II - Vakfın Şekli:

MADDE 74

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakıf, resmi senetle veya vasiyet yolu ile kurulur ve vakfedenin ikametgahı asliye mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır. Mahkeme, tescil hususunu Vakıflar Genel Müdürlüğündeki merkezi sicile kaydolunmak üzere resen tebliğ eder.

Kanuna, ahlaka ve adaba veya milli menfaatlere aykırı olan veya siyasi düşünce veya belli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek gayesi ile kurulmuş olan vakıfların tesciline karar verilemez.

Tescil kararının tebliği tarihinden itibaren, Vakıflar Genel Müdürlüğü, iki ay içinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurabilir.

Merkezi sicile kaydedilen vakıf, Resmi Gazete ile ilan edilir.

Tescilin tarzı, kimler tarafından yaptırılacağı ve sicillerin ne suretle tutulacağı, ilanın muhtevası ve ne suretle yapılacağı tüzük ile tayin edilir.

Bir vakfın tescili ile birlikte vakfedilen malların mülkiyeti ve haklar vakfa intikal eder.

Mahkeme, vakfedilen gayrimenkulün vakıf tüzel kişiliği adına tescilini resen ve derhal tapu idaresine bildirir.

III - Vakıf Senedinin Muhtevası:

MADDE 75

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakıf senedinde, vakfın gayesi, uzuvları, bu gayeye tahsis edilen mallar ve haklar, vakfın teşkilatı, ikametgahı ve ismi gösterilir.

IV - Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı:

MADDE 76

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Bağışlamada olduğu gibi vakfedenin mirasçıları ve alacaklıları tarafından vakfa itiraz olunabilir.

B) Vakfın teşkilatı:

I - Genellikle:

MADDE 77

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakfın bir idare uzvunun bulunması mecburidir. Vakfeden bundan başka lüzumlu göreceği diğer uzuvları, vakıf senedinde gösterebilir.

Vakıf senedinde vakfın uzuvları, idare sureti ve temsil tarzı kafi derecede gösterilmemiş olur veya sonradan bir imkansızlık doğarsa teftiş makamı bunları vakfedene tamamlattırır. Vakfedenin ölümü veya bu tamamlamayı yapamıyacak bir durumda bulunması halinde, teftiş makamı noksanların ikmali için düşüncesi ile birlikte mahkemeye müracaat eder.

74 üncü maddenin ikinci fıkrası gereğince vakfın tescili yahut vakfın gayesine göre teşkili mümkün olmadığı veya vakfa tahsis edilen mallar gayenin tahakkukuna yetmediği takdirde, vakfeden itiraz etmedikçe veya vakıf senedinde aksine açık bir hüküm bulunmadıkça; vakfedilmiş mallar mahkeme tarafından, teftiş makamının mütalaası alınarak, mümkün mertebe gayece aynı olan bir vakfa tahsis olunur.

Bu hususlarda yetkili mahkeme, vakfedenin ikametgahı asliye mahkemesidir.

II - İstihdam Edilenlere ve İşçilere Yardım Vakıfları:

MADDE 77/A

Ek madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Türk Ticaret Kanununun 468 inci maddesi gereğince kurulan istihdam edilenler ve işçilere yardım vakıfları ayrıca aşağıdaki hükümlere tabidirler.

Vakfın uzuvları, faydalananlara, vakfın teşkilatı, faaliyeti ve mali durumu hakkında gerekli bilgiyi vermeye mecburdurlar.

İstihdam edilenler ve işçiler vakfa aidat ödedikleri takdirde, en az bu ödemeleri nispetinde idareye iştirak ederler. Mümkün olduğu nispette personel arasından gösterilecek temsilcileri bizzat seçerler.

İstihdam edilenler ve işçilerin ödemelerine tekabül ettiği nispette, kaideten, vakfın mamelekinin istihdam edene karşı bir alacaktan ibaret olması yalnız bu alacağın temin edilmiş olması halinde caizdir.

Faydalananlar vakfa aidat ödedikleri veya vakfı düzenliyen hükümler onlara edayı talep hususunda bir hak bahşettiği takdirde, vakfın edalarını dava yoliyle talebedebilirler.

C) Teftiş:

MADDE 78

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün teftişine tabidir.

Teftiş makamı, vakıf senedi hükümlerinin yerine getirilip getirilmediğini, vakıf malların gayeye uygun surette ve tarzda idare ve sarf edilip edilmediğini denetler.

Teftişin tarzı ve nasıl yapılacağı, neticeleri ve bu kanuna göre kurulmuş olsun veya olmasın bilcümle vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödiyecekleri teftiş ve denetleme masraflarına katılma payı, safi gelirin yüzde beşini geçmemek üzere, tüzük ile belli edilir.

D) İdare ve gayede değişiklik, malların değiştirilmesi:

I - İdarenin değiştirilmesi:

MADDE 79

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakfın mallarının muhafaza veya gayesini devam ettirmek için kesin ihtiyaç bulunduğu halde yetkili asliye mahkemesi, idare uzvunun teklifi üzerine, teftiş makamının yazılı düşüncesini aldıktan sonra vakfın idare şeklini değiştirebilir.

Yetkili asliye mahkemesi, teftiş makamının tüzükte gösterilen sebeplere dayanarak yapacağı müracaat üzerine duruşma yaparak idare edenleri işten uzaklaştırabilir ve vakıf senedinde ayrı bir hüküm yoksa yenisini seçebilir. İstihdam edilenlere ve işçilere yardım vakıflarında vakıf senedinin, faydalananların vakıftan faydalanma şartlarına ve idareye iştiraklerine dair hükümlerinde yapılacak değişiklikler, vakıf senedinde bu hususta yetkili olduğu belirtilen uzvun kararı üzerine, teftiş makamının yazılı düşüncesi alındıktan sonra asliye mahkemesi tarafından kararlaştırılır.

Bu kanunda gösterilen yetkili merciler dışında bir kişi veya kuruluşun vakfın idaresinde doğrudan doğruya veya dolaylı olarak müdahale etmesi halinde, bu müdahaleye yer veren veya göz yuman, idare edenler, yukardaki fıkra hükmü gereğince her halde işten uzaklaştırılır ve yerlerine yenileri seçilir.

II - Gayenin değiştirilmesi:

MADDE 80

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakfın asıl gayesinin mahiyet ve şümulü vakfedenin arzusuna açıktan açığa uymıyacak derecede değişmiş olursa, yetkili asliye mahkemesi idare uzvunun veya teftiş makamının müracaatı üzerine duruşma yaparak vakfın gayesini değiştirebilir.

Gayeyi tehlikeye koyan mükellefiyet ve şartların kaldırılması veya değiştirilmesi de aynı hükme tabidir.

III - Malların değiştirilmesi:

MADDE 80/A

Ek madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Geliri giderini karşılamıyan veya kıymetine uygun gelir getirmeyen vakfın malları, daha yararlı her hangi bir mal veya para ile değiştirilebilir. Bu değiştirmeye, teftiş makamının teklifi üzerine idare uzvunun düşüncesi alındıktan sonra yetkili asliye mahkemesi karar verir.

E) Vakfın gelirleri ve iktisap:

MADDE 81

Değişik madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakfın gelirleri ile yapılan iktisaplar veya hükmi tahsislerle temellük edilen mal ve haklar, vakıf senedinde yazılı mallara ilave edilerek her takvim yılı başında teftiş makamına bildirilir.

Vakıf idare uzuvları, her takvim yılı başındaki mali durumu münasip vasıta ile ilan veya neşretmeye ve siciline tescil ettirmeye mecburdur.

F) Vakfın nihayete ermesi:

MADDE 81/A

Ek madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Gayesinin tahakkuku imkansız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur.

Keyfiyet idare uzvu tarafından sicile tescil ettirilir.

Gayesi 74 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hale gelen vakıf yetkili asliye mahkemesi tarafından, teftiş makamının müracaatı üzerine, taraflar çağırılıp duruşma yapılarak kararla dağıtılır ve sicile bildirilir.

Zilyetlikle iktisap yasağı:

MADDE 81/B

Ek madde: 13.7.1967 t. 903 s. K. m.1

Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yolu ile iktisap hükümleri tatbik olunmaz.

İKİNCİ KİTAP

Aile Hukuku

BİRİNCİ KISIM

Karı Koca

ÜÇÜNCÜ BAP

Evlenme

BİRİNCİ FASIL

Nişanlanma

(A) NİŞANLANMA:

MADDE 82

Nişanlanma, evlenmek vadiyle olur.

Nişanlanma, kanuni mümessilleri tarafından muvaffakat edilmedikçe küçük veya mahcuru ilzam etmez.

(B) HÜKÜMLERİ:

I - Evlenmek için dava hakkının bulunmaması:

MADDE 83

Değişik madde: 14/11/1990 t. 3678 s. K. m.2

Nişanlılık evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.

Evlenmeden kaçınma hali için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.

II - Nişanı bozmanın neticesi:

1 - Maddi tazminat:

MADDE 84

Nişanlılardan biri, muhik bir sebep yok iken nişanı bozduğu veya iki taraftan birine atfedilecek bir kusur yüzünden nişan bozulduğu takdirde taksiri olan taraf; diğer tarafa, ana ve babasına veya bu hususta onlar gibi hareket eden sair kimselere hüsnü niyet ile ve nikahın icra olunacağı kanaati ile ihtiyar ettikleri masarife mukabil münasip bir tazminat vermeğe mecburdur.

2 - Manevi tazminat:

MADDE 85

Bir taraf kendi kusuru olmaksızın nişanın bozulmasından şahsen fahiş bir surette mutazarrır olmuş ise, hakim onun zararı manevisini telafi için

münasip bir tazminat hükmedebilir. Manevi tazminat davası, mirasçıya intikal etmez; şu kadarki, miras açıldığı zaman iddia kabul edilmiş veya dava ikame olunmuş ise mirasçılara intikal eder.

III - Hediyelerin iadesi:

MADDE 86

Değişik madde: 14.11.1990 t. 3678 s. K. m.3

Nişan bozulur veya nişanlılardan biri ölür veya gaipliğine karar verilirse nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi hareket edenlerin diğer nişanlıya vermiş oldukları mutad dışı hediyeler verenler tarafından geri istenebilir.

Hediye aynen mevcut değil ise, karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade edilir.

IV - Müruru zaman:

MADDE 87

Nişanlanmaktan mütevellit davalar, nişanın bozulduğu tarihten itibaren bir sene sonra sakıt olur.

İKİNCİ FASIL

Evlenmeye ehliyet ve maniler

(A) EHLİYET ŞARTLARI:

I - Yaş:

MADDE 88

Değişik madde: 15.6.1938 t. 3453 s. K. m.1

Erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez.

Şu kadar ki hakim, fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni on beş yaşını ikmal etmiş olan bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. Karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır.

II - Mümeyyiz:

MADDE 89

Evlenmeye, yalnız mümeyyiz olanlar ehildir. Akıl hastalıklarından birine müptela olan kimse asla evlenemez.

III - Kanuni mümessillerin rızası:

1 - Küçükler hakkında:

MADDE 90

Küçük, ana ve babasının veya vasisinin rızası olmadıkça evlenemez. Evlenmenin ilanı esnasında ana ve babadan yalnız biri velayeti haiz ise onun rızası kafidir.

2 - Mahcurlar hakkında:

MADDE 91

Mahcur, vasisinin rızası olmadıkça evlenemez.

Vasinin imtinaı takdirinde mahcur mahkemeye müracaat edebilir.

(B) MANİLER:

I - Hısımlık:

MADDE 92

Aşağıdaki kimseler arasında evlenmek memnudur:

1 - Nesep sahih olsun olmasın usul ve füru arasında, ana baba bir veya baba bir yahut ana bir kardeşler arasında, bir kimse ile amuca, dayı, hala ve teyzesi arasında.

2 - Sıhriyet hısımlığını tevlit etmiş olan evlenme feshedilmiş veya vefat yahut boşanma ile zail olmuş ise bile karı ile kocanın usul ve füruu ve koca ile karının usul ve füruu arasında,

3 - Evlatlık ile evlatlık edinen ve bunlardan biriyle diğerinin koca veya karısı arasında.

II - Evvelki evlenme:

1 - Alelıtlak zevalinin ispatı:

a) Umumiyet itibariyle:

MADDE 93

Tekrar evlenmek isteyen kimse, vefat veya boşanma ile yahut butlan hükmü ile evliliğinin zail olduğunu ispata mecburdur.

b) Gaiplik halinde:

MADDE 94

Değişik madde: 4.5.1988 t. 3443 s. K. m.3

Gaipliğine hükmolunan kimsenin kocası veya karısı evlilik feshedilmedikçe evlenemez.

Gaibin karı veya kocası ya gaiplik davası ile birlikte evliliğin feshini ister ya da gaiplik kararı verilip de nüfusa tescil edilmiş ise nüfus idaresine müracaat ile evliliğin feshinin tescilini talep eder. Bu tescil evliliğin feshinin tüm neticelerini hasıl eder.

Evliliğin feshinin gaiplik davası ile birlikte talep edilmesi halinde boşanma hakkındaki usul burada dahi caridir.

2 - Müddetler:

a) Kadın için:

MADDE 95

Kocasının vefatı veya boşanma sebebiyle dul kalan yahut evliliğinin butlanına hükmedilen kadın; vefattan, boşanmadan veya butlan hükmünden itibaren üç yüz gün geçmedikçe tekrar evlenemez. Doğurmakla müddet biter.

Kadının gebe kalması mümkün olmadığı veya boşanma ile ayrılmış olan karı ve koca tekrar birbirleriyle evlenmek istedikleri taktirde, hakim bu müddeti kısaltabilir.

b) Boşanan kadın için:

MADDE 96

Mülga madde: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.9

ÜÇÜNCÜ FASIL

Bu kanunun, evlenme ilanı ve akdine ilişkin 97-111 inci maddelerinin 15.11.1984 tarihli ve 3080 sayılı kanuna aykırı hükümleri, aynı kanunun 6. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Evlenme ilanı ve akdi

(A) İLAN:

I - Evlenme kararını beyanın tarzı:

MADDE 97

Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, evlenme kararlarını, belediye reisine veya reisin evlenme işlerine memur ettiği belediye dairesindeki vekiline ve köylerde ihtiyar heyetine beyan edince, bu karar ilan olunur. İlan müddeti onbeş gündür.

Bu beyan, kendileri tarafından şifahen yapıldığı gibi imzaları musaddak olmak şartiyle tahriren de olur.

İlan için müracaat eden evlenecek erkek ve kadından her biri, hüviyet cüzdanını ve iktiza ediyorsa ana ve baba veya vasilerinin tahriri rızalarını ve karı veya kocanın vefat vesikasını yahut butlan ve boşanma ilamını belediye veya ihtiyar heyetine tevdie mecburdur.

II - Beyan ve ilanın mercii:

MADDE 98

Beyan için evlenecek erkeğin ikametgahı belediyesine müracaat olunur.

Evlenecek erkek; ikametgahı ecnebi memlekette olan bir Türk ise, beyan için sicillinde mukayyet bulunduğu ve bu kayıt yok ise, pederinin mukayyet olduğu yerin belediyesine müracaat olunabilir.

İlan; hem iki tarafın ikametgahlarında hem sicillinde mukayyet bulundukları ve bu kayıt yok ise pederlerinin mukayyet olduğu mahalde, belediyeler tarafından yapılır.

III - İlan talebinin reddi:

MADDE 99

Beyan, usulü dairesinde yapılmaz veya evlenecek erkek ve kadından biri evlenmeye ehil olmazsa yahut evlenme için bir mani bulunursa ilan talebi reddolunur.

(B) İTİRAZ:

I - İtiraz hakkı:

MADDE 100

Alakadar olan her kimse evlenecek erkek ve kadından birinin evlenmeye ehil olmadığı veya evlenmek için kanuni bir mani bulunduğu iddiasiyle ilan müddeti içinde evlenmenin akdine itiraz edebilir.

İtiraz, ilanı yapan belediyelerden her hangi birine tahriren vukubulur. Ehliyetsizlik veya kanuni bir mani bulunduğu iddiasına müstenit olmayan itirazlar, belediye reisi veya vekilince yahut ihtiyar heyetlerince nazara alınmaz.

II - Resen itiraz:

MADDE 101

Mutlak butlan sebeplerinden birinin vücudu halinde, müddeiumumilik makamı evlenmenin akdine resen itiraz ile mükelleftir.

III- Usulü muhakeme:

1 - İtirazın tebliği:

MADDE 102

İlan talebi kendisine vakı olan belediye reis veya vekili yahut ihtiyar heyeti; itirazı, ilan müddetinin hitamında evlenecek erkek ve kadından her birine derhal tebliğ eder. Bunlardan biri itirazın haksızlığını iddia ederse itiraz sahibi keyfiyetten hemen haberdar edilir.

2 - Dava:

MADDE 103

İtiraz sahibi itirazında israr ederse, ilan talebinin vakı olduğu mahal hakimi huzurunda evlenmenin menini dava edebilir.

3 - Müddetler:

MADDE 104

İtiraz ve haksızlığını iddia hususlariyle, evlenmenin men'i davasının her birinin müddeti on gündür.

Bu müddet; itiraz için ilan gününden, haksızlık iddiası için itirazın evlenecek erkek ve kadına tebliği gününden, ve evlenmenin men'i davası için itiraz sahibinin haksızlık iddiasından haberdar edildiği günden itibaren başlar.

(C) EVLENME AKDİ:

I - Şartları:

1 - Ahvali şahsiye memurları:

MADDE 105

İlan talebi kendisine vakı olan belediyenin reisi yahut evlenme işlerine memur ettiği vekili veya ihtiyar heyeti, itiraz eden bulunmazsa, evlenecek erkek ve kadının talebi ile evlenmeyi akit veya ilanın icra olunduğuna dair bir vesika itası ile mükelleftir.

Evlenmenin men'i davası ikame edilmediği veya reddedildiği takdirde dahi hüküm böyledir. İlan vesikası, evleneceklere vesika tarihinden itibaren altı ay içinde Türkiye'nin her tarafında belediye reislerinin yahut reislerin evlenme işlerine memur ettiği vekillerinin huzurunda evlenebilmek salahiyetini verir.

2 - Memurun imtinaı:

MADDE 106

Evlenmenin akdi için kendisine müracaat edilen belediye reisi yahut evlenme işlerine memur ettiği vekil veya ihtiyar heyeti, ilanın icrasına mani bir sebep görürse akdi icradan imtina ile mükelleftir. Üzerinden altı ay geçen ilanın hükmü kalmaz.

3 - Akdin ilansız icrası:

MADDE 107

Evleneceklerden biri hasta olur ve kanuni müddetlere riayet halinde evlenmenin akdine imkan kalmamasından da korkulursa, belediyeye ve ihtiyar heyetine sulh mahkemesi tarafından müddetleri azaltmak hatta evlenmeyi ilansız akdetmek için, müsaade olunabilir.

II - Evlenme merasimi:

1 - Aleniyet:

MADDE 108

Evlenme; Reşit iki şahit muvacehesinde belediye dairesinde veya heyeti ihtiyariyede, belediye reisi veya reisin evlenme işlerine memur ettiği vekili veya muhtar tarafından alenen akdolunur. Evleneceklerden birinin belediye veya heyeti ihtiyariyeye gelemiyecek derecede hastalığı tabip raporiyle tebeyyün ederse, evlenme başka bir yerde dahi akdolunabilir.

2 - Merasimin şekli:

MADDE 109

Evlendirmeye memur olanlar evleneceklerden her birine, birbirleriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar; muvafakat cevapları üzerine evlenmenin her ikisinin rızasiyle kanunen akdedilmiş olduğunu beyan eder.

III - Evlenme kağıdı ve dini merasim:

MADDE 110

Evlendirme memuru merasimin hitamı üzerine derhal karı ve kocaya bir evlenme kağıdı verir. Evlenme kağıdı ibraz edilmeden, evlenmenin dini merasimi yapılamaz. Bununla beraber evlenmenin tamamiyeti dini merasimin icrasına mütevakkıf değildir.

(D) NİZAMNAMELER:

MADDE 111

İlan ve evlenme merasimine ve evlenme sicillerine dair hükümler nizamname ile muayyendir.

DÖRDÜNCÜ FASIL

Batıl olan evlenmeler

(A) MUTLAK BUTLAN SEBEPLERİ:

I - Şartları:

MADDE 112

Aşağıdaki hallerde evlenme batıldır:

1 - Karı kocadan biri evlenme merasiminin icrası zamanında evli ise,

2 - Karı kocadan biri evlenme merasiminin icrası zamanında bir akıl hastalığı veya daimi bir sebep neticesi mümeyyiz değilse,

3 - Karı koca arasında kanunen memnu bir derecede kan veya sıhriyet hısımlığı varsa.

II - Dava Hakkı:

MADDE 113

Butlan davası müddeiumumi tarafından resen ikame olunur. Alakadarlardan her biri dahi butlan davasını ikame edebilir.

III - Dava hakkının tahdidi veya nez'i:

MADDE 114

Zail olan bir evlenmenin butlanı resen dava olunamaz. Fakat alakadarlardan her biri butlanı hüküm altına aldırabilir.

Mümeyyiz olmamanın veya bir akıl hastalığı ile malüliyetin zevali halinde, evlenmenin butlanı ancak karı veya koca tarafından dava olunabilir.

Evli iken yine evlenen bir kimsenin bu evlenmesine butlan hükmü verilmeden evvel, vefat ve sair sebeplerle evvelki evlenme zail olmuş olur ve yeni evlenmede de diğer taraf hüsnü niyet sahibi bulunursa butlana hükmolunamaz.

(B) NİSBİ BUTLAN:

I - Karı kocadan birinin dava hakkı:

1 - Temyiz kudretinden mahrumiyet:

MADDE 115

Evlenme merasiminin icrası zamanında geçici bir sebeple temyiz kudretinden mahrum bulunmuş olan karı ve koca, evlenmenin feshini dava edebilir.

2 - Hata:

MADDE 116

Aşağıdaki hallerde karı kocadan biri evlenmenin feshini dava edebilir:

1 - Evlenmeği hiç istemediği yahut karı veya kocası olan şahıs ile evlenmeği kasdetmediği halde hataen evlenmeye rızası olduğunu beyan etmiş ise,

2 - Karı veya kocasında bulunmaması onunla birlikte yaşamağı kendisi için çekilmez bir hale koyacak derecede ehemmiyetli bir vasıf hakkında hataya düşerek evlenmiş ise.

3 - Hile:

MADDE 117

Aşağıdaki hallerde karı kocadan biri evlenmenin feshini dava edebilir:

1 - Karı veya koca diğerinin namus ve haysiyeti hakkında gerek bizzat onun tarafından, gerek onun malümatı ile üçüncü bir şahıs tarafından iğfal edilerek akde razı olmuş ise,

2 - Davacının veya neslinin sıhhatı için vahim bir tehlike arzeden bir hastalık kendisinden gizlenmiş ise.

4 - Tehdit:

MADDE 118

Kendisinin veya yakini olan bir kimsenin hayat ve sıhhat veya namusuna karşı vahim ve o zamanda mevcut veya karip bir tehlike tehdidi altında evlenen karı veya koca, evlenmenin feshini dava edebilir.

5 - Müruru zaman:

MADDE 119

Fesih davası, hak sahibinin fesih sebebine vukufu veya tehdidin zevali gününden itibaren altı ay ve her halde evlenmeden itibaren beş sene sonra müruru zamana uğrar.

II - Ana ve baba veya vasinin fesih davası:

MADDE 120

Evlenmeleri ana ve babalarının veya vasilerinin iznine mütevakkıf olanlar, bu izni almaksızın evlenirlerse, ana ve baba veya vasi feshi dava edebilir.

Evlenmenin feshine hükmolunmazdan evvel karı koca, ana ve baba veya vasinin iznine muhtaç olmaktan kurtulur veya karı gebe kalırsa evlenme fesholunamaz.

(C) BUTLANI MUCİP OLMAYAN NOKSANLAR:

I - Evlatlık rabıtası:

MADDE 121

Evlatlık edinme sebebiyle evlenmeleri kanunen memnu olan kimselerin, evlenmesi fesholunamaz. Evlenme ile, evlatlık hükmü kalmaz.

II - Müddetlere riayetsizlik:

MADDE 122

Kanuni ve kazai müddetler içinde evlenmesi memnu olan kimsenin bu müddetler geçmezden evvel tekrar evlenmiş olması, evlenmenin feshine sebep olamaz.

III - Şekil noksanı:

MADDE 123

Belediye reisi veya vekili veya köylerde ihtiyar heyeti huzurunda akdedilmiş olan evlenme, kanuni şekillere riayet edilmemiş olması sebebi ile fesholunamaz.

(D) BUTLAN KARARI:

I - Umumiyet itibariyle:

MADDE 124

Evlenmenin butlanı, ancak hakimin karariyle hüküm ifade eder.

Evlenme, mutlak bir butlan ile malül olsa bile hakimin kararına kadar sahih bir evlenmenin bütün hükümlerini haizdir.

II - Butlanın hükümleri:

1 - Çocuklar:

MADDE 125

Feshine hükmolunan bir evlenmeden doğan çocukların nesebi, baba ve anaları hüsnü niyet sahibi olmasalar bile sahihtir.

Çocuklar ile ana ve baba arasındaki haklar ve borçlar, boşanma hükümlerine tabidir.

2 - Karı, koca:

MADDE 126

Hüsnü niyetle evlenen kadın, feshine hükmedilmiş olsa bile evlenme ile iktisab ettiği vaziyeti muhafaza eder; fakat evlenmeden evvelki aile ismini tekrar alır.

Karı koca emvalinin tasfiyesi karı veya koca tarafından talep olunan maddi veya manevi tazminat ve nafaka; boşanmadaki hükümlere tabidir.

(H) MİRASÇILARIN HAKKI:

MADDE 127

Evlenmedeki fesih davası mirasçılara intikal etmez. Ancak ikame edilmiş davaya mirasçılar devam edebilirler.

(V) SALAHİYET VE USULÜ MUHAKEME:

MADDE 128

Evliliğin feshi davasında salahiyet ve usulü muhakeme boşanmadaki hükümlere tabidir.

DÖRDÜNCÜ BAP

Boşanma

(A) BOŞANMA SEBEPLERİ:

I - Zina:

MADDE 129

Karı kocadan her biri, diğerinin zina etmesi sebebiyle boşanma davasında bulunabilir. Davaya hakkı olan karı veya kocanın, boşanılma sebebine muttali olduğu günden itibaren altı ay ve her halde zinanın vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmesiyle boşanma davası sakıt olur.

Af halinde dava mesmu olmaz.

II - Cana kast, pek fena muameleler:

MADDE 130

Karı kocadan her biri, diğeri tarafından hayatına kasdedilmesi veya kendisine pek fena muamelede bulunulması sebebiyle boşanma davası ikame edebilir.

Davaya hakkı olan karı veya kocanın, sebebine muttali olduğu günden itibaren altı ay ve her halde mezkür sebebin vukuundan beş sene geçmesiyle boşanma davası sakıt olur.

Af halinde dava mesmu olmaz.

III - Cürüm ve haysiyetsizlik:

MADDE 131

Karı kocadan her biri, terzil edici bir cürüm işleyen yahut kendisiyle birlikte yaşamağı çekilmez bir hale koyacak derecede haysiyetsiz bir hayat süren diğeri aleyhine her zaman boşanma davası ikame edebilir.

IV - Terk:

MADDE 132

Karı kocadan biri, evlenmenin kendisine tahmil ettiği vazifeleri ifa etmemek maksadiyle diğerini terkettiği veya muhik bir sebep olmaksızın evine dönmediği takdirde, ayrılık en az üç ay sürmüş ve devam etmekte bulunmuş ise diğeri boşanma davasında bulunabilir. Davaya hakkı olan tarafın talebi ile hakim, diğer tarafa bir ay zarfında evine avdet etmesini ihtar eder. Bu ihtar icabında ilan tarikiyle yapılır. Şu kadar ki boşanma davasını ikame için muayyen müddetin ikinci ayı hitam bulmadıkça ihtar talebinde bulunulamaz ve ihtar vukuunda bir ay bitmeden dava ikame olunamaz.

V - Akıl hastalığı:

MADDE 133

Karı kocadan biri üç senedenberi devam eden bir akıl hastalığına düçar olup ta bu hastalık müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez hale koymuş ve şifası kabil olmadığı dahi ehli hibre tarafından tasdik edilmiş bulunursa o taraf, her zaman boşanma davasında bulunabilir.

VI - Evlilik birliğinin sarsılması veya müşterek hayatın yeniden kurulamaması

MADDE 134

Değişik madde: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.4

Evlilik birliği, müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini nazara alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde 150 nci maddenin (3) numaralı bendi hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir.

(B) DAVA:

I - Mevzuu:

MADDE 135

Boşanma davasını ikameye hakkı olan taraf; dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.

II - Salahiyet:

MADDE 136

Salahiyettar hakim davacının ikametgahı hakimidir.

III - Geçici tedbirler:

MADDE 137

Değişik madde: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.5

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, infakına, karı koca mallarının yönetimine ve çocukların bakımına dair geçici tedbirleri kendiliğinden alır.

(C) HÜKÜM:

I - Boşanma veya ayrılık:

MADDE 138

Boşanma sebeplerinden biri sabit olunca hakim, ya boşanmaya veya ayrılığa hüküm ile mükelleftir.

Dava yalnız ayrılığa dair ise, boşanmaya hükmolunamaz. Dava boşanmaya dair olup karı kocanın barışmaları ihtimali bulunduğu takdirde, ayrılığa hükmedilebilir.

II - Ayrılık müddeti:

MADDE 139

Ayrılığa bir seneden üç seneye kadar bir müddet için hükmedilir. Tayin olunan müddetin hitamında tefrik kendiliğinden nihayet bulur. Fakat karı koca bu müddet içinde barışmamışlarsa, iki taraftan her biri boşanma talebinde bulunabilir.

III - Ayrılığın hitamında verilecek hüküm:

MADDE 140

Ayrılık hükmünde muayyen müddetin hitamında bu hükme esas olan hadiseler münhasıran talibin aleyhine bulunmadıkça karı kocadan yalnız birisi tarafından talebedilmiş olsa bile, boşanmaya hükmedilir.

Bununla beraber diğer taraf müşterek hayata avdetten imtina ederse, ayrılık hükmüne esas olan hadiseler münhasıran talip aleyhine olsa bile, yine boşanmaya hükmolunur.

Hüküm, ayrılık davasının muhakemesi esnasında tahakkuk eden ve ayrılıktan sonra hadis olan ahval nazara alınmak suretiyle verilir.

IV - Boşanan Kadının Kişisel Durumu

Değişik kenar başlığı: 14.11.1990 t. 3678 s. K. m.4

MADDE 141

Değişik madde: 14/11/1990 t. 3678 s. K. m.4

Boşanan kadın evlenme ile kazandığı kişisel durumu korur, ancak; bekarlık soyadını yeniden alır. Şayet boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği sabit olursa, talebi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.

Koca, şartların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.

V - Memnuiyet müddeti:

MADDE 142

Mülga madde: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.9

VI - Boşanma halinde tazminat:

1 - Maddi ve manevi:

MADDE 143

Mevcut ve hatta muntazar bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsız karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan münasip maddi bir tazminat talebine hakkı vardır.

Bundan başka boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler kabahatsiz karı veya kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise, hakim manevi tazminat namiyle muayyen bir meblağ dahi hükmedebilir.

2 - Yoksulluk nafakası:

MADDE 144

Değişik madde: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.6

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Ancak, erkeğin kadından yoksulluk nafakası isteyebilmesi için, kadının hali refahta bulunması gerekir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

3. Tazminat ve nafakanın ödenme şekli

MADDE 145

Değişik madde: 4.5.1988 t. 3444 s. K. m.7

Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irad şeklinde ödenmesine karar verilebilir.

Manevi tazminata irad şeklinde hükmedilemez.

Sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir irad tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akdi olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması, yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi, taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irad kesilir.

İrad şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın artırılması da istenebilir.

VII - Malların tasfiyesi:

1 - Boşanma halinde:

MADDE 146

Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangi usulü kabul etmiş olursa olsun boşanma vukuunda her biri kendi şahsi emvalini geri alır. Husule gelmiş olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerine tevfikan aralarında taksim olunur. Zuhur eden noksan, karısı tarafından sebebiyet verildiğini ispat etmedikçe kocaya aittir.

Boşanan karı koca, birbirinin kanuni mirasçısı olamaz ve evlenme mukavelesi ile veya boşanmadan evvel yapılmış ölüme bağlı bir tasarruf ile temin olunan menfaatleri zayi eder.

2 - Ayrılık halinde:

MADDE 147

Ayrılık vukuunda hakim ayrılığın müddetine, karı ve kocanın vaziyetlerine göre mallarının idaresi hakkında kabul ettikleri usulün feshini veya ipkasını emreder. Fakat karı ve kocadan biri tarafından talep vukuunda hakim mallarını ayırmakla mükelleftir.

VIII - Ana ve babanın hukuku:

1 - Hakimin takdir hakkı:

MADDE 148

Boşanma veya ayrılık vukuunda hakim, ana ve babayı dinledikten sonra hakkı velayetin kullanılmasına ve ana ve baba ile çocuklar arasındaki şahsi münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler.

Çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan taraf, kudretine göre onun infak ve terbiye masraflarına iştirak ile mükelleftir;

Çocuk ile icabı hale muvafık surette şahsi münasebatta bulunmak hakkını da haizdir.

2 - Yeni hadiseler:

MADDE 149

Ana veya babanın başkasiyle evlenmesi, başka bir yere gitmesi, ölümü gibi bir halin tahaddüsünde hakim, resen veya ana ve babadan birinin talebi üzerine hadisenin iktiza ettirdiği tedbirleri ittihaz eyler.

(D) BOŞANMA VE USULÜ MUHAKEMESİ:

MADDE 150

Boşanma ve ayrılık davalarında, hakim, aşağıdaki kaidelere riayetle mükelleftir:

1 - Hakim, boşanma veya ayrılık için sebep gösterilen hadiseleri mevcudiyetlerine vicdanen kani olmadıkça sabit addedemez.

2 - Bu hadiseler hakkında gerek resen gerek iki tarafın talebi ile yemin teklif olunamıyacağı gibi yemin makamına kaim beyanatta bulunulması dahi istenilemez.

3 - İki tarafın bu bapta sebkedecek her türlü ikrarları dahi hakimi takyit etmez.

4 - Hakim beyyinatı serbestçe takdir eder.

5 - Boşanma veya ayrılığın fer'i hükümlerine dair iki taraf arasında akdedilen mukavelat, hakimin tasdikına iktiran etmedikçe muteber olmaz.

BEŞİNCİ BAP

Evlenmenin Umumi Hükümleri

(A) HAKLAR VE VAZİFELER:

I - Karı ve kocanın:

MADDE 151

Evlenme merasiminin icrasiyle, evlilik birliği vücut bulur.

Karı koca yekdiğerine karşı bu birliğin saadetini müttehhiden temin ve çocukların iaşe ve terbiyesine beraberce ihtimam etmek hususlarını iltizam etmiş olurlar.

Karı koca, birbirine sadakat ve müzaharetle mükelleftir.

II. Kocanın:

MADDE 152

Koca, birliğin reisidir.

Evin intihabı karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi, ona aittir.

III. Karının:

MADDE 153

Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.

Değişik fıkra: 14/5/1997 t. 4248 s. K. m.1

Kadın, müşterek saadeti temin hususunda gücü yettiği kadar kocasının muavin ve müşaviridir. Eve, kadın bakar.

(B) BİRLİĞİN TEMSİLİ:

I. Koca tarafından:

MADDE 154

Birliği koca temsil eder. Mallarını idare hususunda karı koca hangi usulü kabul etmiş olursa olsun koca, tasarruflarından şahsen mesul olur.

II. Karı tarafından:

1 - Hakları:

a) Mevzuu:

MADDE 155

Evin daimi ihtiyaçları için koca gibi kadın dahi birliği temsil hakkını haizdir. Karının üçüncü şahıslar tarafından malüm olabilecek surette salahiyetini tecavüz etmeyen tasarruflarından koca mesuldür.

b) Nezi:

MADDE 156

Karı, Kanunen haiz olduğu temsil salahiyetini sui istimal eder yahut kullanmaktan aciz olursa koca, bu salahiyeti kendisinden tamamen veya kısmen nezedebilir.

Bu nezi katibi adil marifetiyle ilan edilmedikçe hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez.

c) Salahiyetin iadesi:

MADDE 157

Hakim, karının talebi üzerine nez'in sebepsiz olduğunu isbat etmesi şartiyle salahiyetini iade eder.

Nezi ilan edilmiş ise iade kararı dahi ilan olunur.

2 - Salahiyetin tevsii:

MADDE 158

Koca sarahaten veya zımnen izin vermedikçe karı, kanunen haiz olduğu temsil salahiyetini, tecavüz edemez.

(C) KARININ MESLEK VEYA SANATI:

MADDE 159

İptal madde: 29.11.1990 t. E. 1990/30, K. 1990/31 s. AYM K.

(D) HUSUMET EHLİYETİ:

MADDE 160

Karı ve koca, mallarını idare için hangi usulü kabul etmiş olursa olsun karı husumet ehliyetini haizdir. Şu kadar ki emvali şahsiyesi hakkında üçüncü şahıslar ile mütehaddis davalarda karıyı, koca temsil ile mükelleftir.

(H) BİRLİĞİN SIYANETİ:

I. Umumiyet itibariyle:

MADDE 161

Karı kocadan biri; aile vazifelerini ihmal eder yahut diğerini tehlikeye, hacalete veya zarara maruz bırakırsa müteessir olan taraf hakimin müdahalesini talep edebilir.

Hakim, kabahatli olan tarafa vazifelerini ihtar eder ve bu ihtar semeresiz kalırsa birliğin menafiini sıyaneten kanunda muayyen tedbirler ittihaz eyler.

II. Müşterek hayatın tatili:

MADDE 162

Karı kocadan her biri, müşterek hayatın devamı yüzünden, sıhhati, şöhreti veya işinin terakkisi ciddi surette tehlikeye düştüğü müddetce ayrı bir mesken edinebilirler.

Boşanma veya ayrılık davası ikame edildikten sonra karı kocadan her biri, dava devam ettikçe, diğerinden ayrı yaşamak hakkını haizdir.

Karı kocadan biri talebeder ve ayrı yaşamak keyfiyeti haklı olursa, hakim hangisi tarafından diğerinin iaşesi için ne miktar muavenette bulunulacağını tayin eder.

III. Karı kocanın borçlularına ait tedbirler:

MADDE 163

Koca aile vazifelerini ihmal ederse karı kocanın mallarını idare hususunda kabul ettikleri usul ne olursa olsun hakim, karı ve kocanın borçlularına borçlarının tamamını veya bir kısmını karıya ödemelerini emreder.

IV. Kazai tedbirlerin müddeti:

MADDE 164

Hakim tarafından alınan tedbirler, sebeplerinin zevali halinde karı kocadan birinin talebi ile refolunur.

V. Cebri icra:

1 - Umumi kaideler:

MADDE 165

Karı koca, evlenmenin devamı müddetince kanunen muayyen haller haricinde yekdiğerine karşı cebri icra talebinde bulunamaz.

Kanunen cebri icra caiz olan hallerde dahi karı kocadan birinin diğer taraf yüzünden uğradığı ziyan o taraf hakkında iflas veya semeresiz kalan hacizde cari mahrumiyetleri müstelzim olmaz.

2 - İstisnalar:

a) Karı kocadan biri borçlu ise:

MADDE 166

Karı kocadan biri aleyhine bir üçüncü şahıs tarafından icra takibatına başlanmış olursa, diğeri kendi hakkından dolayı hacze veya iflas masasına iştirak edebilir.

b) Karı kocadan biri alacaklı ise:

MADDE 167

Karı veya kocadan biri haciz suretiyle takibata düçar olup da malları borcunu ifaya kafi gelmediği takdirde, diğerindeki alacakları muacceliyet kesbeder ve haczedilebilir.

Karı kocadan birinin iflası halinde diğerindeki alacakları iflas masasına dahil olunur.

c) Mal ayrılığı ile iaşe bedellerinin tahsili halinde:

MADDE 168

Kanuni veya kazai mal ayrılığının tenfizi için her zaman cebri icra talep olunabilir. Hakim karariyle karı kocadan birine iaşe için muayyen muavenet miktarının tahsili hakkında dahi bu hüküm tatbik olunur.

(V) KARI KOCA ARASINDAKİ HUKUKİ MUAMELELER VE KOCA LEHİNE İCRA OLUNAN MUAMELELER:

MADDE 169

Karı koca arasında her nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallara dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar, sulh hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz.

Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan borçlar için dahi hüküm böyledir.

ALTINCI BAP

Esaslar

BİRİNCİ FASIL

Karı koca mallarının idaresi

(A) KANUNİ USUL:

MADDE 170

Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.

(B) AKDİ USUL:

I. Usul intihabı:

MADDE 171

Evlenme mukavelesi evlenme merasiminden evvel veya sonra yapılabilir. İki taraf, mukavelelerinde bu kanunda gösterilen usullerden birini kabule mecburdurlar. Evlenmeden sonra yapılan mukavele karı kocanın malları üzerinde başkalarının haiz olduğu hakları ihlal edemez.

II. İki tarafın ehliyeti:

MADDE 172

Evlenme mukavelesini akit veya tadil yahut feshetmek isteyen kimsenin, temyiz kudretini haiz olması şarttır. Küçük ile mahcurun kanuni mümessilleri tarafından mezun kılınmaları lazımdır.

III. Evlenme mukavelesinin şekli:

MADDE 173

Evlenme mukavelesinin akdi veya tadili ve feshi resmi şekilde olmak ve iki taraf ile kanuni mümessilleri tarafından imza edilmek lazımdır.

Evliliğin devamı sırasında yapılan evlenme mukaveleleri mahkemenin de tasvibine iktiran etmek lazımdır.

Evlenme mukavelesi, tesciline mütaallik hükümler dairesinde iki taraftan başkasına karşı müessir olur.

(C) FEVKALADE USUL:

I. Akdi usulün kendiliğinden mal ayrılığına inkılabı:

MADDE 174

Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile birinin iflasından müflisin veya diğer tarafın alacaklıları zarar gördükleri surette mal ayrılığı usulü tatbik olunur.

II. Akdi usulün hakimin hükmiyle mal ayrılığına inkılabı:

1 - Karının talebi üzerine:

MADDE 175

Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile karının talebi üzerine aşağıdaki hallerde mal ayrılığına hükmolunur:

1 - Koca karısının ve çocuklarının infak ve iaşesini ihmal ederse,

2 - Karının şahsi malları için istediği teminatı vermezse.

3 - Kocanın veya mal ortaklığı usulünde ortaklığın borç ödemekten aczi sabit olursa.

2 - Kocanın talebi üzerine:

MADDE 176

Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile kocanın talebi üzerine aşağıdaki hallerde mal ayrılığına hükmolunur:

1 - Karının borcunu ödemekten aczi sabit olursa.

2 - Ortaklığa veya birliğe giren mallar üzerinde koca tarafından yapılabilmesi kanuna veya akde göre kadının iznine bağlı olan tasarruflar için karı sebep olmaksızın muvafakattan imtina ederse.

3 - Karı, şahsi malları için teminat isterse.

3 - Alacaklıların talebi ile:

MADDE 177

Karı kocadan biri aleyhinde yapılan hacizde zarar gören alacaklıların talebi üzerine mal ayrılığına hükmolunur.

III. Mal ayrılığının mebdei:

MADDE 178

İflastan dolayı yapılan mal ayrılığı, borç ödemekten aciz olmanın sübutiyle başlar ve iflas kararından sonra karı ve kocanın miras sebebiyle veya diğer bir suretle kazandıkları mallar ayrılık usulüne tabi olur.

Mahkemenin mal ayrılığına dair olan ilamının hükmü mal ayrılığının talep edildiği günden başlar.

İflas veya hüküm neticesi olan mal ayrılığı tescil edilmek üzere katibi adile doğrudan doğruya tebliğ olunur.

IV. Mal ayrılığının hitamı:

MADDE 179

İflas ile veya haciz halinde zarar dolayısiyle mal ayrılığı borçlu olan karı veya koca tarafından yalnız alacaklıların alakası kesilmekle nihayet bulmaz.

Şukadarki hakim, karı kocadan birinin talebi üzerine kendilerinin tabi olduğu eski usulün iadesine karar verebilir. Ve bu karar tescil edilmek üzere katibi adle doğrudan doğruya tebliğ olunur.

(D) USULÜN TEBEDDÜLÜ:

I. Alacaklıların haklarının tesiri:

MADDE 180

Karı koca arasında vukubulan tasfiye muameleleri ve mevcut usuldeki tebeddüller karı veya kocadan birinin veya ortaklığın alacaklılarını, üzerlerinden haklarını alabilecekleri mallardan mahrum bırakamaz.

Bu kabil mallar kendisine geçen karı veya koca, alacaklıların alacaklarını şahsan ödemeğe mecburdur; şu kadar ki kendisine geçen malların matluba kifayet etmediğini ispat ederse fazlasından beri olur.

Kocanın İflas masasına veya aleyhine yapılan hacze iştirakinden dolayı karının elde ettiği mal hakkında aynı zamanda kendisinin de alacaklısı olmadıkça kocanın alacaklıları dava edemezler:

II. Mal ayrılığı halinde tasfiye:

MADDE 181

Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olup ta evliliğin devamı esnasında akit veya diğer bir sebeple mal ayrılığı vukuunda alacaklıların hakları mahfuz kalmak şartiyle karı kocadan her biri kendi mallarını geri alır.

Mal ayrılığından evvel husule gelmiş olan ziyade, mevcut usule göre aralarında taksim olunur; vukua gelen noksan, karısının sebebiyet verdiğini ispat etmedikçe kocaya aittir. Karı tasfiye sırasında kocanın tasarrufunda kalan malları için dahi teminat talep edebilir.

(H) MAHFUZ MALLAR:

I. Tesis:

1 - Umumiyet itibariyle:

MADDE 182

Karı koca arasında mal ortaklığı veya birliği cari olduğu takdirde her iki tarafın ortaklık veya birlikten hariç kalacak malları evlenme mukavelesi ile veya kanun ile ve üçüncü şahıs tarafından yapılan teberrularda teberru edenin arzusu ile taayyün eder. Bu suretle hariç kalan mallara mahfuz mallar denir. Karı kocadan birinin mahfuz miras hissesi mahfuz malları arasına konulamaz.

2 - Kanunun hükmü ile:

MADDE 183

Aşağıdaki mallar kanunen mahfuz mallardandır:

1 - Karı kocadan her birinin zati eşyası.

2 - Karının iş veya sanatının icrasına yarayan malları.

3 - Karının ev işleri haricindeki çalışmasının mahsulü.

II. Hükümleri:

MADDE 184

Mahfuz mallar, karının aile masraflarına iştiraki hususunda mal ayrılığı hükümlerine tabidir.

III. İspat:

MADDE 185

Karı kocadan biri, bir malın mahfuz mallardan olduğunu iddia ettiği surette davasını ispata mecburdur.

İKİNCİ FASIL

Mal ayrılığı

(A) MÜLKİYET, İDARE, İNTİFA HAKLARI:

MADDE 186

Karı kocadan her birinin bütün mallarının mülkiyet ve idare ve intifa haklarını muhafaza etmesine, mal ayrılığı denir.

Karı, mallarının idaresini kocasına bırakmış olduğu takdirde evliliğin devamı müddetince hesap sormaktan vaz geçtiği ve mallarının bütün gelirini ev masrafına karşı kocasına bıraktığı farzolunur.

Karı, kocasına bıraktığı idare hakkını her zaman geri alabilir ve geri almak hakkını iskat etmesi muteber değildir.

(B) BORÇLAR:

I. Umumiyet itibariyle:

MADDE 187

Mal ayrılığı usulünde koca, evlenmeden evvelki borçlarından ve evliliğin devamı sırasında gerek kendisi gerek evlilik birliğinin mümessili sıfatiyle edilen borçlardan şahsan mesuldür.

Karı, borcunu ödemekten aciz kalan kocası veya kendisi tarafından aile masrafları için edilen borçlardan mesuldür.

II. Haciz halinde:

MADDE 188

Karı, mallarının idaresini kocasına bırakmış olsa bile ne kocasının iflasında ne de kocası aleyhinde konulan hacizde kendi alacaklarından dolayı hiç bir imtiyaz iddiasında bulunamaz.

III. Gelir ve kazanç:

MADDE 189

Karı kocadan her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları, kendisine aittir.

(C) KARI KOCANIN MASRAFA İŞTİRAKİ:

MADDE 190

Koca, karısının münasip bir derecede aile masrafına iştirakini isteyebilir. İştirakin miktarında ihtilaf ederlerse her biri iştirak miktarının tesbit edilmesini, mahkemeden isteyebilir.

Karının bu suretle iştiraki kocanın hiç bir vakitte iade ve tazmin mükellefiyetini icabetmez.

ÜÇÜNCÜ FASIL

Mal birliği

(A) MÜLKİYET:

I. Birliğe dahil mallar:

MADDE 191

Karı koca, evlilik mukavelesiyle mal birliği usulünü kabul edebilirler. Bu usul kabul edildiği takdirde, evlilik mukavelesinde birliğe dahil olmayacakları tasrih edilenler müstesna olmak üzere evlenme zamanında her birinin malik olduğu ve evliliğin devamı sırasında iktisap eylediği bütün mallar birliğe dahil olur.

II. Birliğe ithali caiz olmıyan mallar:

Teberru tarikiyle iktisab edilmiş olup ta birlikten hariç kalması teberru edenin arzusu muktezası olan yahut kanunen mahfuz mallardan addedilen mallar, birliğe ithal edilemez.

III. Karı kocanın şahsi malları:

MADDE 192

Birliğe dahil olup ta evlenme zamanında karının malı bulunan yahut evliliğin devamı sırasında miras veya ıvazsız iktisap tariklerinden biriyle kendisine intikal eden malların mülkiyeti, karıya aittir. Bu mallara, karının şahsi malları denir. Koca, kendi şahsi mallarının ve karının şahsi malları hariç olmak üzere birliğe dahil diğer bütün malların mülkiyetine sahiptir. Mahfuz mallara mütaallik hükümler müstesna olmak üzere karısının geliri edası lazım olduğu tarihten ve şahsi mallarının tabii hasılatı toplandıkları zamandan itibaren kocasının mülkü olur.

IV. Beyyineler:

MADDE 193

Bir malın karının şahsi mallarından olduğunu iddia eden karı veya koca, davasını ispata mecburdur. Evliliğin devamı sırasında karının şahsi mallarını istibdal suretiyle iktisabedilen mallar, karının şahsi malı olur.

V. Müfredat defteri:

1 - Şekli, kuvvei ispatiyesi:

MADDE 194

Karı ve koca, her zaman şahsi mallarının katibi adil marifetiyle bir defterinin yazılmasını isteyebilirler. Şahsi mallarının birliğe dahil oldukları tarihten itibaren altı ay zarfında tutulmuş olan resmi defter, hilafı sabit olmadıkça muteberdir.

2 - Kıymet takdirinin hükmü:

MADDE 195

Tutulan defter, şahsi malların takdir olunan kıymetlerini de ihtiva ediyor ise bu mallarda veya kıymetlerinde vukua gelen zamanı mucip noksanların karı ve koca arasında karşılıklı tazmininde bu kıymetler esas tutulur.

(B) İDARE VE İNTİFA VE TASARRUF SALAHİYETİ:

I. İdare:

MADDE 196

Birliğe giren malları koca idare eder ve idare masrafı kendisine ait olur.

Karı ancak evlilik birliğini temsildeki salahiyeti nisbetinde idare hakkını haizdir.

II. İntifa:

MADDE 197

Koca, karısının şahsi mallarından intifa hakkını haiz ve bu cihetten ayniyle bir intifa hakkı sahibi gibi mesuldür.

Resmi müfredat defteri ile kıymet takdir edilmiş olması bu mesuliyeti artırmaz. Karının parası, misliyattan olan diğer malları ve hamile muharrer esham ve senetleri kocanın mülkiyetine geçer ve koca bunların kıymetini borçlu olur.

III. Birliğe dahil mallarda tasarruf hakkı:

1 - Kocanın:

MADDE 198

Koca, kendi mülkiyetine geçmemiş olan karıya ait şahsi mallarda alelade idari muamelat müstesna olmak üzere karısının rızası olmaksızın tasarruf edemez. Şu kadar ki rızanın verilmediğini bilenler veya bilmesi lazım gelenler yahut kadına aidiyetini herkesin anlayabileceği mallar üzerinde vakı tasarrufta alakadar olanlar müstesna olmak üzere bu rıza üçüncü şahıslar lehine mevcut addolunur.

2 - Karının:

a) Umumiyet itibariyle:

MADDE 199

Karı, Birliği temsildeki salahiyeti nisbetinde birliğe dahil olan mallarda tasarruf edebilir.

b) Mirasın reddi:

MADDE 200

Kadın, bir mirası ancak kocasının rızasiyle reddedebilir. Koca, razı olmazsa karı sulh mahkemesine müracaat edebilir.

(C) KARIYA TEMİNAT İTASI:

MADDE 201

Koca, karısının şahsi mallarının ne halde bulunduğuna dair kendisinden her zaman isteyebileceği izahatı vermekle mükelleftir.

Karı, bu mallar hakkında her zaman kocasından teminat talep edebilir.

Kocanın borcunu ödemekten aczi tahakkuk eder veya iflasına hükmolunursa aczin tahakkuku veya hükmün suduru tarihinden evvelki altı ay içinde karıya verilen teminatın iptali, alacaklılar tarafından talep olunabilir.

(D) BORÇLAR:

I. Kocanın mesuliyeti:

MADDE 202

Koca, atideki borçlardan mesuldür:

1 - Kendisinin evlenmeden evvelki borçlarından.

2 - Kendisinin, evliliğin devamı sırasındaki borçlarından.

3 - Karı tarafından evlilik birliğinin mümessili sıfatiyle edilen borçlardan.

II. Karının mesuliyeti:

1 - Bütün emvaliyle:

MADDE 203

Mal birliği usulünün kocaya verdiği haklar nazarı itibara alınmaksızın karı, atideki borçlardan bütün mallariyle mesuldür.

1 - Kendisinin evlenmeden evvelki borçlarından.

2 - Kocasının rızasiyle ettiği borçlar ile kocası lehinde sulh hakiminin tasvibi ile ettiği borçlardan.

3 - Meslek veya sanatın mutad üzere icrasından mütevellit borçlardan.

4 - Kendisine isabet etmiş bir mirasa terettüp eden borçlardan.

5 - Haksız fiillerinden mütevellit borçlardan.

Karı, müşterek aile masrafları için kocası veya kendisi tarafından edilen borçlardan ancak kocanın borcunu ödemekten aczi halinde mesul olur.

2 - Mahfuz mallariyle:

MADDE 204

Karı evliliğin devamı sırasında ve evliliğin zevalinden sonra atideki borçlardan ancak mahfuz mallarının kıymeti nisbetinde mesuldür:

1 - Yalnız mahfuz mallarından mesul olmak üzere ettiği borçlardan.

2 - Kocasının rızası olmaksızın ettiği borçlardan.

3 - Birliği temsil hususundaki salahiyetini tecavüz ederek ettiği borçlardan.

Bigayri hakkın mal edinmeden mütevellit dava hakkı mahfuzdur.

(H) ALINANI NAKDEN YERİNE KOYMAK MÜKELLEFİYETİ:

I. İsteme zamanı:

MADDE 205

Karı kocadan birinin şahsi mallarına terettüp eden her hangi bir borç, diğerinin şahsi malları ile ödenmiş olduğu takdirde bu suretle alınan miktar yerine konur.

Alınan miktarın yerine konulması, kanunen muayyen müstesnalardan maada ahvalde ancak mal birliğinin hitamından sonra talep edilebilir.

Karının mahfuz mallarına terettüp eden borçlar mal birliğine dahil mallar üzerinden veya mal birliğine dahil mallara terettüp eden borçlar koca veya karının mahfuz malları üzerinden ödendiği takdirde alınan miktarın yerine konulması talebi, evliliğin devamı esnasında dahi kabildir.

II. Kocanın iflası ve mallarının haczi:

1 - Karının hakkı:

MADDE 206

Kocanın iflası veya mallarının haczi halinde karı, iflas masasına veya hacze iştirak ederek kendi şahsi mallarında veya kıymetlerinde vukua gelen zamanı mucip noksanların nakden yerine konmasını talep edebilir. Kocanın karısındaki alacakları karının matlubundan tenzil edilir.

Karı, şahsi mallarından aynen mevcut olanları malik sıfatiyle istirdat eder.

2 - İmtiyaz:

MADDE 207

Şahsi mallarının yarısını elde edemeyen veya yarısı derecesinde teminata sahip olmayan karı, bu yarıdan noksan kalan miktar nisbetinde mümtazdır.

Bu imtiyazın ahara devri ve imtiyazdan bazı alacaklılar lehine feragat, batıldır.

(V) MAL BİRLİĞİNİN HİTAMI:

I. Karının vefatı sebebiyle:

MADDE 208

Karının vefatında şahsi malları kocanın miras hakkı mahfuz olmak üzere mirasçılarına intikal eder.

Koca, karısının şahsi mallarında vukubulmuş olan zamanı mucip noksanları, karısındaki alacaklarının mahsubunu icra ettikten sonra, mirasçılara ödemekle mükelleftir.

II. Kocanın vefatı sebebiyle:

MADDE 209

Kocanın vefatında karı, mevcut şahsi mallarını istirdat eder. Vukua gelmiş olan zamanı mucip noksanları mirasçılara tazmin ettirir.

III. Ziyade ve noksan:

MADDE 210

İki taraf, şahsi mallarının tefrikinden sonra fazla bir şey kalırsa bu ziyadenin üçte biri karıya veya füruuna ve mütebaki dahi koca veya mirasçılarına ait olur.

Birliğe dahil olan mallarda vukua gelen noksan, karı tarafından sebebiyet verildiği ispat edilmedikçe koca veya mirasçılarına ait olur.

Evlenme mukavelenamesinde, ziyade ve noksan hakkında başka bir taksim sureti kabul olunabilir.

DÖRDÜNCÜ FASIL

Mal ortaklığı

(A) MAL ORTAKLIĞI:

I. Ortaklığa girmesi caiz olmıyan mallar:

II. Umumi iştirak:

III. Ortaklığa giren mallar:

MADDE 211

Karı Koca, evlenme mukavelesiyle mal ortaklığı usulünü kabul edebilirler.

Bu usulde karı ve koca, mal ortaklığına giren mallara ve gelirlere şayian sahip olur ve hiç biri hissesinde mustakilen tasarruf edemez.

Teberru tarikiyle iktisab edilmiş olup ta mal ortaklığından hariç kalması teberru edenin arzusu muktezası olan yahut kanunen mahfuz mallardan addedilen mallar, ortaklığa ithal edilemez.

Karı kocanın bütün mallarına ve gelirlerine şamil olan mal ortaklığı usulüne, umumi mal ortaklığı usulü denilir.

Bir malın ortaklığa dahil olmadığını iddia eden karı veya koca, davasını ispata mecburdur.

IV. İdare ve tasarruf:

1 - İdare:

MADDE 212

Mal ortaklığına giren malların idaresi kocaya aittir. İdare masrafı bu mallardan ödenir. Karı, evlilik birliğini temsildeki salahiyeti nisbetinde idare hakkını haizdir.

2 - Mal ortaklığında tasarruf:

A) Umumiyet itibariyle:

MADDE 213

Karı ve koca, alelade idari muamelat müstesna olmak üzere ortaklığa giren mallar üzerinde ancak müştereken veya yekdiğerinin rızası ile tasarruf edebilir. Şu kadar ki rızanın verilmediğini bilenler veya bilmesi lazım gelenler yahut ortaklığa dahil olduğu herkesin anlayabileceği mallar üzerinde vaki tasarrufta alakadar olanlar müstesna olmak üzere bu rıza, üçüncü şahıs lehine mevcut addolunur.

B) Miras reddi:

MADDE 214

Karı kocadan biri evliliğin devamı sırasında, diğerinin rızası olmaksızın bir mirası red edemez. Bu rıza kendisine verilmeyen taraf, sulh hakimine müracaat edebilir.

V. Borçlar:

1 - Kocanın mesuliyeti:

MADDE 215

Koca, aşağıdaki borçlardan gerek şahsen gerek ortaklığa giren mallar ile mesuldür.

1 - Karı kocanın evlenmeden evvelki borçlarından.

2 - Karı tarafından birlik mümessili sıfatı ile edilen borçlardan.

3 - Evliliğin devamı sırasında kendisi tarafından edilen borçlarla karı tarafından ortaklığa ait olmak üzere edilen sair bütün borçlardan.

2 - Karının mesuliyeti:

A) Kendi malları ve mal ortaklığına giren mallar ile:

MADDE 216

Karı, aşağıdaki borçlardan gerek şahsen gerek ortaklığa giren mallar ile mesuldür:

1 - Evlenmeden evvelki borçlardan.

2 - Kocanın rızasiyle ettiği borçlarla kocası lehine sulh hakiminin tasvibi ile ettiği borçlardan.

3 - Meslek veya sanatının mutad üzere icrasından mütevellit borçlardan.

4 - Kendisine isabet etmiş bir mirasa terettüp eden borçlardan.

5 - Haksız fiillerinden mütevellit borçlardan.

Karı, müşterek aile masrafları için kocası veya kendisi tarafından edilen borçlardan ancak ortaklık malları bunları ödemeğe kafi gelmediği takdirde mesul olur.

Karı, ortaklığa giren mallara müterettip diğer borçlardan şahsen mesul değildir.

B) Mahfuz mallariyle:

MADDE 217

Karı, evliliğin devamı esnasında ve evliliğin zevalinden sonra atideki borçlardan ancak mahfuz mallarının kıymeti nisbetinde mesul olur.

1 - Yalnız mahfuz mallarından mesul olmak üzere ettiği borçlardan.

2 - Kocasının rızası olmaksızın ettiği borçlardan.

3 - Birliğin temsildeki salahiyetini tecavüz ederek yapdığı borçlardan.

Bigayrihakkin mal edinmeden mütevellit dava hakkı mahfuzdur.

3 - İcra takibatı:

MADDE 218

Ortaklığa terettüp eden borçlardan dolayı ortaklığın devamı esnasında yapılacak her türlü icra takibatı kocaya karşı vukubulmak lazımdır.

VI. Alınanı nakden yerine koyma mükellefiyeti:

1 - Umumiyet itibariyle:

MADDE 219

Mal ortaklığına terettüp eden bir borcu ödemek için bu mallardan alınan meblağın yerine konmasını, karı koca yekdiğerinden hiç bir zaman talebedemez.

Mal ortaklığına terettüp eden bir borcun mahfuz mallardan veya mahfuz mallara terettüp eden borcun ortaklık mallarından ödenmesi halinde alınan paranın yerine konması evliliğin devamı esnasında dahi istenebilir.

2 - Karının alacağı:

MADDE 220

Karı, kocanın iflasından veya ortaklık malları üzerine haciz vaz edildiği takdirde; şahsi mallarının nakden baliğ olduğu miktarı isteyebilir.

Karının bu alacağının, yarısı mümtazdır.

Bu imtiyazın, başkasına devri ve imtiyazdan bazı alacaklılar lehine feragat, batıldır.

VII. Mal ortaklığının hitamı:

1 - Taksim:

A) Kanuni taksim:

MADDE 221

Karı kocadan birinin vefatında ortaklık mallarının yarısı, hayatta kalan karı veya kocaya intikal eder. Diğer yarısı, hayatta kalan karı veya kocanın miras hakları baki olmak üzere ölenin mirasçılarına geçer.

Hayatta kalıpta mirastan mahrum bulunan karı veya kocanın, ortaklık mallarından iddia edebileceği hak; boşanma halinde haiz olduğu hakları tecavüz edemez.

B) Mukavele mucibince taksim:

MADDE 222

Karı koca evlilik mukavelesinde yarı yarıya taksim yerine, başka bir taksim tarzı kabul edebilirler. Diğerinden evvel vefat eden karı veya kocanın füruu, hini vefatta mevcut ortaklık mallarının dörtte birinden hiç bir veçhile mahrum edilemez.

2 - Karı ve kocadan sağ kalanın mesuliyeti:

MADDE 223

Karısının vefatından sonra hayatta kalan koca, ortaklık mallarına terettüp eden borçlardan şahsan mesul kalır.

Kocasının vefatında hayatta kalan karı, ortaklık mallarındaki hissesini red etmekle ortaklık mallarına terettüp edipte şahsen dahi mesul olmadığı ortaklık borçlarından, beri olur. Kabul halinde, karı mesul olmakla beraber aldığı malların alacaklılara tediyeye kafi gelmediğini ispat ettiği nisbette mesuliyetten, beri olabilir.

3 - Şahsi malların tahsisi:

MADDE 224

Hayatta kalan karı veya koca, kendi tarafından ortaklığa ithal edilen malların mahsubu hissesinden icra edilmek üzere, kendisine tahsisini isteyebilir.

(B) ORTAKLIĞIN UZATILMASI:

I. Şartları:

MADDE 225

Hayatta kalan karı veya koca, müteveffadan olan çocuklariyle birlikte ortaklığa devam edebilir. Çocuklar, küçük iseler ortaklığın devamı için sulh hakiminin tasvibi lazımdır. Ortaklığın devamı halinde miras hakları, ortaklığın hitamına kadar kullanılamaz.

II. Uzatılan ortaklık malları:

MADDE 226

Uzatılan ortaklık, esasen ortaklığa dahil mallardan başka; mahfuz malları müstesna olmak üzere, iki tarafın gelir ve kazançlarını dahi ihtiva eder.

Uzatılan ortaklık sırasında hayatta kalan karı veya kocaya veya çocuklara, miras veya ıvazsız iktisap tariklerinden biriyle intikal eden mallar; hilafına bir hüküm bulunmadıkça, mahfuz mallardan addolunur.

Ortaklık azası arasında dahi, karı koca arasındaki hükümler dairesinde cebri icra, caiz değildir.

III. İdare ve temsil:

MADDE 227

Uzatılan ortaklık, çocuklar küçük ise hayatta kalan karı veya koca tarafından idare ve temsil olunur; çocuklar reşit ise hilafına mukavele yapılabilir.

IV. Fesih:

1 - Ortaklığın alakadarlar tarafından feshi:

MADDE 228

Hayatta kalan karı veya koca, uzatılan ortaklığı her zaman fesh edebilir.

Reşit olan çocuklar dahi münferiden veya cümlesi birlikte her zaman ortaklıktan çıkabilir. Ortaklıktan çıkmak salahiyeti, küçük çocuklar namına sulh hakimi tarafından kullanılır.

2 - Kendiliğinden infisah:

MADDE 229

Uzatılan ortaklık aşağıdaki hallerde kendiliğinden bozulur.

1 - Hayatta kalan karı veya kocanın ölümü veya evlenmesi ile.

2 - Hayatta kalankarı veya kocanın veya çocukların iflası ile.

Çocuklardan yalnız birinin iflası halinde diğer alakadarlar onun ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilirler.

Babanın iflası veya ortaklık malları üzerine haciz vaz'ı halinde, çocuklar, ölmüş olan analarının hakkını kullanabilirler.

3 - Hakimin karariyle fesih:

MADDE 230

Karı veya koca yahut çocuklardan biri aleyhine konulan hacizde, zarara uğrayan alacaklı, hakimden ortaklığın feshine karar verilmesini isteyebilir. Talep, çocuklardan birinin alacaklısı tarafından vaki olduğu takdirde diğer alakadarlar o çocuğun ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilirler.

4 - Bir çocuğun evlenmesi veya vefatı sebebiyle fesih:

MADDE 231

Çocuklardan biri evlenirse, diğer alakadarlar onun ortaklıktan çıkarılmasını istiyebilir.

Çocuklardan biri vefat ederse, diğer alakadarlar onun füruunun ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilirler. Füruu olmaksızın vefat eden çocuğun hissesi, ortaklıkta dahil olmayan mirasçıların hakları mahfuz kalmak şartiyle, ortaklık malları arasında kalır.

5 - Taksim veya tasfiye:

MADDE 232

Temdit olunan ortaklığın hitamı veya çocuklardan birinin ortaklıktan çıkarılması hallerinde taksim veya çıkarılan çocuğun haklarının tasfiyesi, ortaklığın hitamı veya çocuğun çıkarıldığı anda mevcut olan mallar üzerinden icra olunur.

Hayatta kalan karı veya koca, çocukların hissesi üzerinde miras haklarını muhafaza eder. Tasfiye ve taksim, münasip olmayan bir zamanda yapılamaz.

(C) MAHDUT ORTAKLIK:

I. Mal ayrılığı şartiyle:

MADDE 233

Karı koca, evlenme mukavelesiyle bazı malların bilhassa gayri menkullerin ortaklıktan çıkarılmasını şart ederek mahdut bir mal ortaklığı usulü kabul edebilirler.

II. Müktesep mallara münhasır ortaklık:

1 - Şumulü:

MADDE 234

Karı koca, ortaklığa dahil olacak malların; yalnız evliliğin devamı esnasında iki taraf şahsi mallarının ve bunlardan birinin istibdali suretiyle elde edecekleri malların hasılatiyle kocanın yine evliliğin devamı esnasında ıvazsız olmayan her türlü kazancından ve kadının kanunen mahfuz mallarından bulunmayan bu kabil kazançlarından teşekkül etmesini, evlenme mukavelelerinde, kabul edebilirler. Bu mallara müktesep mallar denir.

2 - Taksim:

MADDE 235

Mahdut ortaklığın hitamında ortaklık mallarında husule gelmiş bir ziyade var ise, bu ziyade, karı koca veya mirasçıları arasında yarı yarıya taksim olunur. Noksan vukua geldiğinde, karı tarafından sebebiyet verildiği ispat edilmedikçe koca veya mirasçılarına ait olur. Evlenme mukavelesinde, ziyade veya noksan hakkında başka bir taksim sureti kabul olunabilir.

(D) CİHAZ USULÜ:

MADDE 236

Karı koca evlenme mukavelesiyle cihaz usulünü kabul edebilirler. Bu usul, karının kendi mallarının bir kısmını aile masrafına medar olmak üzere kocasına terk etmesinden ibarettir.

Cihaz olarak karının kocasına terk ettiği malların mal ortaklığı usulüne göre müşterek mal olacağı veya koca cihazın mülkiyetine dahi mustakil olarak malik bulunacağı evlenme mukavelesinde tasrih edilmiş olmadıkça cihaz ittihaz olunan mallar hakkında, mal birliği usulünde karının şahsi mallarının tabi olduğu hükümler cari olur.

BEŞİNCİ FASIL

Karı koca malları hakkındaki usule dair sicil

(A) TESCİLİN HÜKÜMLERİ:

MADDE 237

Evlenme mukaveleleri ve karı koca arasındaki usule müteallik mahkeme kararlariyle ortaklık mallarına veya karının şahsi mallarına dair aralarında yapacakları mukaveleler katibi adile tescil ve ilan ettirilmiş olmadıkça üçüncü şahsa karşı hüküm ifade etmez. Bu hususta karı kocanın mirasçıları üçüncü şahıstan madut değildir.

(B) TESCİL:

I. Mevzuu:

MADDE 238

Evlenme mukavelesinin muhtevi olduğu maddelerden, üçüncü şahsa karşı hüküm ifade etmesi karı koca için mültezem olanları, tescil olunur. Kanun hilafını emir etmiş veya evlenme mukavelesinde mukavelenin tescil edilememesi sarahaten kabul edilmiş olmadıkça, karı kocadan herbiri, tescili isteyebilirler.

II. Mahal:

MADDE 239

Tescil, kocanın ikametgahı katibi adilliğince icra edilir. Koca, ikametgahını tebdil ettiği takdirde, tebdilden itibaren üç ay zarfında, bu yeni ikametgahta dahi tescilin tecdidi lazımdır.

İkametgahın tebeddülünden itibaren üç ay geçince, eski tescilin hükmü kalmaz.

(C) SİCİLLİN TUTULMASI:

MADDE 240

Katibiadil, evlenme mukavelelerini ve karı koca mallarının idaresine taalluku olup tescili lazımgelen kanunen muayyen kararları ve mukaveleleri hususi bir sicille kayıt ile mükelleftir. Bu sicil, aleni olup herkes kendisine muktazi kayıtların musaddak bir suretini meccanen isteyebilir. Evlenme mukavelesinin ilanında yalnız, karı kocanın kabul ettikleri usulün, hangi usul olduğunu, beyan ile iktifa olunur.

İKİNCİ KISIM

Hısımlar

YEDİNCİ BAP

Nesebi Sahih Çocuklar

BİRİNCİ FASIL

Nesebin sıhhatı

(A) NESEBİN SIHHATINDA KARİNE:

MADDE 241

Evlilik mevcut iken veya zevalinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası, kocadır. Bu müddet geçdikten sonra, asıl olan, doğan çocuğun nesebi sahih addolunmamaktır.

(B) NESEBİ RET:

I. Koca tarafından:

1 - Müddet

MADDE 242

Koca, doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay içinde çocuğu reddedebilir. Ret davası, çocuk ile anası aleyhine ikame olunur.

2 - Evlilik mevcut iken doğan çocuk

MADDE 243

Koca, evlendikten en az yüz seksen gün sonra doğan çocuğun kendisinden olması ihtimali bulunmadığını ispat etmedikçe çocuğu reddedemez.

3 - Evlenmeden evvel veya ayrılıktan sonra ana rahmine düşen çocuk:

MADDE 244

Çocuğun, evlenme akdinden itibaren yüz seksen günden az bir müddette doğduğu yahut kadının gebe kaldığı zamanda kocasından ayrılığına hükmedilmiş olduğu tebeyyün ederse; koca, ret davasında başka beyyine ikamesine mecbur değildir.

Şukadar ki, kadının gebe kaldığı zaman kocasiyle birlikte ikametinin tahakkuku halinde asl olan, yine nesebin sıhhatıdır.

II. Diğer alakadarlar:

MADDE 245

Ret müddetinin mürurundan evvel kocanın vefat etmesi veya temyiz kudretinden mahrum olması yahut bulunduğu yerin bilinmemesi veya herhangi bir sebepten dolayı çocuğun doğumundan haberdar edilememesi halinde, çocukla birlikte mirasçı veya çocuk sebebi ile mirastan mahrum olanlar, doğuma ıttılaları tarihinden itibaren bir ay içinde ret davasını ikame edebilirler.

Kadın; evlenmeden evvel gebe kaldığı takdirde; koca tanımış olsa bile müddeiumumi, onun babası olması ihtimali bulunmadığını dava ve ispat edebilir.

(C) RET HAKKININ SUKUTU:

MADDE 246

Koca, sarahaten veya delaleten çocuğu tanıdıktan yahut bu bapta muayyen müddet geçtikten sonra, ret davası edemez. Şukadar ki çocuğu tanımak veya müddetinde reddetmemek hususunda iğfal olunduğunu iddia ve ispat edebilir.

Bu hallerde, iğfale ıttıla tarihinden itibaren ret için, yeniden bir aylık müddet başlar.

Kezalik ret davasının müddeti içinde ikame edilmemesi muhik bir sebepten ileri gelmiş ise müddetin geçmesine bakılmaksızın dava mesmu olur.

İKİNCİ FASIL

Nesebin tashihi

(A) EVLENME İLE TASHİH:

I. Şartları:

MADDE 247

Evlilik haricinde doğan çocukların nesebi, ana babanın birbirleriyle evlenmesiyle, kendiliğinden sahih olur.

II. Beyan:

MADDE 248

Ana baba, doğan çocuklarını ikametgahlarının bulunduğu veya evlendikleri mahal nüfus memuruna ihbara mecburdur bu ihbar, akit ile birlikte veya heman akitten sonra yapılır. İhbarın yapılmaması nesebin sahih olmasına mani değildir.

(B) HAKİMİN HÜKMÜ İLE:

I. Şartları

MADDE 249

Birbirleri ile evlenmeyi vadedipte birinin vefatı veya evlenme ehliyetinin zevali sebebiyle evlenemeyen ana babadan doğan çocukların nesebi, diğerinin talebi veya çocuğun müracaatı üzerine, hakim tarafından tahsis olunur. Ancak çocuk reşit ise tashih talebi rızası alınmadıkça mesmu olmaz. Çocuğun vefatından sonra müracaat hakkı füruuna intikal eder.

II. Salahiyet:

MADDE 250

Nesebin tashihi için salahiyetdar olan hakim, davacının ikametgahı hakimidir.

Hakim, tashih talebini hukuku ammenin sıyaneti için nüfus memuruna tebliğe mecburdur.

(C) BUTLAN DAVASI:

MADDE 251

Ana babanın kanuni mirasçıları ile müddeiumumi, nesebin tashihine muttali oldukları günden itibaren üç ay içinde itiraz edebilirler. Çocuğun, o ana ve babadan olmadığını ispat, davacılara aittir. İtiraz davasının mercii tashih kararının verildiği mahal veya ana ve babanın ikametgahı hakimdir.

(D) TASHİHİN HÜKMÜ:

MADDE 252

Nesebi tashih edilen çocuk, ana ve babasına ve onların hısımlarına karşı ayniyle nesebi sahih olan çocuğun hukukunu haizdir; nesebi sahih füruu dahi tashihten müstefit olur. Tashih, hem ana babanın mukayyet olduğu hem çocuğun doğduğu mahallin nüfus memuruna tebliğ edilir.

ÜÇÜNCÜ FASIL

Evlat edinme

A. Evlat edinme şartları

I. Evlat edinen için:

MADDE 253

Değişik madde: 16.6.1983 t. 2846 s. K. m.1

Evlat edinme hakkı en az otuzbeş yaşında olup da nesebi sahih füruu bulunmayanlara münhasırdır. Evlat edinen kimsenin evlatlıktan en az onsekiz yaş büyük olması şarttır.

II.Evlatlık için:

MADDE 254

Mümeyyiz olan kimse, rızası olmadıkça, evlatlığa alınamaz. Ana babanın veya hakimin muvafakatı alınmadıkça mahcur ile küçük, mümeyyiz bile olsalar, evlatlığa alınamazlar.

a) Rıza şartının aranmaması

MADDE 254/a

Ek madde: 14/11/1990 t. 3678 s. K. m.5

Kim olduğu veya nerede bulunduğu uzun süreden beri bilinmeyen ya da sürekli temyiz kudretinden yoksun bulunan ana veya babanın rızası aranmaz.

Velayetin kaldırılmasını gerektirecek ölçüde çocuğu ile ilgisiz olan ana veya baba için de aynı hüküm uygulanır.

III. Karı koca hakkında:

MADDE 255

Değişik madde: 14/11/1990 t. 3678 s. K. m.6

Eşlerden birinin evlat edinmesi veya evlatlık olması diğerinin rızasına bağlıdır. Devamlı olarak temyiz kudretinden mahrum eşin rızası aranmaz. Bu halde hakim temyiz kudretinden mahrum eşin kanuni mümessilini dinler, haklı sebeplerin varlığı halinde talebin kabulüne karar verir.

Bir kimsenin iki kişi tarafından beraberce evlatlığa alınabilmesi ancak karı koca için mümkündür.

(B) ŞEKİL:

MADDE 256

Değişik madde: 14/11/1990 t. 3678 s. K. m.7

Evlat edinme, evlat edinenin oturduğu yer sulh hakiminin izni üzerine yapılacak resmi bir senetle olur ve evlat edinme doğum kütüğüne yazılır.

Hakim evlat edinmeye izin vermeden önce, duruma göre gerekli görebileceği her türlü soruşturmayı kendiliğinden yapar.

Tarafların belirttikleri sebebi haklı bulmadıkça, hakim, evlat edinmeye izin vermez.

(C) AKDİN HÜKMÜ:

MADDE 257

Evlatlık, kendisini evlatlığa alanın aile ismini taşır ve onun mirasçısı olur. Asıl ailesindeki mirasçılığa da halel gelmez. Ana babaya ait hak ve vazifeler, evlat edinen kimseye geçer. Evlat edinme akdinden evvel yapılmış resmi bir senet ile, nesebi sahih çocukların mirasçılık hakkına ve ana babanın çocukların malları üzerindeki haklarına dair olan mevaddı kanuniyeye muhalif hükümler kabul edilebilir.

Karı koca tarafından birlikte evlat edinilen ve mümeyyiz olmayan küçüklerin nüfus kaydında ana baba adı olarak, evlat edinen karı kocanın adları yazılır.

Ek fıkra: 16.6.1983 t. 2846 s. K. m.2

Evlatlığın, miras ve başka haklarının halele uğramaması, aile bağlarının devam etmesi için evlatlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlat edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca her iki nüfus kütüğüne evlatlıkla ilgili resmi senedin tarih ve sayısı da kaydedilir.

Ek fıkra: 16.6.1983 t. 2846 s. K. m.2

Evlatlığın, reşit olduktan sonra asıl ana babasının ismini kullanma hakkı saklıdır.

Ek fıkra: 16.6.1983 t. 2846 s. K. m.2

Evlat edinme ile ilgili kayıtlar mahkeme kararı olmadıkça veya evlatlık istemedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz.

Ek fıkra: 16.6.1983 t. 2846 s. K. m.2

(D) REFİ:

MADDE 258

Evlatlık mukavelesi hakkındaki kaidelere riayet şartiyle, evlatlık rabıtası, iki tarafın rızasiyle her zaman kaldırılabilir. Evlatlık rabıtası, muhik sebeplere istinat halinde evlatlığın ve mirasından mahrum bırakacak bir hal hüdusunda evlatlık edinen kimsenin talebi üzerine, hakim tarafından dahi refedilir.

Ref'i, evlatlık rabıtasının istikbale ait bütün hükümlerini izale eder ve kat'idir.

DÖRDÜNCÜ FASIL

Nesep sıhhatinin umumi hükümleri

(A) İSİM VE VATANDAŞLIK HAKKI:

MADDE 259

Nesebi sahih olan çocuk, babasının ismini taşır ve onun vatandaşlık haklarına malik olur.

(B) KARŞILIKLI VAZİFELER:

MADDE 260

Ana baba ve çocuk, yekdiğere karşı aile menfaatinin istilzam ettiği muavenet ve riayete mecburdur.

(C) ÇOCUKLARIN İAŞE VE TERBİYE MASRAFLARI:

MADDE 261

Çocuğun iaşe ve terbiyesine muktazi masraflar, kendilerinin mallarını idare hususunda kabul ettikleri usule göre, ana babaya terettüp eder. Ana baba zarurette bulunduğu veya çocuk fevkalade masrafı mucip olduğu takdirde yahut istisnai her hangi bir sebebin vücudu halinde hakim, çocuğun mallarından kendisinin iaşe ve terbiyesine medar olacak muayyen bir miktarın sarfı için, ana ve babaya izin verebilir.

BEŞİNCİ FASIL

Velayet

A. UMUMİYET İTİBARİYLE:

I. Şartları:

MADDE 262

Çocuk, küçük iken ana ve babasının velayeti altındadır; kanuni sebep olmadıkça, ana ve babadan alınamaz. Hakim, vasi tayinine lüzum görmedikçe hacredilen çocukları dahi, ana ve babanın velayetine tabidirler.

II. Velayeti icra hakkı:

MADDE 263

Evlilik mevcut iken, ana ve baba, velayeti beraberce icra ederler. Anlaşamazlarsa, babanın reyi muteberdir.

(B) VELAYETİN ŞÜMULÜ:

I. Umumiyet itibariyle:

MADDE 264

Karı kocadan birinin vefatı halinde, velayet, sağ kalana ve boşanma halinde çocukların tevdi olunduğu tarafa, ait olur.

Çocuk, ana ve babasına riayete mecburdur. Ana ve baba, kudretlerine göre çocuğu yetiştirmekle ve çocuk alil veya aklı zayıf ise haline münasip bir terbiye vermekle mükelleftirler.

Çocuğun adını, ana ve babası kor.

II. Mesleki terbiye:

MADDE 265

Ana ve baba, çocuğun mesleki terbiyesini sevk ve idare eder ve mümkün mertebe kuvvet ve kabiliyetini ve arzularını nazara alır.

III. Dini terbiye:

MADDE 266

Çocuğun dini terbiyesini tayin ana babaya aittir.

Ana babanın bu husustaki hürriyetini tahdit edecek her türlü mukavele muteber değildir.

Reşit, dinini intihapta hürdür.

IV. Tedip hakkı:

MADDE 267

Ana baba, çocuklarını tedip hakkına maliktir.

V. Temsil:

1 - Üçüncü şahıslara karşı:

a) Ebeveyn tarafından:

MADDE 268

Ana ve baba, velayeti icra hakkını haiz oldukları nisbette çocuklarının kanuni mümessilidirler. Bu sıfatla hareketlerinde hakimin reyine ihtiyaçları yoktur.

b) Çocuğun ehliyeti:

MADDE 269

Velayet altındaki çocuk, ehliyet itibariyle vesayet altındaki kimse gibidir. Vesayet altında bulunan kimsenin idari muamelata iştiraki müstesna olmak üzere vasi marifetiyle temsile mütaallik hükümler, veli hakkında da tatbik olunur.

Bir borç iltizam eden çocuk kendi malından ödemekte mükelleftir. Bu hususta ana ve babanın; çocuğun malları üzerinde haiz oldukları idare ve intifa haklarına bakılmaz.

2 - Aileye karşı:

a) Çocukların tasarrufu:

MADDE 270

Velayet altındaki çocuk, mümeyyiz ise, ana va babanın rizasiyle aile namına hareket edebilir. Bu takdirde çocuk kendisi mesul olmayıp ana ve baba mallarını idare hususunda kabul ettikleri usule göre ilzam olunur.

b) Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar:

MADDE 271

Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.

(C) HAKİMİN MÜDAHALESİ:

I. Himaye tedbirleri:

MADDE 272

Ana ve baba, vazifelerini ifa etmedikleri takdirde hakim, çocuğun himayesi için muktazi tedbirleri ittihaz ile mükelleftir.

II. Çocukların yerleştirilmesi:

MADDE 273

Çocuğun, bedeni veya fikri tekamülü tehlikede bulunur veya çocuk manen metruk bir halde kalırsa hakim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile nezdine veya bir müesseseye yerleştirebilir. Çocuk, şirretliği hasebiyle ana ve babanın emirlerine karşı gelmekte temerrüt ederse; müessir başka bir ıslah çaresi bulunmadığı takdirde, aynı tedbirler, ana babanın talebi üzerine hakim tarafından ittihaz edilir. Bu tedbirlerin iltizam ettiği masarif -ana baba ile çocuk tediyeden aciz iseler- Devletçe tesviye olunur. Nafakaya mütaallik hükümler bakidir.

III. Velayet hakkının nez'i:

1 - Velayetin ifa edilmemesi halinde:

MADDE 274

Velayeti ifadan aciz veya mahcur olan yahut nüfuzunu ağır surette sui istimal eden veya fahiş ihmalde bulunan ana ve babadan, hakim, velayet hakkını nez edebilir.

Ana ve babadan velayet nez olununca, çocuğa, bir vasi tayin olunur. Nez'in hükmü, ileride doğacak çocuklara şamildir.

2 - Baba veya ana tekrar evlenirse:

MADDE 275

Velayeti haiz olan ana ve baba, yeniden evlenirse; icap ettiği halde çocuğa bir vasi tayin edilir. Karı kocadan birinin, vasi nasbı caizdir.

IV. Velayet hakkının iadesi:

MADDE 276

Nezi sebebi zail olduğu surette hakim, doğrudan doğruya veya talepleri üzerine, ana ve babaya velayeti iade ile mükelleftir.

Nez'i tarihinden itibaren bir sene geçmedikçe, velayet, iade edilemez.

(D) NEZİ HALİNDE ANA VE BABANIN VAZİFELERİ:

MADDE 277

Velayeti nezedilen ana ve baba, çocuğun iaşe ve terbiye masraflarını, evvelce olduğu gibi tesviye ile mükelleftir. Bu masraflar -ana ve baba ile çocuk tediyeden aciz iseler- Devletçe tesviye olunur. Nafakaya mütaallik hükümler bakidir.

ALTINCI FASIL

Çocuk malları

(A) İDARE:

I.Umumiyetle:

MADDE 278

Ana baba, velayetleri devam ettikçe çocuğun mallarını idare ederler. Hesap ve Teminat vermezler. Ana babanın vazifelerini yapmadıkları takdirde, hakim müdahale eder.

II. Evliliğin zevalinden sonra:

MADDE 279

Evliliğin zevalinden sonra velayeti haiz olan karı veya koca, hakime çocuğun mali vaziyetini gösterir bir müfredat defteri vermeğe ve servetinde ve keyfiyeti tenmiyesinde ehemmiyetli bir tebeddül husule geldiği takdirde, onu da, bildirmeğe mecburdur.

(B) İSTİFADE HAKKI:

I. Şartları:

MADDE 280

Ana babanın velayeti, taksirleri hasebiyle, kendilerinden nez olunmadıkça; rüştüne kadar çocuğun emvalinden intifa hakları vardır.

II. Gelirin sarfı:

MADDE 281

Çocuğun geliri, evvel emirde kendi infak ve terbiyesine sarfolunur; fazlası, karı kocadan hangisi aile masrafiyle mükellef ise ona ait olur.

(C) SERBEST MALLAR:

I. İstifade hakkından hariç mallar:

MADDE 282

İntifa hakkı, faize verilmek veya tasarruf sandıklarından biriktirilmek yahut ana baba intifa edememek şartiyle çocuğa bağışlanan mallara şamil olmaz.

Bu kabil malların idaresi, bağışlıyan tarafından hini bağışlamada hilafı şart edilmedikçe; ana babadan alınamaz.

II. Kazanç idare ve istifade hakları:

1 - Kazanç:

MADDE 283

Küçüğün kazancı, yanlarında yaşadıkça, ana babaya aittir. Ananın babanın rızası ile aile haricinde yaşayan çocuk, onlara karşı olan borçlarına halel gelmemek üzere, kazancında dilediği veçhile tasarruf edebilir.

2 - Meslek ve sanat için verilen mal:

MADDE 284

Bir meslek veya sanat için, ana baba tarafından çocuğa, malından verilen kısmın idaresi ve ondan istifade hakkı, çocuğundur.

(D) HAKİMİN MÜDAHALESİ:

I. Teminat tedbirleri:

MADDE 285

Ana baba, idare ve intifa haklarının kendilerine yüklettiği vazifeleri yapmadıkları surette; hakim, çocuğun menfaatini muhafaza için, muktazi tedbirleri ittihaz eder.

Çocuğun malları tehlikeye düşerse hakim, vasiler üzerinde haiz olduğu murakabeyi ana baba hakkında tatbik veya onlardan teminat talep ve çocuğun menfaatini korumak için kayyım da tayin edebilir.

II. Velayet hakkının nez'i halinde:

MADDE 286

Ana baba, çocuğun malları üzerindeki haklarından; ancak velayetlerinin nez'i halinde, mahrum edilebilir. Velayetin nez'i, ana babanın taksirleri yüzünden olmamış ise; çocuğun infak ve terbiyesine kifayet edecek miktardan fazlasında, intifa hakları bakidir.

(H) İDARE HAKKININ ZEVALİ:

I. Teslim:

MADDE 287

Ana babanın idare hakkının zevalinde, mallar; reşit olan çocuğa veya vasisine, hesap görülerek teslim olunur.

II. Mesuliyet:

MADDE 288

Ana baba çocuğun mallarını iadede intifa hakkı sabibi gibi mesuldür; hüsnü niyetle sattıkları malların semenini verirler.

Ana baba, çocuğun malından anın menfaati için, salahiyetleri dairesinde yaptıkları masrafı zamin olmazlar.

III. Çocuğun imtiyaz hakkı:

MADDE 289

Çocuğun, haciz veya iflas tarikiyle takip edilen ana babadaki alacağı mümtazdır.

SEKİZİNCİ BAP

Nesebi Sahih Olmayan Çocuk

(A) SAHİH OLMAYAN NESEP:

MADDE 290

Nesebi sahih olmayan çocuğun anası, doğuran kadındır. Babası, tanıma veya bir hüküm ile tahakkuk eder.

(B) TANIMA:

I. Şartları ve Şekli:

MADDE 291

Evlilik haricinde doğan çocuk babası tarafından veya babasının vefatı veya temyiz kudretinden daimi mahrumiyeti halinde babasının babası tarafından, tanınabilir.

Tanıma, resmi senet veya ölüme bağlı tasarrufla olur. Keyfiyet, tanınan kimsenin mukayyet bulunduğu mahallin nüfus memuruna bildirilir.

II. Memnuiyet:

MADDE 292

Birbirleriyle evlenmeleri memnu olanlardan veya evli kadınların zinasından doğan çocuk, tanınamaz.

İptal: 28.2.1991 t. E. 1990/15, K. 1991/5 s. AYM K. "..erkek ve .." ibaresi metinden çıkarılmıştır.

III. Refi:

1 - Ana veya çocuğun itirazı:

MADDE 293

Ana veya çocuk ve çocuğun vefatı halinde füruu, tanıyanın baba veya büyük baba olmadığı veya tanıma çocuk hakkında zararlı bulunduğu iddiasiyle, ıttılalarından itibaren üç ay içinde hakime itiraz edebilirler.

Ahvali şahsiye memuru tanıyana yahut anın mirasçılarına itirazı bildirir. Bunlar üç ay içinde mahalli mahkemesine müracaatla, itirazın reddini isteyebilir.

2 - Üçüncü şahsın itirazı:

MADDE 294

Gerek hazine gerek her hangi bir alakadar, ıttıla tarihinden itibaren üç ay içinde salahiyettar ahvali şahsiye memurunun bulunduğu mahal mahkemesinde; tanıma keyfiyetine itiraz edebilir. Muterizler, tanıyan kimsenin çocuğun baba veya babasının babası olmadığını veya tanımanın kanunen memnu bulunduğunu ispat mecburiyetindedirler.

(C) BABALIK DAVASI:

MADDE 295

Evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tayini için ikamei dava edebilir. Çocuk ta bu hakkı haizdir. Dava, baba veya mirasçıları aleyhine ikame olunur.

I. Dava hakkı:

II. Müddet:

MADDE 296

Dava, çocuk doğmadan evvel veya doğduğundan itibaren nihayet bir sene içinde ikame olunur.

III. Mevzuu:

MADDE 297

Dava; ana ve çocuk lehine babanın nakdi tediyatta bulunması talebine dair olabileceği gibi, kanunun tayin ettiği hususlarda, bu taleple birlikte veya ayrıca, babalığın ahvali şahsiyeye mütaallik bütün netayiciye hükmen tayinine dair de, olabilir.

Çocuk, babası tarafından tanınmış veya ölü doğmuş veya hükümden evvel ölmüş olsa bile; ana nakdi tediyat davasında bulunabilir. Çocuk baba tarafından tanınmış veya babalık hükmü lahık olmuş ise velayetten mütevellit borçların edası çocuğa yapılması lazımgelen tediyat yerine kaim olur.

IV. Kayyım tayini:

MADDE 298

Mahkeme, evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana tarafından kendisine haber verildiği takdirde; çocuğun menfaatlerini sıyanet etmek üzere, hemen bir kayyım tayin eder. Babalık davası bittiği veya ikamesi için muayyen müddet geçtiği takdirde mahkeme, çocuğun ana veya babanın velayeti altında bırakılmasını faydalı görmezse kayyım yerine bir vasi nasbeyler.

1 - Salahiyet:

a) Umumi salahiyet:

MADDE 299

Babalık davası müddeniin doğum zamanında Türkiye'deki ikametgahının bulunduğu mahal mahkemesinde ikame edilebileceği gibi müddeaaleyhin dava zamanındaki ikametgahının bulunduğu mahal mahkemesinde dahi ikame olunabilir. Babalığın hükmen tayini maksadiyle vakı olan dava, menfaatlerini sıyanet edebilmesi için hakim tarafından doğrudan doğruya müddeaaleyhin ikametgahındaki hazine memuruna tebliğ olunur.

b) Sicil kaydının bulunduğu mahal salahiyeti:

MADDE 300

Ana ve çocuğun ikametgahı Türkiye haricinde olup ta aleyhine babalık davası ikame olunan Türk de ecnebi bir memlekette sakin ise, dava anın Türkiye'de mukayyet olduğu mahal mahkemesi huzurunda ikame olunabilir.

2 - Karine:

MADDE 301

Doğumdan evvel üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında müddeaaleyhin, çocuğun anasiyle münasebeti cinsiyede bulunduğunun sübutu; babalığa, karine teşkil eder. Müddeaaleyhin babalığı hakkında ciddi şüpheler uyandıracak hallerin vücudu takdirinde, karineye itibar yoktur.

3 - Ananın kusuru:

MADDE 302

Ananın, gebe kaldığı zaman iffetsizlikle meluf olduğu sabit olursa; babalık davası, reddolunur.

4 - Evli ana:

MADDE 303

Ana, gebe kaldığı zaman evli idiyse; babalık davası, ancak çocuğun nesebi sahih olmadığına hakim hükmettikten sonra ikame edilebilir. Bu takdirde babalık davasının ikamesi için muayyen müddet, nesebin sahih olmadığı hakkındaki hükmün sudurundan itibaren başlar.

V. Hüküm:

1 - Ana lehine:

a) Maddi tazminat:

MADDE 304

Babalık davası sabit olduğu takdirde ana lehine aşağıdaki tazminata hükmedilir:

1 - Doğurma masrafları.

2 - En aşağı doğumdan evvelki dört hafta ile sonraki dört haftanın iaşe masrafları.

3 - Gebeliğin ve doğurmanın sebep olduğu diğer masraflar.

b) Manevi tazminat:

MADDE 305

Baba, anaya münasebeti cinsiyeden evvel, evlenmek vadetmiş veya onunla münasebeti cinsiyesi kanuni bir cürüm yahut onun üzerindeki nüfuzunu sui istimal teşkil eylemiş veya münasebeti cinsiye zamanında ana henüz küçük idiyse; ana için manevi bir tazminat karşılığı olarak, bir meblağ hükmolunabilir.

2 - Çocuk lehine tediyat:

a) Nafaka:

MADDE 306

Babalık davasının sübutu halinde, hakim, ana ve babanın içtimai vaziyetlerine göre çocuğa bir nafaka bağlar.

Babanın tediyesiyle mükellef tutulacağı nafaka, her halde çocuğun iaşe ve terbiyesine muktazi masraflara adilane bir iştirak teşkil edecek miktarda olmalıdır.

Nafaka, çocuk on sekiz yaşını bitirinceye kadar ve hakimin tayin edeceği zamanlarda peşin olarak verilir.

Ana, açıktan açığa çocuğun menfaatine mugayir şartlar altında davadan sulh olmuş veya ikamesinden feragat etmiş ise; çocuk için, dava hakkı, yine bakidir.

b) Yeni hadiseler:

MADDE 307

Ahval ehemmiyetli surette değişmiş ise nafakanın miktarına dair olan karar, iki taraftan birinin istidası üzerine tadil olunabilir. İçtimai vaziyete göre, kafi derecede şahsi geliri olduğu gün, çocuğun nafakası kesilebilir.

3 - Teminat:

MADDE 308

Ana, zarurette olur ve müddeaaleyhin baba olduğuna karine bulunursa doğurma ve çocuğu üç ay iaşe için melhuz masraflara karşı hükümden evvel teminat göstermeğe meddeaaleyh mecbur tutulabilir. Ananın hakları, zıya tehlikesinde bulunduğu ispat edilememiş olsa dahi, yine böyledir.

4 - Çocukların borçları:

MADDE 309

Baba aleyhindeki haklar, mirasçılara karşı da kullanılabilir. Bununla beraber mirasçılar, çocuğun tanınması halinde mirasçı sıfatı ile alabileceği miktardan fazla bir şey itası ile, mükellef olmazlar.

VI. Babalığa hüküm:

MADDE 310

Müddeaaleyh, anaya evlenme vadettiği veya münasebeti cinsiye bir cürüm veya nüfuzu sui istimal teşkil eylediği takdirde; müddeinin talebi üzerine hakim, onun babalığına hükmeder.

(...)

İptal fıkra: 21/5/1981 t. E. 1980/29. K. 1981/22 s. AYM K.

(D) HÜKÜMLER:

I. Anaya ve çocuğa karşı:

MADDE 311

Evlilik haricindeki doğumda anasına kalan çocuk, anasının aile ismini taşıdığı ve onun vatandaşlık hakkını iktisap ettiği gibi gerek anasına gerek anasının hısımlarına karşı sahih olmayan nesep üzerine terettüp eden hak ve vazifelere dahi sahiptir.

Ananın borçları ise tıpkı nesebi sahih çocuğa karşı olan borçları gibidir. Mahkeme, velayeti anaya verebilir.

II. Babaya ve çocuğa karşı:

MADDE 312

Babaya nisbeti babalık hükmü ile veya tanınmak suretiyle taayyün eden çocuk, babanın aile ismini taşır ve onun vatandaşlık hakkını iktisap eder. Babasının ve anasının ailelerine karşı sahih olmayan nesep üzerine terettüp eden hak ve vazifelere dahi sahip olur. Babanın borçları ise tıpkı nesebi sahih çocuğa karşı olan borçları gibidir. Mahkeme, velayeti baba veya anaya verebilir.

III. Velayetin taksimi:

MADDE 313

Çocuk, babanın velayeti altında ise ana, çocukla icabı hale göre şahsi münasebetleri idame hakkını haizdir. Mahkeme, doğrudan doğruya veya ananın talebi üzerine; çocuğun, muayyen bir yaşa kadar ananın ve bu yaştan sonra babanın velayeti altında kalmasını emredebilir.

IV. Çocuğun malları üzerindeki haklar:

MADDE 314

Velayetin baba veya anaya tevdii halinde mahkeme, çocuğun malları üzerindeki haklarını da tayin eder.

DOKUZUNCU BAP

Aile

BİRİNCİ FASIL

Nafaka

(A) BORÇLULAR:

MADDE 315

Herkes, yardım etmediği surette zarurete düşecek olan usul ve füruuna ve erkek ve kız kardeşlerine muavenet ile mükelleftir.

(B) MUAVENET TALEBİ:

MADDE 316

Nafaka davası, bununla mükellef olanlar hakkında, mirastaki tertip sırasiyle ittihaz edilir. Dava, davacının geçinmesi için muktazi ve diğer tarafın geliri ile mütenasip, bir muavenet talebinden ibaret olur.

Erkek ve kız kardeşler, hali refahta bulunmadıkça kendilerinden nafaka istenemez. Dava, nafaka istemek hakkına malik olan kimse tarafından veya o kimse resmi bir müessesede infak olunuyor ise o müessese yahut müessesenin tabi olduğu idare tarafından mükellefin ikametgahı mahkemesinde ikame olunur.

(C) ANA VE BABASI BELLİSİZ ÇOCUKLARIN İAŞESİ:

MADDE 317

Ana ve babası belli olmayan çocuk, belediyelerce infak olunur. Ailesi zuhur ederse belediye, nafaka ile mükellef olan hısımlardan nafaka için edilen masrafı isteyebilir.

İKİNCİ FASIL

Ev reisliği

(A) EV REİSLİĞİ:

MADDE 318

Aile halinde yaşayan mütaaddit kimseler üzerinde ev reisliği, kanuna veya akte veya örfe göre, reis olan kimseye aittir.

Reislik hakkı, kan veya sıhri hısım sıfatiyle yahut işçi, çırak, amelede olduğu gibi bir akit sebebiyle birlikte yaşayanların kaffesi üzerinde caridir.

(B) HÜKÜMLERİ:

I. Umumi kaideleri:

MADDE 319

Birlikte yaşayan kimseler, evin kaidelerine tabidir; bu kaidelerde her birinin menfaati adilane bir surette gözetilmiş olmak lazımdır.

Birlikte yaşayan kimselerden her biri bilhassa talim ve terbiyeleri sanatları yahut dini ihtiyaçları için muktazi hürriyetten istifade ederler.

Evin reisi, birlikte yaşayanların evdeki eşyasını, kendi eşyasına karşı göstereceği aynı ihtimam ile muhafaza etmek ve emniyet altında bulundurmakla mükelleftir.

II. Mesuliyet:

MADDE 320

Evin reisi, riyaseti altında bulunan küçüğün, mahcurun yahut dimağ hastalığı veya akıl zayıflığı ile malül olan kimsenin yaptığı zarardan mutad veçhile ve ahvalin muktazi bulunduğu dikkatle ana nezaret ettiğini isbat etmedikçe mesuldür.

Evin reisi ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ile malül olanların bizzat kendilerini veya başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri hususunda lazımgelen tedbirleri ittihaz ile mükelleftir. Lüzumu halinde bu tedbirlerin ittihazı için keyfiyeti zabıtaya haber verir.

ÜÇÜNCÜ FASIL

Aile malları

(A) ÇOCUKLARIN ALACAĞI:

MADDE 321

Ana ve baba ile birlikte yaşayan ve ıvazından sarahaten feragat etmeksizin kendi sayını veya varidatını aileye tahsis eden reşit evlat, bu tahsisinden dolayı; ana ve babasından, aleyhlerine vakı hacze iştirak veya iflasları halinde masaya müracaat tarikiyle, bir hak talep edebilir. İhtilaf halinde, hakim, iddianın haklı olmadığını ve miktarını serbestçe takdir eder.

(B) AİLE VAKFI:

MADDE 322

Aile efradının talim ve terbiyesine, teçhiz veya muavenetine ve bunlara mümasil gayelere muktazi masarifin tediyesi için; eşhas veya miras hukukuna dair olan hükümlere tevfikan aile vakıfları tesis edilebilir.

Bir malın veya bir hakkın devir ve ferağ edilememek üzere bir aileye tahsisine ve aile efradı arasında tarzı intikaline dair her türlü tasarruf memnudur. Bu tarzda tasarruf, tesisat ihdası fikriyle dahi mezcolunamaz.

(C) AİLE ŞİRKET EMVALİ:

I. Teşekkülü

1 - Şartları:

MADDE 323

Hısımlar, terekedeki hisselerinin tamamını veya bir kısmını bırakmak veya ortaya diğer mallar koymak suretiyle aralarında, şirketi emval tesis edebilir.

2 - Şekli:

MADDE 324

Bütün şeriklerin veya mümessillerinin imzalarını havi resmi bir senede raptedilmedikçe, mal ortaklığı, tesis edilmiş olmaz.

II. Müddet:

MADDE 325

Mal ortaklığı, muayyen veya gayri muayyen bir müddet için olabilir. Müddet, muayyen olmadığı takdirde; ortaklardan her biri, altı ay evvel ihbar edilmek şartiyle şirketle alakasını kesebilir. Şirket, zirai bir işe dair olduğu takdirde; ihbardan sonra geçmesi lazımgelen müddet, mahalli örfe göre, o iş için muktazi ziraat mevsiminden ibarettir.

III. Hükmü:

1 - Şirketin işletilmesi:

MADDE 326

Şerikler, şirketi elbirliğiyle işletirler. Hilafına bir şart olmadıkça her biri şirkette müsavi derecede hak sahibidir.

Şirket devam ettiği müddetçe şerikler, hisselerini talebedemiyecekleri gibi hisselerinde tasarruf dahi edemezler.

2 - İdare ve temsil:

a) Umumiyet itibariyle:

MADDE 327

Şirket Bütün azasının elbirliğiyle idare olunur. Azadan her biri diğerlerinin iştiraki olmaksızın mutat olan idari tasarruflarda bulunabilir.

b) Müdürlerin salâhiyeti:

MADDE 328

Aza, içlerinden birini şirkete müdür tayin edebilirler. Müdür, şirkete mütaallik bütün tasarruflarda onu temsil ve işletme umurunu idare eder.

Şirketi kimin temsil edeceği, siciline kaydedilmiş olmadıkça; diğer şeriklerin temsil hakkından mahrumiyetleri iddası, hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilemez.

3 - Müşterek mallar ve şahsi mallar:

MADDE 329

Şirkete dahil olan mallar, şeriklerin müşterek mülküdür. Şerikler borçlardan müteselsilen mesuldürler. Şeriklerden birinin şirkete koymadığı veya şirket esnasında miras tarikiyle yahut her hangi bir suretle ıvazsız iktisap ettiği mallar, hilafına şart olmadıkça şirket emvalinden sayılmaz.

IV. Şirketin feshi:

1 - Sebepleri:

MADDE 330

Aşağıdaki hallerde şirket nihayet bulur:

1 - Bütün şeriklerin muvafakati ile yahut ihbar tarikiyle.

2 - Şirketin devamı için muayyen müddet hitam bulmuş ve zımnen temdit vakı olmamış ise,

3 - Şeriklerden birinin hissesi icra vasıtasiyle haczedilerek satıldığı takdirde.

4 - Şeriklerden birinin iflası halinde.

5 - Şeriklerden birinin muhik sebeplere müstenit talebi ile.

2 - İhbar, tediyeden aciz, evlenme:

MADDE 331

İhbar tarikiyle şeriklerden biri şirketten ayrıldığı veya şeriklerden birinin iflasına hüküm sadır olduğu yahut haczedilmiş olan hissenin satılması talebedildiği takdirde, diğer, şerikler; işbu şerikin hukukunu tasfiye veya alacaklılarının alakasını katettikten sonra kendi aralarında, şirketi idame edebilirler.

Evlenen şerik, evvelce ihbara mecbur olmaksızın şirketteki hukukunun tasfiyesini talebedebilir.

3 - Vefat:

MADDE 332

Şeriklerden birinin vefatı halinde, mirasçıları, şirket emval azasından değil iseler ancak murislerine ait hukukun tasfiyesini talep edebilirler.

Müteveffa, mirasçı olarak füru bırakmış ise bunlar, diğer şeriklerin muvafakati ile; onun yerine, şirkete girebilirler.

4 - Taksim:

MADDE 333

Şirket mallarının taksimi veya ayrılan bir şerikin hissesinin tasfiyesi, şirketin hitamını mucip olan sebebin tahaddüsü zamanında şirket mallarının bulunduğu hale göre icra edilir.

Taksim ve tasfiye, müsait olmıyan bir zamanda talep olunamaz.

V. Hissei temettü şartiyle şirket:

1 - Mevzuu:

MADDE 334

Şerikler, aralarında yapacakları mukavele ile şirketin işletilmesini ve temsilini diğer şeriklerden her birine hasılatı safiyeden senevi muayyen bir hisse vermek üzere; içlerinden yalnız birine tevdi edebilirler.

Bu hisse, hilafına şart olmadıkça, şirket mallarının münasip derecede uzun bir devredeki hasılatının vasati miktarına göre ve işleten şerikin ihtiyar ettiği mesai ve sarfiyatı nazarı itibara alınarak adilane bir surette tesbit olunur.

2 - Fesih:

MADDE 335

Şirketin işletme ve temsilini deruhte eden şerik, müşterek malları gereği gibi işletmediği veya şeriklerine karşı taahhütlerini ifa etmediği takdirde şeriklerin, şirketin feshini talebe hakları vardır.

Şeriklerden her biri, muhik sebeplere istinat ile işletme ve temsili deruhte eden şerikin idaresine iştirak ile, tereke taksimindeki hükümler nazarı dikkate alınmak üzere; müşterek mallardan istifade hakkına teşrikini, hakimden istiyebilir.

Bununla beraber, şeriklerin elbirliğiyle işlettikleri şirketi emvale dair olan kaideler; temettüe iştirak suretiyle olan şirketi envalde dahi caridir.

(D) AİLE YURDU:

MADDE 336

Aşağıdaki maddeler hükmüne tevfikan aile yurtları tesisi caizdir.

I. Yurt tesisi:

1 - Şartları:

MADDE 337

Ziraat veya sanayie tahsis edilmiş olan bir gayrimenkul ve müştemilatiyle beraber meskenler aşağıdaki şartlar dairesinde aile yurdu ittihaz edilebilir.

Aile yurdu ittihaz olunan gayrimenkulün büyüklüğü, bir ailenin iaşesine veya ikametine muktazi dereceden fazla olamaz; gayrimenkulün üzerinde ayni haklar bulunması ve mülk sahibinin mütebaki servetinin derecesi, haizi tesir değildir.

Mahkemenin, muhik sebeplere istinat ile muvakkat bir zaman için vereceği müsaade müstesna olmak üzere, mülk sahibi veya ailesi yurt ittihaz edilen gayrimenkulü ve gayrimenkulün tahsis edildiği sanatı bizzat işletmeğe yahut meskende bizzat ikamete mecburdur.

2 - Tesis usulü:

a) Resmi ilan:

MADDE 338

Aile yurdu tesis etmek istiyen kimse, alacaklıların ve alelıtlak tesisten zarar görmeleri melhuz olanların iki ay zarfında itirazlarını dermeyan etmelerini evvel emirde mahkeme marifetiyle resmen ilan ettirir. Mahkeme, yurt ittihaz edilecek mesken veya diğer gayri menkul kendilerine teminat gösterilmiş olan alacaklılara, keyfiyeti sureti mahsusada tebliğ eder.

b) Başkalarının hakları:

MADDE 339

İlan müddeti içinde, üçüncü şahıslar tarafından itiraz olunmadığı yahut vuku bulan itirazın haksızlığı anlaşıldığı takdirde; mesken veya diğer gayri menkul, yurt ittihazı için muktazi kanuni şartları cami ise, tesise müsaade olunur.

Müddet içinde itiraz eden alacaklıların alakalarının kesildiği isbat edilmedikçe tesise müsaade edilmez.

Borç, itiraz eden alacaklı lehine müeccel olsa bile aile yurdu tesis etmek istiyen borçlu, hemen ödeyebilir.

c) Sicille kayıt:

MADDE 340

Mahkemenin tesis müsaadesi tapu siciline kayit ile resmen ilan olunmadıkça aile yurdu, kurulmuş olmaz.

II. Hükmü:

1 - Tasarruf hakkının tahdidi:

MADDE 341

Yurt ittihaz olunan mesken veya diğer gayrı menkul, teminat gösterilemez. Sahibi onu ahare ferağ edemiyeceği gibi kiraya da veremez.

Yurt ve müştemilatı, mahkeme marifetiyle idare hakkı mahfuz kalmak şartiyle kabili haciz değildir.

2 - Hısımların hakkı:

MADDE 342

Muhtaç olan ve kabullerine mani bulunmayan usul ve füruunu ve erkek ve kız kardeşlerini yurda kabul etmesi için, mahkeme, mal sahibini cebredebilir.

3 - Mal sahibinin borcunu ödemekten aczi:

MADDE 343