İkinci anlamı ile temsil yetkisi ise, iç yetki gereğince üçüncü kişilere karşı şirketi…
2. Anonim ortaklık yönetim kurulunun şirketi üçüncü kişilere karşı temsil…
Ne var ki TK m. 371 yalnızca Yönerge’nin izlerini taşımamakta, eTK m. 321’den aktarılan…
3. Yargıtay’ın anılan uygulamasına göre, anonim ortaklığın bazı malvarlığı değerlerinin, özellikle malvarlığı arasında tek bir taşınmazın bulunduğu durumlarda, bu taşınmazın devrinin yönetim kurulu üyeleri tarafından genel kuruldan herhangi bir yetki almaksızın gerçekleştirilmesi mümkün değildir; bu türden bir işlemin geçerli şekilde yapılması genel kurulca verilecek özel izne bağlıdır. Böylelikle yüksek mahkeme, anonim ortaklık yönetim kurulunun temsil gücüne eTK m. 321’de yer almayan bir başka sınırlandırma daha getirmiştir. Ancak meselenin hukuk güvenliği bakımından çok daha tehlikeli yönü, yüksek mahkemenin bu kurala aykırı hukuki işlemlerin akıbetini -ulaşabildiğimiz farklı yöndeki bir karar dışında- kesin hükümsüzlük (butlan) olarak nitelendirmesidir. Oysa bu yaklaşım, temsil hukukuna ilişkin ilkeler göz önünde tutulduğunda, kendi içerisinde bile tutarsızdır. Gerçekten, belirli bazı işlemlerin yapılmasında yönetim kurulunun bir başka organın iznine ihtiyaç duyduğunun kabulünde bile yapılan işlemin doğrudan butlanından söz edilemez; işlemin geçerliliğini “yetkisiz temsil” hükümlerine göre çözmek söz konusu olabilir. Zira genel kurulun izninin varlığına ihtiyaç duyulan hâllerde
4. TK’da yönetim kurulunun dış ilişkideki temsil yetkisinin sınırsızlığı temel…
a) İki düzenleme arasındaki temel farklılık, TK’da ultra vires ilkesi…
b) Yönetim kurulunun şirketi temsil edebilmesi için genel kurulun yönetim kurulunun işlemine iştirakinin kanun gereğince arandığı durumlarda -kanuni sınırlandırma hâllerinde- genel kurulun izni veya icazeti olmaksızın üçüncü kişilerle yapılan işlem şirketi bağlamaz; bu hâlde üçüncü kişinin iyiniyeti korunmaz. Bu yaklaşım 68/151 sayılı Yönerge m. 9/1-2009/101 sayılı Yönerge m. 10/1 ile örtüşür. Ne var ki Yönergedeki düzenlemenin işlem güvenliğini feda etmediğine dikkat çekmek gerekir. Yönergenin üçüncü kişiye yüklediği, genel itibariyle şirkete uygulanacak hukuku incelemek yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğü yerine getiren, yani genel olarak hukuku inceleyip hangi organın ne ölçüde yetkili olduğunu belirleyen üçüncü kişi, daha sonra somut olarak hukuki ilişkide bulunduğu herhangi bir şirketin organları bakımından ayrıca özel bir yetki sınırlaması olup olmadığını araştırmak yükümlülüğüne tâbi tutulmaksızın hukuki işlemi tamamlama imkânına kavuşmaktadır. Gerçi kanuni bir sınırlamanın olduğu hâllerde de üçüncü kişiyle işlemi yaparken şirketi temsil edecek olan yine yönetim kuruludur. Farklılık, bu olasılıkta işlemin şirketi bağlaması için ek bir şarta, genel kurulun izni veya onayına ihtiyaç duyulmasında kendisini gösterir; yoksa şirketi genel kurul temsil edecek değildir. TK’nın da uyum sağlama iddiasında olduğu Avrupa Birliği hukukunun yaklaşımıyla değerlendirildiğinde, anonim ortaklığın yapısal değişikliklerine yönelik sözleşmelerin [örneğin birleşme sözleşmesi (TK m. 145), bölünme sözleşmesi (TK m. 166)] ancak genel kurulun bu sözleşmeleri onaylaması
Bununla birlikte, kanımızca TK m. 408/2-(f) hükmü bu işlemlerden biri olarak değerlendirilemez.…
c) TK m. 371/3’te iyiniyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün üçüncü…
5. Yönetim kurulunun kendisine tanınan temsil yetkisini/gücünü kötüye kullanması,…
