i) Başvuru Hakkı-. Mahkemeye erişim hakkının bir boyutunu da, nazım ve uygulama imar planlarına karşı itirazların reddine ilişkin iptal kararlarıyla ilgili davalar oluşturmaktadır. Danıştay, bu bağlamda 60 günlük zımni ret süresinden itibaren başladığı varsayılan 60 gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle verilen iptal kararlarını Strazburg organlarının kararları ve Anayasa hükümleri ışığında değerlendirmiştir. Anayasa’nın 40’ncı maddesindeki “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” hükmü, 74’üncü maddesindeki “kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir” hükmü ve 125’nci maddesindeki “idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar” hükmünü Sözleşme’nin 6’ncı maddesindeki mahkemeye erişim hakkı ve ileride değinilecek olan Mesutoğlu v. Türkiye…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Haziran 2022
Sayfa: 480 - 486
Tolga Şirin
Editör:Mehmet Akçaal, Ümit Süleyman Üstün, Hüseyin Tokat, Beşir Abidin Hamarat, Zeynep Sena Acar, Rabia Gökçe Koyuncu, Ebru Tüzemen Atik, Yasemin Türkmenoğlu, Emsalgül Doğan, Kemal Erdoğan, Oğuz Yolal
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
b.Mahkemeye Erişim Hakkı
Mahkeme’ye erişim hakkıyla ilgili davalarda başvuru süreçleri, vekalet ücretleri…
“Dava açma süresi içinde idareye yapılan başvurunun, altmış gün içinde yanıtlanmaması durumunun zımni ret sayılması, idarenin keyfi olarak vatandaşın başvurusunu bekletmesine karşı getirilmiş bir güvence olup, idarenin yanıt verme yükümlülüğünü kaldıran bir durum değildir. Zımni ret sonunda dava açma hakkını kullanmayan birinin, idarenin sonradan vermiş olduğu ret cevabı üzerine dava açma hakkını kullanması Anayasa’nın 74 ve 125. maddelerinin vermiş olduğu hakkın bir gereğidir. Zımni ret müessesesi, idarenin keyfi olarak cevap vermemek suretiyle dava açma hakkının engellenmesi nedeniyle getirilmiştir. İdari yargıda, idarenin iptal davası ile denetlenmesi esas olup, İdarenin cevap vermemek suretiyle, hak arama özgürlüğünün kullanılmasına engel olması zımni ret müessesesi ile ortadan kaldırılmıştır. Zimni ret süresi sonundan itibaren başlayan dava açma süresi geçtik
Mahkemeye erişim hakkının yoğunlaştığı dava kümesi “ihtirazi kayıt” ile verilen beyannamelerdir.…
Bilindiği gibi, İYUK’un dava açma süresi başlıklı 7’nci maddesine göre dava açma…
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşmenin 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının ihlal edildiğine hükmettiği 14.10.2008 tarihli Mesutoğlu-Türkiye kararındaki olayın; trafik kazasında hayatını kaybedenlerin varisleri tarafından …
Mahkeme bu ilkesel belirlemeden sonra içtihadı ulusal hukuka şöyle aktarmıştır:…
Davacı tarafından dava konusu edilen işlemin hangi mahkemenin görevine girdiği hususunun idare mahkemesince dahi tespit edilemediği durumlarda göz önünde bulundurulursa, bu tespitin davacıdan beklenilmesinin hakkaniyete uygun düşmeyeceği ve davanın konusunun görev yönünden arzettiği bu muğlaklığa rağmen getirilecek kısıtlamanın, mahkemeye erişim hakkının özünü ortadan kaldıracak bir mahiyet kazanacağı ve bu durumun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ncı maddesinin ihlali anlamına geleceği açıktır.” Mesutoğlu v. Türkiye kararı, biçimsel nedenlerle verilen ret (örn. dilekçenin reddi) gibi durumlarda da uygulama bulmaktadır.(21)…
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, bazı sınırlamalara tabi olabildiğini, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiğini, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceğini, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ‘Dosyaların incelenmesi’ başlıklı 20. maddesinde: ‘Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.’, 15. maddesinde “ 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir.’ İdari yargılama usulü hukukunda re’sen araştırma ilkesi, davacı tarafın temin etmekte güçlük çektiği veya tamamen idarenin kayıtlarında bulunan bilgi ve belgelerin mahkemece dosya kapsamında gerekli görülmesi halinde davalı idareden ara kararıyla istenilmesini ifade eder. Kamu gücünü elinde bulunduran ve bu nedenle davacıya nazaran daha üstün konumda bulunan davalı idare tarafından gönderilen …