I. Resmi vasiyetnamelerin şekline ilişkin olarak bazı Yargıtay kararlarını konu aldığım bu tebliğde ilk olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2015 tarihli ve 13392/6375…
İlk bakışta, okuma yazma bilmeyen kimseler için kanunda öngörülmüş olan TMK m.535…
“26.03.1962 tarih 1958/23 Esas-1962/3 Karar sayılı İçtihadı birleştirme kararında, okuma yazma bilen vasiyetçinin, dileğine göre hiçbir neden bildirmeye yahut resmi senede yazdırmaya yer olmaksızın, resmi vasiyet şekillerinden birisini seçebileceği, bu şekilde vasiyetçinin okumaksızın ve imzalamaksızın düzenlenen vasiyetnamede vasiyetçinin imzasının bulunmasının senedin geçerliliğine etki etmeyeceği kabul edilmiştir. Bu itibarla Türk Medeni Kanunu 535.maddesi lafzına bakılarak ancak vasiyetçinin okuma yazma bilmemesi halinde uygulanacağı düşünülebilirse de yukarıda zikrolunan içtihadı birleştirme kararında da belirtildiği üzere kanun, senedi vasiyetçinin okumasını veya memur tarafından vasiyetçiye okunmasını, dolayısıyla vasiyetçinin senede yazılanlardan bilgi edinmesi amaçlanmıştır. Öte yandan madde metninde vasiyetçinin okuyup yazamadığının senede yazılması gerektiğine dair şekil şartı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca okuma yazma bilen vasiyetçinin okuma yazma bildiği halde okuma yazma bilmeyenlere özgü usulde vasiyetname düzenlemesi ve bu şekli tercihine ilişkin senette açıklama bulunmaması gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır…”.…
O halde, resmi vasiyetnamenin şekline ilişkin olarak özellikle anılan kararlar doğrultusunda…
Şimdi karma resmi vasiyetname ile neyi ifade etmek istediğimizi biraz açalım. Öğretide…
Fakat soruna uygulama açısından bakıldığında önemli olan nokta şudur: 1962 yılında…
“Okur yazar kişiler bile, dileğine göre ve hiçbir sebep bildirmeye veya vasiyetnameye yazdırmaya yer olmaksızın okuyamayanlar veya imzalayamayanlar gibi resmi vasiyetname düzenletme yolunu seçebilirler. Bu bakımdan olayda mirasbırakan okur yazar olduğu halde okuyamayan veya yazamayanlar gibi vasiyetname düzenlemiş olmasında bir sakınca yoktur…” (Yarg. 3.HD, 11.03.2013, 21142/3991…
Durum böyle olmakla birlikte konuya ilişkin Yargıtay kararlarıyla ilgili olarak şu…
İlk olarak, okuma yazma bildiği halde resmi vasiyetname düzenlerken okur-yazar olmasına…
O halde ilk olasılıkta, okuma yazma bildiği halde düzenlenen metni kendi okuyamayan…
Tabii burada yeri gelmişken belirtelim ki, söz konusu olasılıklara ilişkin olarak…
Nitekim yukarıda belirtilen Yargıtay kararlarına konu olan olaylarda da “vasiyetnamenin şekil yönünden hukuka aykırı olduğu, muris okuma yazma bildiği halde vasiyetnamenin parmak izi kullanılmak suretiyle düzenlendiği ve parmak izi kullanılma nedeninin vasiyetnamede açıklanmadığı…öncelikle düzenleme şeklinde yapılan vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerektiği…”…
“İlgililerle tanık, tercüman ve bilirkişi imza atamadıkları ve imza yerine geçen bir el işareti kullanmadıkları takdirde, varsa mühür, yoksa sol elinin başparmağı, bu da yoksa diğer parmaklarından biri bastırılır ve hangi parmağın bastırıldığı yazılır”.…
Bu noktada önemle vurgulamak gerekir ki Noterlik Kanunu m.75, Medeni Kanun’un resmi…
Nitekim yukarıda anılan 26.03.1962 tarihli İBK’da da aynen şu düşünce ileri sürülmüştür:…
Burada vasiyette bulunanın imzasının metne ilave edilmesinin vasiyetnameyi geçersiz…
Belirtmek gerekir ki, öğretide yeni bir düşünce, iki farklı türde düzenleme imkânı…
Öğretide ANTALYA/SAĞLAM da, şekilden beklenen yarar dikkate alındığında, karma resmi…
O halde öğretide Marmara Hukuk Ekolü olarak adlandıracağım bu son görüşteki yazarlara…
II. Resmi vasiyetnamenin şekline ilişkin Yargıtay uygulamasını değerlendirdiğim…
Resmi vasiyetnamenin düzenleme şeklinde yapılması ve fotoğraflı olması zorunludur…
Nitekim Yargıtay 2.HD, 25.09.2000, 9286/10966 sayılı kararında:…
“Vasiyetname metninde (A) noterinin ismi geçmekte, imza kısmında ise noter kâtibi (B) kişisinin imza ile kaşesinin bulunması, resmi vasiyetnameyi şekli olarak sakatlar. Bu durum işlemde birlik prensibine aykırıdır…” düşüncesine varılmıştır.…
Keza yukarıda bu tebliğe temel aldığım Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2013 tarihli…
“Resmi vasiyetname düzenlenmesine iştirak eden kişilerin kimliği önem taşıdığı gibi kanun, bazı işlemlerin de bizzat resmi memur tarafından yapılmasını emretmiştir. Söz konusu kişinin bu işle görevli resmi memur olup olmadığı, engelinin (TMK.m.536) bulunup bulunmadığı, kimliğinin tereddüt yaratmayacak bir biçimde belli olmasına bağlıdır. Resmi memurun yaptığı işlemler tevsik (belgeleme) işlemi olduğu için baştan itibaren aynı memur tarafından yapılması ve son imza işleminin de tahriri alan, okuyan ve vasiyetçi ile tanık sözlerini dinleyen, yazdıran memur tarafından yapılması zorunludur. …
