Prof. Dr. Selda Çağlar: Kamu Hukukçuları Platformu’nun değerli üyeleri, değerli katılımcılar, saygıdeğer konuklar, hocalarım. Şimdi ilk bir buçuk günlük toplantının ardından yıllardır yaptığımız üzere, birkaç değerlendirme oturumu yapıyoruz. Değerlendirme oturumlarının amacı, bir yandan bildiri sunanlara toplantı süresince yapılan yorumlardan, tartışmalara katılanların eleştirileri ve katkılarından yararlanarak kendi tebliğlerini, bildiri veya sunumlarını geliştirme imkanını vermek, diğer yandan kendi oturumlarında bildirileriyle ilgili sorulan sorular arasından yanıtlanamayan sorular var ise bunları yanıtlayabilmelerini, son söz ve değerlendirmelerini yapabilmelerini sağlamaktır. Bu değerlendirme oturumunda altı bildiri sahibi meslektaşımız bildirilerine yönelik değerlendirme yapacaklar. Toplam süremiz bir buçuk saat, fakat bu sürenin son yarım saatinde tartışma bölümü ve katılımcıların katkıları olacağı için siz bildiri sahipleri için ayrılan süremiz bir saatle sınırlı. Bu durumda her bildiri sahibinin onar dakikalık süresi bulunmaktadır. Fakat değerlendirmesini on dakikalık süreden daha kısa bir süre içinde tamamlayanlardan artan süreyi de değerlendireceğiz. Kendisine yöneltilen soru sayısı fazla olan bildiri sahiplerinin bu süreyi kullanmaları mümkün olabilecek. Fakat sonuç olarak size ayrılan bir saatlik süreye uymakta fayda var diye düşünüyorum, tartışma bölümünde sözü katılımcılara bırakmak ve onlara da katkılarını sunma fırsatı verebilmek için. Dolayısıyla, saat üç buçukta bu oturumu sonlandırmamız gerekiyor, sonra yeni bir değerlendirme oturumu için kürsüyü Kemal hocaya bırakacağız. Şimdi, sanıyorum listedeki sırayı takip edeceğiz. İlk sözü Didem Yılmaz’a veriyoruz.
Doç. Dr. Didem Yılmaz: Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi dışındaki Cumhurbaşkanı kararı olarak nitelendirdiğimiz bütün işlemler, ben üç farklı kategoride tespit edebildim, bunlara kanuna dayanan, gerçek anlamda türeyen, yani türev bir yetki ve yürütme alanına yasamanın altındaki yürütme alanına tekabül ediyor aslında. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenleme yapılabilir mi? Şöyle, gene hani bizim ileri sürdüğümüz görüşün içinde nasıl bu mümkün olabilir? Mahfuz alan demiyoruz ama siz mahfuz alan diyorsunuz, hiç önemli değil, yani Devlet Denetleme Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Teşkilatı, Bakanlıklar ve üst kademe yönetimi için şöyle düzenlemeler olabilir. Diyelim Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Teşkilatı’ndaki personele ilişkin diyelim ki Milli Güvenlik gerekçesiyle onların veriler kaydedilecektir hiç kimse ile de paylaşılma-
Dr. Taylan Barın: Başlamadan evvel kısa bir şey söylemek isterim. Dün de bazı sorular sorulurken, Anayasa Mahkemesi bu konuda ne düşünüyor, hazır raportörler buradayken gibi ifadeler kullanıldı. Ben Anayasa Mahkemesi’ni temsilen de burada değilim ve çoğu konuda Anayasa Mahkemesi’nin ne düşündüğünü doğrusu ben de merak ediyorum. Hep beraber öğreneceğiz. Şimdi, madem Anayasa Mahkemesi’nden başladım. 1960’larda verilmiş bir kararına atıfla devam etmek istiyorum. Bir nizamname, iptali talebiyle somut norm denetimi (itiraz) yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne geliyor. Anayasa Mahkemesi nizamnameyi inceleyebilir mi? İnceleyemez mi? Davanın görüldüğü dönemde yürürlükte olan 44 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’da şöyle ifade var (m. 5) “Kanun adını taşımamakla beraber kanun mahiyetindeki sair metinler için de uygulanır” diyor.…
Prof. Dr. Selda Çağlar: Çok teşekkür ediyoruz Taylan hocaya, hem Didem hocaya…
Dr. Türker Ertaş: Teşekkür ediyorum. Şimdi benim sunumumda Ece Hocamın belirttiği bir kaç husus vardı onları biraz açmak istedim bir de zamanı yetiştirememiştim. Fırsat bu fırsat diyorum. Şimdi Ece Hoca bahsetmişti, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri yürütme organının asli düzenleyici işlem yapma yetkisi midir? Yani aslilik, yoksa aslilik sadece yasamaya, yasama yetkisine özgü bir husus mudur? diye, ben zaten sunumumda belirttim burada yürütme organının düzenleyici işlem yapma yetkisinde ilk olarak kaynağını Anayasa’dan alan “Constitutional Dec
Diğer konuda ben sunumumda olağan ve olağanüstü dönemdeki Kanun Hükmündeki Kararnameler…
Dr. Mutlu Kağıtcıoğlu: Ben çok vaktinizi almayacağım, zaten dün sabah oturumunda ikinci oturum olarak Taylan hoca ile birlikte konuşma yaptığımızda o süre avantajından faydalandık. Fazla sürenizi almak istemiyorum zaten dünkü sabah oturumunda çoğu soruya cevap vermeye çalıştım. Ben Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi dışında özellikle kanun altı ve diğer düzenleyici işlemler açısından Cumhurbaşkanı kararlarını çalışmıştım. Bir Anayasa değişikliği oldu ve bu Anayasa değişikliği sonucunda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi şeklinde bir işlem türüyle karşılaştık. Ben Cumhurbaşkanı’nın kararlarını çalışırken Kararname konusuna da girdim. Taylan hocam, Didem hocam ve değerli hocalarım özellikle bu normlar hiyerarşisi meselesi ve kanun ile aynı seviyede mi değil mi tartışmalarına ayrıntılı olarak girdiler, ben o konuya konuşmamda hiç değinmemiştim ama onunla ilgili bana da bir soru geldi dün onu cevaplayamadım. Ben de kararnamenin kanun ile aynı seviyede olduğunu düşünüyorum ama gerekçelerimi hocalarımla aynı olmamak için tekrarlamayacağım. Onlara da benim görüşümü savunan diğer hocaların da gerekçelerine katılıyorum, tabi ki benim bu gerekçeye ulaşmamın nedeni aslında yargı formülü açısından oluştu, şöyle ki; Anayasa Mahkemesi kararnamelerin yargısal denetimini yapacaktır, benim mesela bu konuda ilk defa Anayasa değişikliğiyle karşılaştığımda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin kanun ile aynı seviyede mi olup olmadığı yoksa kanunun altında olup olmadığı sorusu ve değişiklik metnini okuyunca şu husus aklıma geldi, Anayasa Mahkemesi eğer bu işlemin kanunun altında olduğunu düşünürse, kanuna uygunluk denetimini mi yapacak? Anayasa’nın 148 ve 152. maddelerini okuduğumuzda Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin kanuna uygun olup olmadığını denetlemek zorunda değil, eğer denetleyecek ise Anayasa Mahkemesi bunu nasıl formüle edecek? Dolayısıyla burada bir belirsizlik var ve ben özellikle yargıyla ilgili değişiklikleri göz önünde bulundurduğumda, Anayasa koyucunun tabi ki
