İfa ve ifa engelleri hukukunun engebeli yolundaki uzun yürüyüşümüze çıkmadan önce,…
Borçlar Hukukunun temel kavramını oluşturan borç ilişkisinin ya da borcun doğal ve…
İfa, hukuki işlem (bu arada özellikle sözleşme) ya da yasa gereği borçlanılmış olan…
İfayı amaçlayan edimi, borçlu veya üçüncü kişi yerine getirebilir. Alacaklı edime…
İfanın kısa tanımından da anlaşılabileceği gibi, borçlanılmış edimin alacaklıya karşı…
İfa, bir yandan alacaklıyı hak ettiği edim alacağına kavuşturmakla onu tatmin eder,…
Borç, kural olarak, zamanın akıp geçmesiyle veya taraflardan birinin ölmesiyle değil,…
İfanın borçlu yararına yarattığı etki kendisine alacaklının alacak hakkının düştüğü itirazını sağlamasıdır. Şöyle ki yargıç, borcunu ifa etmiş olduğunu kanıtlayabilen borçlu yararına alacaklının hakkını görevinden ötürü (borçlunun savunma hakkını ortaya atmasını beklemeksizin, kendiliğinden, “re’sen”) düşürür. Buna karşılık, ifanın alacaklıya sağladığı bir etki de vardır ki o da şudur: Alacaklı ifa sayesinde eline geçirmiş olduğu edime haksız zenginleşme kökenli iade istemlerine karşı dirençli ve kalıcı biçimde sahip çıkabilir. Özetle, ifanın sonucu (etkisi, hükmü) borçlu için borcundan temelli kurtuluştur; alacaklı için de edime temelli kavuşmadır.…
Şu da var ki ifanın borcu söndürüp düşürebilmesi için, yerine getirilen edimin borca…
Eklemek gerekir ki ifanın yerini tutan (ifanın Surrogat’ı, kaim değeri sayılan) “üçüncü kişiye izinli tevdi” ve “takas” da borcu söndürüp düşürür; borçluyu borçtan kurtarır. Demek ki sadece ifa itfaya yol açmaz. Başkaca olgular da borcu söndürebilir.…
Borcu söndürüp düşüren olguların bir bölümünde (örneğin ifada ve takasta) alacaklı tatmin edilirken, bir başka bölümünde (örneğin alacaklının borçlusunu ibra etmesinde) alacaklı tatmin edilmiş olmaz.…
Dikkat edilsin ki ifayla sönüp düşen, tekil (münferit) borçtur; dar anlamda borç ilişkisidir. Bir dizi yan edim ve davranış (koruma) yükümüyle, yetkisiyle, ödeviyle, yüklemesiyle, “organizma ve süreç” anlamında borç ilişkisi (geniş anlamda borç ilişkisi) ise pekala ifayla sona ermeyebilir; ifadan sonra da süregelebilir. (İfa sonrasında sır saklama yükümü gibi.) Öte yandan, (ödünç, ariyet ve kira gibi) sürekli yararlandırma ilişkilerinde tüm edimler yerine getirilmiş olsa bile, sürenin bitmesinden ya da fesihten (sözleşmenin bitiminden) sonra, bu sefer sözleşmesel iade (ikincil edim) yükümleri söz konusu olabilir.…
İfayla dar anlamda borcun sona ereceği kuralının da istisnası vardır: Eğer borçlu yerine ifada bulunan üçüncü (yabancı) kişi alacaklıya “halef” olabiliyorsa, o zaman ifaya karşın borçlunun borcu düşmez de alacaklının halefi sayılan üçüncü kişiye karşı süregelir. Demek ki her ifa itfaya yol açmaz. (Bu arada itfaya yol açanın sadece ifadan ibaret olmadığı yolundaki kuralı da unutmayalım; özellikle üçüncü kişiye izinli “tevdi” ile “takas”ı anımsayalım.)…
Ekleyelim: İfayla borç ve alacak sona erince, onlara bağlı tüm yan (fer’i) haklar, yani kefalet, rehin, hapis gibi güvenceler ve faiz ile sözleşme cezası benzeri eklentiler de düşerler. (BK mad. 131 I) İfanın borcu tüm uzantılarıyla söndürüp düşürücü etkisi dışında, ilginç bir etkisi de, şeklen geçersiz bir borçlanma sözleşmesine sağlık kazandırma (Konvalesans) etkisi olabilir. MK 676 I, BK 288 III: Şeklen geçersiz, sözlü taahhüt tenfiz edilince artık şekil butlanına dayanılamaz! Şu var ki ifanın bu sağaltıcı etkisi kural dışıdır; genel ilkeyi oluşturmaz. Hukukumuzda “konvalesans otomatiği”ne yer yoktur.…
İfa kavramından sonra, şimdi de “edim” (Leistung, prestation) kavramına geçelim.…
Genelde borç ilişkisinin konusu bağlamında ele alınan “edim” şimdi burada ifanın…
Alacaklının borçludan isteyebileceği, borçlunun da alacaklıya karşı yerine getirmek…
Edim, rastgele, rastlantısal, mekanik bir eylem değildir. Belirli bir kişiyle kurulmuş…
Dikkat edilsin ki burada sözü geçen irade, hukuki işlem anlamında bir irade olmayıp zilyetlik iradesinde söz konusu olduğu gibi “doğal” (tabii) bir iradedir. Böyle olunca da ne hukuki işlem ehliyeti gerektirir, ne de irade bozukluğundan etkilenir. Bu nokta ileride ifa kuramları bağlamında daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Edim, aslında, belirli bir alacaklıya ve amaca, kural olarak ifa amacına (causa solvendi)…
Ama ender de olsa, malvarlıksal (mameleki, parasal) kazandırma değeri taşımayan “geceleri radyo çalmama” gibi tinsel, ülküsel edimlerle de karşılaşılabilir pekala(2)…
Kazandırma, edim, ifa ve zenginleştirme kavramları arasındaki ilişki şöyle açıklanabilir: Kazandırma, malvarlıksal (parasal) zenginleştirmedir. Edim ise borçlanılan parasal veya parasal olmayan zenginleştirmedir. Zenginleştirme kavramı parasal nitelikli kazandırma kavramından daha geniştir. Örneğin, bir mektup iletme parasal bir kazandırma değildir ama yine de zenginleştirici bir edimdir. İfaya gelince: İfa borçlanılan edimin yerine getirilmesidir.…
