AİHS 14. madde hak ve özgürlüklerden yararlanmada, taraf Devletlere kişiler arasında…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
1.6.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen üç önemli karara, maddi ve manevi…
Mahkeme 14. Maddenin uygulanabilmesi için ayrımcılık yasağı bağlamındaki söz konusu…
Şüphesiz ki AİHM tarafından verilmiş ve Türkiye için büyük önem taşıyan ilk karar…
90. Dolayısıyla Mahkeme, tıbbi muayene yoluyla hamile olmadıklarını ispatlayamazlarsa;…
Ünal Tekeli / Türkiye(63) başvurusunda ise başvuran ulusal mercilerin evliliğinden sonra yalnızca kızlık soyadını kullanmak için açtığı davada buna izin verilmemesinin, hem tek başına hem de 14. maddeyle beraber
Sonuç olarak, aile birliğini ortak bir aile ismi aracılığıyla yansıtma amacı, söz…
Mahkeme bu bağlamda soyadının kişinin bireysel özerkliği üzerinde büyük bir etkisi…
Bu kararlar, belirtildiği üzere kadınlara yönelik ayrımcılık bakımından önemli tahliller…
Mahkeme doktor muayenesinin ve var olan hukuki başvuru yollarının etkili ve ulaşılabilir…
Mahkemenin C’ye uygulanan muameleyi ayrımcılık yasağı bakımından değerlendirmemesi…
V.C. / Slovakya kararında ise başvuran, devlet denetimi altında olan bir devlet hastanesine sezaryenle ikinci çocuğunu doğurmaya gittiği sırada kısırlaştırıldığını beyan etmiştir. Kısırlaştırma, döllenmeyi önlemek için fallop borusunu kesmek ve tıkamak amacıyla tüplerin bağlanması şeklinde yapılmıştır. Başvuran, birkaç saat doğum sancısı çektikten sonra doğum başlamış ve bu sırada kendisinden “hasta kısırlaştırmayı talep etmektedir” şeklinde bir beyan alınarak tutanağa geçirilmiştir. Altında başvuranın imzası bulunmaktaysa da V.C. personelin kendisine bir daha doğum yapması halinde ya kendisinin ya da bebeğin öleceği bilgisini vererek bu beyanı aldığını belirtmiştir. V.C. Roman vatandaştır ve hastane tutanaklarında da “Roman asıllı hasta” olarak imlenmiştir. Başvuran, kısırlaştırıldıktan sonra, hem tıbbi hem de psikolojik çok ciddi yan etkilere maruz kalmış, mümkün olmadığı halde gebelik semptomları göstermiş, psikiyatrik tedavi görmüştür. İç hukuk yollarına başvuran V.C. Mahkemeye başvurarak Roman kadınlarının zorla kısırlaştırıldığını ortaya koyan ve kendi kısırlaştırılmasının da temelinde bulunduğunu düşündüğü, 1970’li yıllarda Çekoslovakya’daki rejime kadar uzanan birçok yayın sunmuş, Sağlık Bakanlığı’nın 1972 tarihli Kısırlaştırma Hakkında Yönetmeliğin, Roman kadınları kısırlaştırılmaya yönlendirmek için kullanıldığını öne sürmektedir. 1979’da yazılmış olan bir belgeye göre, Roman halkının, doğum kontrolü ile “kontrol altına alınması” için, Roman kadınlarına maddi teşvik sağlanması için bir program başlatılmıştır. Başvuran, ayrıca 1986 ve 1987 yılları arasında yapılan kısırlaştırmaların, yüzde 60’ının, bulunduğu şehrin yüzde 7’sini oluşturan Roman kadınlarına yapılmış olduğunu belirtmektedir. Mahkeme yaptığı değerlendirmede başvuranın kısırlaştırılmasının, döllenme kapasitesi ile özel hayatı ve aile hayatı üzerinde etkisi olduğunu ve bunun 8. maddenin ihlali oluşturduğunu belirtmiştir. Gerekçesinde “Mahkeme, elindeki belgelerin, kısırlaştırmaların ve bu işlemlerin uygunsuz olarak uygulanmasının, farklı etnik gruplara ait zayıf kişileri etkilediğini tespit etmektedir(…) o dönemde, başvuranın, Roman bir kadın olarak, üreme sağlığına özel olarak önem
Bu gerekçe ile Roman bir kadın olan V.C.’nin Roman ve kadın olduğu için bu muameleye…
“Mahkeme’nin elindeki belgeler, önceden açık rızasını vermemiş olan kadınların kısırlaştırılmasına…
180. Bu koşullar altında, Mahkeme, mevcut davanın olaylarının, Sözleşme’nin 14. maddesini…
Mahkemenin ayrımcılık yasağının ihlal edildiği noktasında inceleme yapmama gerekçesi…
Bu bağlamda Morais / Portekiz(66) kararına da değinmekte fayda vardır. Başvuru elli yaşında olan Maria Ivone Carvalho Pinto de Sousa Morais’in tıbbi hata teşkil eden bir operasyon sonucunda maruz kaldığı jinekolojik komplikasyonlar nedeni ile olumsuz, fiziksel, cinsel ve psikolojik etkilere maruz kalmasına ilişkindir. Jinekolojik bir hastalık olan bartholin bezi iltihaplanması hastalığına yakalanan başvurucu 1995 yılında önerilen ameliyat ile sol bartholin bezininin alınmasını kabul etmiş, operasyon neticesinde başvurucunun vajinasının iki tarafında sahip olduğu sağ ve sol bartholin bezinin ikisi de alınmıştır. Ameliyattan bir süre sonra, başvurucu, yoğun acı ve vajinal hissinin kaybı ile idrar kaçırma, oturma, yürüme ve cinsel ilişkiye girme konusunda ciddi zorluklar yaşamıştır. Lizbon devlet hastanesine karşı maddi ve manevi tazminat davası açan başvurucunun şikâyetlerine ilişkin verilen karar neticesinde cerrahın dikkatsiz ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği, başvurucunun sol pudendal sinirinin zarar görmesine neden olan davranışı arasında illiyet bağı bulunduğunu tespit ederek başvurucu lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Davalı hastanenin temyiz başvurusuna ilişkin yapılan incelemede ise tazminat miktarı fazla bulunmuş ve azaltılmıştır. Mahkemenin maddi tazminatı azaltmaktaki gerekçesi başvurucunun ev işi yapma kapasitesinin azaldığına ilişkin somut delil olmadığı, çocuklarının yetişkin olması göz önüne alındığında yalnızca evli olduğu erkeğe
