Fiil ehliyeti olmayan bu gerçek kişiler doğrudan dava ehliyetini kullanamazlar(104).…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
2.2.2.1.3. Tam Ehliyetsiz
Temyiz kudretinden (ayırt etme gücü)(103) yoksun olan gerçek kişiler fiil ehliyeti açısından tam ehliyetsizdir (TMK md.15) Fiil ehliyeti olma-
“6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Taraf Ehliyeti” başlıklı 50. maddesinde; medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu, 51. maddesinde; dava ehliyetinin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 52. maddesinde, medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edileceği, 54. maddesinde; kanuni temsilcilerin, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hâllerde izin belgelerini, dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorunda oldukları, aksi takdirde dava açamayacakları ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamayacakları, şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkemenin, kanuni temsilcilerin, yukarıda belirtilen eksikliği gidermeleri şartıyla dava açmalarına yahut davayla ilgili işlem yapmalarına izin verebileceği, 2. fıkrasında; izin belgesinin alınması için mahkemeye müracaat edilmesi gerekiyorsa ilgiliye, müracaatı için kesin süre verileceği, bu süre içinde mahkemeye başvurulması hâlinde bu konuda karar verilinceye kadar bekleneceği, 3. fıkrasında; süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması hâlinde, davanın açılmamış veya gerçekleştirilen işlemlerin yapılmamış sayılacağı kuralı yer almış, 56. maddesinde ise; taraflardan birinin vesayet altına alınmasının mahkemece gerekli görülmesi halinde, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar yargılamanın ertelenebileceği kuralına yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemelere göre, dava ehliyeti dava şartlarından sayıldığından tarafların dava ehliyetine sahip olup olmadıkları hususunun mahkemelerce re’sen dikkate alınacağı, dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılan kişinin dava açmasına olanak bulunmadığı gibi, vasi tayin edilmesi durumunda da ancak vesayet makamından alınacak izin ile kanuni temsilci tarafından dava açılabileceği anlaşılmaktadır. … Dosyanın incelemesinden; Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğince düzenlenen 16.03.2006 tarihli raporla “Şizofrenik Bozukluk” tanısı konulan davacı tarafından açılan davada; İdare Mahkemesince 15.04.2008 tarihinde verilen ara kararı gereğince Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 19.11.2008 tarihli rapora göre; davacıda, fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede şizofren denilen akıl hastalığının saptandığı, 02.02.2010 tarihli ara kararıyla davacıya vasi tayin edilip edilmediği hususunun davacı ile Fatih ve Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemelerinden sorulduğu ve ara kararı cevabı gelene kadar dosyanın bekletilmesine karar verildiği, 19.10.2010 tarihinde ise davanın esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. … Bu durumda, hakkında düzenlenen raporlar uyarınca şizofrenik bozukluk tanısı konulan davacının fiil ehliyeti ve dolayısıyla dava ehliyeti bulunmadığı göz önüne alındığında, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken İdare Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.”(107)…
