Danıştay’ın AİHM’e atıf öncesi kararlarında, sivil toplum kuruluşlarınca tertip edilmek istenen konferans, konser gibi toplu etkinliklerin ya da siyasî partilerin afiş asma taleplerinin kamu düzeninin bozulacağına dair “varsayım”…
Danıştay’ın -aşağıdaki örnek vak’alarda görüleceği üzere- bu konudaki yaklaşımı ise,…
Danıştay’ın yakın tarihli mezkûr kararlarında(499), evvelâ Anayasa’da toplanma ve düşünceyi açıklama özgürlüğüne ilişkin hükümlere atıf yapıldığı, daha sonra 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nda Vali ve Kaymakamca alınabilecek “erteleme” ve “yasaklama” türündeki önleyici kolluk tedbîrlerine işaret edildiği görülmektedir. Ardından Anayasa’da ve ulusal kanunlarda da benzerlerine rastlandığı üzere, AİHS’in 10. maddesinde geçen “…kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın, başkalarının haklarının korunması…” gibi…
Hâlbuki AİHM’in dinî değerlere yönelik ifadeler bakımından, izhâr edilen görüşle…
Nitekim İdarenin önleyici kolluk tedbîri olarak tesis ettiği “yasaklama” işlemlerine karşı açılan iptal davalarında idare mahkemelerince, kamu düzeninin bozulacağına dair…
Buna ilişkin somut bir vak’ada(504), davacı dernek tarafından organize edilen, yayın ve toplantılarında kendini “Mehdi, İmam, Halife, Resul vb.” şekillerde nitelendiren bir kişinin konuşmacı olacağı kapalı mekan toplantısı için yapılan izin başvurusunun Valilikçe reddi üzerine açılan davada ilk derece mahkemesine göre, “…toplantının düzenlenmesi halinde suç işleneceğine dair somut ve yakın bir tehlike bulunduğu sabit bir şekilde ortaya konulmaksızın, yeterli bilgi ve belge olmaksızın varsayıma dayalı olarak kapalı yer toplantısının yasaklanmasında…”…
Danıştay 10. Dairesi’nin temyiz incelemesinde ise, “…daha önceki konuşmaları, yazı ve görüşleri de dikkate alınarak yapılmak istenen toplantının insanların dini duygularını rencide ve istismar edebileceği, toplumda infiale neden olabileceği, kitlesel tepki ve provokatif eylemlere zemin hazırlayabileceği ‘dini inanç, felsefi görüş ve mezhep’ farklılıkları ile halkı kin ve düşmanlığa sevk edebilecek konuşmaların yapılabileceğinin gözetilerek kamu düzeninin, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı(na)…” …
Kanaatimce, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesi Danıştay 10. Dairesi’nin yukarıdaki…
