Şu durumda çekin iptali için kimlerin ‘”talep sahibi” olabileceğini sormak daha yerinde…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
3. Taraflar
İptal davası, çekişmesiz yargıya tabi bir dava olup hasımsız olarak açılır.(90)…
“Davacının lehdarı olduğu çeklerin çalınması nedeni ile ikame edilen dava, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere usulüne uygun biçimde hasımsız olarak ikame edilmiş olup, dilekçede adları geçen üç şahıs keşideci olarak gösterilmiş olmalarına rağmen mahkemece davalı olarak kabul edilip, kararda da bunlara davalı sıfatı ile yer verilerek hüküm kurulması ve karar tebliği doğru olmamış bu husus bozma nedeni sayılmıştır.”(92)…
TTK m.651’de “kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi”nin…
“TTK’nun 730/20. madde yollaması ile aynı kanunun 669. maddesi ve devamı maddelerine göre açılacak zayi nedeniyle çek iptali davalarının, işin niteliği ve meydana getireceği hukuki sonuçlar itibariyle hasımsız açılması gerektiği gibi, bu davada çekin zıyaı nedeniyle iptal davası açma hakkı lehdar ve hamile tanınmış bir hak olup, keşidecinin bu yasal hükümlere dayanarak iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır”(95)…
“Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi olduğu çeklerin kargo şirketinde gönderim esnasında kaybolduğunu, çeklere ulaşılamadığını, çeklerin kimin elinde olduğunun bilinmediğini, çeklerin suiniyetli üçüncü kişilerin eline geçme ihtimali bulunduğunu, zayi çeklerin üçüncü şahısların eline geçmesi halinde mağdur olacağını ileri sürerek çekler hakkında ödeme yasağı emrinin uygulanmasını ve çeklerin iptalini istemiştir…Mahkemece, yukarda açıklandığı gibi davacının dava dilekçesinde keşideci olduğunu belirtmesiyle, keşidecinin dava açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak her ne kadar davacı keşideci olduğunu belirtse de mahkemece iptali istenen çeklerin hesaplarının olduğu bankalara yazılan müzekkere cevaplarında, davacının dava dilekçesinde belirttiği çek hesaplarının davacıya ait olmadığı beyan edilmiştir. Bu durumda, davacının keşideci değil hamil olduğu ve dava dilekçesindeki keşideci olduğuna dair beyanın maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmakla, davacının hamil olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken keşideci olduğuna…
Çekteki zilyetlik müşterek ise her bir zilyet tek başına, iştirak halinde bir zilyetlik…
“Çek iptali davası açma hakkı çeki kaybeden hamile ait olup, çek hamili çek iptal davasını olumlu şekilde sonuçlandırdıktan sonra çek bedelini çekin keşidecisinden talep edebileceğinden, somut olayda davacı banka, çekin muhatabı olduğundan çeki iptal ettirmesi halinde çek bedelini çekin keşideciden talep etme imkanı bulunmamaktadır. Davacı muhatap banka müşterisi tarafından keşide edilen ve karşılıksız çıkan bu çek için ödemiş olduğu yasal yükümlülük tutarını bu ödemeyi yasal delillerle ispatlayarak müşterisinden talep edebilir. Bu talepte bulunabilmesi için çeki iptal ettirmesine gerek bulunmamaktadır ve muhatap banka, keşideci yararına ödeme yapar. Bu itibarla davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı da yoktur. O halde, yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan direnme kararının onanması gerekmiştir.” Son olarak müracat borçlularının ve avalistlerin de çekin iptali davasını açabilecekleri…
“Somut olayda, davacı, kendisinden sonraki cirantaya ödeme yapıp, çeki ondan aldıktan sonra, kendisinden bir önceki cirantaya ödeme istemiyle kargo ile gönderilirken kaybolduğunu iddia etmiştir. Mahkemece, çekin karşılıksız kaldığı, dolayısıyla çek vasfını kaybettiği için artık iptalinin de talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Hâlbuki mahkemece, çekin başvuru hakkının kaybedilmediği ve çek niteliğini yitirmediği, çekin zayi nedeniyle iptalinin ilke olarak davacı ciranta tarafından istenebileceği dikkate alınarak… karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle iptal isteminin ilke olarak reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.”(100)…
“Davada iptali istenen senetleri davacı T. Yılıdırm’ın kefil deyimini kullanarak imza etmiş olduğu anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun 613. maddesi gereğince senedi imza edenin (aval içindir) deyimini kullanması veya buna benzer diğer bir ifade ya da ibare yazılması halinde bunun aval şerhi olarak kabulü gerekir…Aynı kanunun 614. maddesi göre aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olacağından ve davacı, dava dışı Mehmet ve A. Yıldırım namına aval vermiş olduğundan onlar gibi sorumlu bulunması dolayısıyla iptal davası açmaya hukuki yararı mevcuttur.”
