Teziç’e göre, doğrudan uygulanabilir nitelikteki “temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar kanunların üstünde değer” taşımakta ve “bunların Anayasa ile birlikte yorumlanması” gerekmektedir. Yazara göre, Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrasına 2004 yılında eklenen cümle ile “milletlerarası andlaşmaların kurallar kademelenmesindeki yerine ilişkin tartışmalar ve tereddütler, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar bakımından sona erdirilmiş”tir. Diğer andlaşmaların ise kanunla eşit seviyede bulunma statüleri devam etmektedir.(133)…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi:
Eylül 2021
ISBN:
978-625-7528-46-7
Baskı:
1
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
5. Milletlerarası Andlaşmaların Kanunlardan ve Anayasa’dan Üstün Konumda Olduğunu Savunanlar
Türk doktrininde bazı müellifler tarafından milletlerarası andlaşmaların kanunlardan…
Batum, Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrasındaki kurala dayanılarak AİHS’nin iç hukuk düzeninde kanunlarla eşit konumda olduğunun ileri sürülebileceğini ifade etmektedir. Ancak yazar, bir devletin bilerek imzaladığı ortak kültürel miras çerçevesinde…
Milletlerarası hukukun iç hukuka üstün olduğunu belirten Yüzbaşıoğlu, insan haklarına yollamada…
Soysal, anayasa koyucunun milletlerarası andlaşmaların sadece kanun hükmünde olduğunu belirtmekle yetinseydi, “özel kural-genel kural” ya da “önceki kural-sonraki kural” temelinde bir konuda hangi kuralın uygulanacağını saptamanın daha kolay olabileceğini ifade etmektedir. Ancak yazar, “andlaşmalar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaması” yönündeki kuralla birlikte dış ilişkilerdeki güvenilirliği sürdürmek ve dış yükümlülükleri ayakta tutmak yanında normlar hiyerarşisi açısından da sonuçlar doğduğunu belirtmektedir. Devlet, andlaşma hükümlerinin “iç hukuktaki etkilerini bilerek ve öngörerek” koyduğu çekinceler dışında, andlaşmaları “imzalayıp onaylayarak kendisi açısından hüküm ifade eder duruma” getirmektedir. Yazara göre bu durum milletlerarası andlaşmalara kanunlardan “biraz farklı, Anayasa’ya yaklaşıcı, en azından Anayasa’ya yeni bir anlam ve yorum kazandırıcı bir ağırlık tanımak” anlamına gelmektedir.(137)…
Çelik, 1961 ve 1982 Anayasalarının andlaşmaların “kanun hükmünde” olduğunu ifade eden kurallarıyla “an(d)laşma ile kanunu eşdeğerde tuttuğu” fikrine katılmamaktadır. “Andlaşma ile kanunun eşdeğerde olduğu benimsenirse bunlar arasında çatışma” çıkabileceğini ve çatışma hükümlerinin işletilmesinin söz konusu olabileceğini kabul etmenin “zorunlu” olduğunu belirten yazar, “Lozan Barış Andlaşması”…
Akıllıoğlu, insan hakları konusundaki andlaşmaların “kanun üstü fakat anayasa altı konumda olduğunu kabul etmektedir.” İnsan haklarının anayasal niteliğini göz önünde bulunduran yazar, AİHS’nin “özelliği olan…
Arslan, AİHS’nin 1. maddesinin Taraf Devletlere Sözleşme’deki hak ve özgürlükleri tanıma yükümlülüğünü yüklemesi ve Komisyonun “Sözleşme hükümlerinin Taraf Devletlerin yasama organı dâhil bütün kurumlarını bağladığını” belirtmesi karşısında “Sözleşme iç hukukta kanunlar ve anayasal hükümler karşısında üstün ol(a)mayacaksa bu bağlayıcılığın çok da fazla” anlamının olmayacağını belirtmektedir.(141)…
Kaboğlu da AİHS’nin “anayasa-üstü niteliği daha savunulabilir” gözükse de “insan haklarına ilişkin sözleşmeler ile diğerleri arasında yapılacak ayrımda”ki “ölçütleri belirlemenin” “kolay olmadığı”nı belirtmiştir. Yazara göre Sözleşme sistemi içinde kalındığı müddetçe AİHS hükümlerine dokunulmadığı ve Anayasa dâhil iç hukuku da buna uygun hale getirme yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alındığında AİHS’nin üstünlüğü kabul edilmiş olur. Kaboğlu,…
Bilir, Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrasına eklenen son cümlenin “temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası an(d)laşmalar”ın, andlaşmaların kanunlardan “üstün olduğu tek nokta”yı oluşturduğunu, bu üstünlüğün ancak andlaşma ile kanun hükümleri arasında “çatışma olması” halinde ortaya çıkabileceğini, “diğer an(d)laşmalar bakımından böyle bir” üstünlüğün bulunmadığını belirtmiştir.(143)…
Ayrıca bazı yazarların da “Anayasa’nın 15. maddesinde yer alan” “milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla”…
Gözübüyük, Milli Güvenlik Konseyinin İdari Yargılama Usulü Kanun Tasarısı’nın 2. maddesinde yer alan Devlet Başkanının idari davaya konu olabilecek işlemleriyle ilgili kural üzerindeki görüşmelerde yaptığı bir konuşmada AİHS’nin Anayasa’ya eşit bir metin olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Gözübüyük daha…
Yaltı da vergilendirme alanında temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası andlaşmaların iç hukuktan üstün kıymette olduğunu(146)…
Pazarcı, AİHS’nin kanunlardan üstün olduğu, kanunlara ve Anayasa’ya aykırı olsa bile uygulanması gerektiği yönündeki görüşleri eleştirmekte ve bunların “uluslararası hukuk kurallarına uyulmaması sorunu ile bu kuralların iç hukuktaki değeri sorunu arasında ayrım yapamamaktan” kaynaklandığını ileri sürmektedir. Andlaşmalardan doğan uluslararası “yükümlülüklere uyulmaması” ya da andlaşma hükümlerine aykırı kanun ihdas edilmesi halinde devletin “uluslararası sorumluluğu” doğacaktır. “İnsan haklarının uluslararası düzeyde korunması mekanizmaları”nın “insan hakları ile ilgili andlaşmalara aykırılığı saptama, bu durumun düzeltilmesini isteme ve gerekirse zarar”ın giderilmesini isteme imkânı mevcuttur. Buna rağmen bir uluslararası koruma mekanizmasına ne genel uluslararası sorumluluğa dayanarak ne de “insan haklarının uluslararası andlaşmalarla korunması”nı gerekçe göstererek “andlaşmalara aykırı”lığı saptanan “yasa ya da öteki iç hukuk işlemlerini iptal etme ya da değiştirme yetkisi” verilmemiştir.(148)…