Konuyla ilgili öne çıkan Pretty v. Birleşik Krallık(466)…
İdare Mahkemesinin 16 Ocak tarihli kararı şöyledir:…
“Liége Üniversite hastanesinin hazırladığı rapora göre, V. Lambert, duygusal algısını ve çevresine karşı göstereceği muhtemelen tepkileri de içerecek şekilde bilinci çok az açık ve tümüyle felçli bir hâldedir. Bu durumda, yapay olarak beslenmesi ve su ihtiyacının giderilmesi onu hayatta tutmak amacını taşımamaktadır. Son olarak mahkeme, tedavinin zorlayıcı olmamasından ve acı çektirmemesinden dolayı gereksiz ve orantısız olmadığını varsaymıştır. Mahkeme bütün bu tespitlerin sonunda, Doktor K.’nin kararının V. Lambert’in hayat hakkını açık ve ağır bir şekilde ihlâl ettiğine ve bu kararın yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Ancak Oberhausbergen’deki özel yaşam ünitesine aktarılması talebi reddedilmiştir”(484)…
31 Ocak 2014 tarihinde hastanın eşi ve sağlık merkezi bu karara karşısında Danıştaya…
“Bu tespitlerden sorumlu doktorun hastayı sadece hayatta tutmaya yarayan ve devam edilmesi hâlinde mantıksız bir ısrar olarak nitelendirilebilecek bir tedaviye son vermeye ilişkin bir karar alabilmesi için yasa tarafından düzenlenmiş farklı koşulların V. Lambert’in durumunda ve Danıştay’ın çekişmeli olarak gerçekleştirdiği yargı süreci dikkate alındığı takdirde gerçekleşmiş sayılır; sonuç olarak, Dr. K.’in V. Lambert’in yapay olarak…
AİHM, Lambert ve Diğerleri v. Fransa kararında yaşamın başlangıcında olduğu kadar, sonunda da devletin takdir yetkisi bulunduğunu belirtmiştir. Özellikle pozitif yükümlülükler açısından hayatın başlangıcı ve sonu ile ilgili hukukî, bilimsel ve etik hususlarda görüş birliği sağlanamayan hâllerde üye devletlerin “takdir yetkisi” bulunmaktadır(487).…
