İlk olarak, KİT’ler kuruluşu bakımından özel hukuk tüzel kişisi ortaklıklardan ayrışmaktadır.…
Bunun yanında, KİT’lerin organik yapısı 233 sayılı KHK’da 6102 sayılı Kanun’dan farklı…
Ayrıca, KİT’ler yürüttükleri faaliyetler bakımından sınırlı bir özerkliğe sahiptirler.…
Belirtmek gerekir ki, KİT’ler özel hukuk kişisi teşebbüs ve işletmelerden farklı…
Bunun yanında, KİT’lerin özerkliği mali yönden de oldukça sınırlıdır. Bu kapsamda…
Kamu tüzel kişisi olmanın yanında aynı zamanda kamu sermayeli kuruluş olması dolayısıyla…
KİT yönetim kurulu, üretilen mal veya hizmetlerin fiyatını belirler. Ancak gerekli…
KİT’lerde istihdam edilen personelin tabi olduğu hukuki rejim ise 399 sayılı Kamu…
399 sayılı KHK’da sözleşmeli personelin tanımı açıkça yapılmamıştır. Her ne kadar…
399 sayılı KHK’ya tabi sözleşmeli personel, KİT yönetim kurulu kararı ile işe alınmaktadır.…
Bunun yanında, sahip oldukları malvarlığı unsurlarının yönetimi ve kullanımı bakımından…
Öte yandan, kamu tüzel kişisi olması nedeniyle KİT’lere ait, kamu hizmetine tahsis…
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 70. maddesine göre,…
Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin malvarlığına yönelik olarak mevzuattaki düzenlemeler…
Yargıtay bir kararında; “…bazı tüzel kişilerin kuruluş kanunlarında, o tüzel kişiliğe ait malların devlet malı sayılacağı hükmüne yer verilmiştir. Kanunlar, bu malların ayrıca devlet malı imtiyazından faydalanacağını yahut haczedilemeyeceğini açıkça hükme bağlamamış ise bu mallar haczedilebilir. Bu şekilde hüküm sevk edilmesinin anlamı, o malları ceza hukuku uygulamasında devlet malı gibi sayıp ona karşı suç işleyenlerin bu anlayış çerçevesinde ceza görmelerini sağlamaktır.”
Bu kararlar doğrultusunda değerlendirme yapıldığında; 233 sayılı KHK’nın 57. maddesine…
Ancak belirtilmesi gerekir ki burada haczi mümkün olan mallar, KİT’lere ait özel…
233 sayılı KHK’nın 61. maddesine göre KİT’ler, gayrimenkuller tasarruf edebilir,…
Öğretide Özay, tüm bu düzenlemelerin neticesi olarak KİT’lerin iktisadi bir teşebbüs olarak dahi nitelendirilmesinin mümkün olmadığını; bu kuruluşların zarar konusunda karşılaştıkları hiçbir riskin bulunmadığını; mallarının dokunulmazlık taşıması sebebiyle gerçek anlamda tedavülde olmadığını; çoğunlukla kamu hizmetinin bir aracı konumunda olan bu kuruluşların yönetimlerinde genel idari usullerden vazgeçilememesinin bir sonucu olarak özel idare yönteminin hayata geçirilemediğini isabetle ortaya koymuştur(359).…
