Şöyle ki; öncelikle iki tarafın uyumlu irade beyanları ile kurulan bir ilişki hakkında…
Çek anlaşmasının bir hizmet akdi niteliğinde olmadığı hususu ise esasen izahtan vareste…
Tartışmaya konu olan ilişkinin bozucu şarta bağlanmış bir soyut borç ikrarı olduğuna…
Çek keşidesinin alacağın temliki niteliğinde olduğu, dolayısıyla esasen çek anlaşmasına…
Nihayet banka ile müşterisi arasında yapılan anlaşmanın bir vekâlet sözleşmesi niteliğinde…
Bir karşı edim üzerinde mutabık kalınmadıkça eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşme…
Aynı şekilde düzenleyenin kendi lehine çek keşide edebilmesi de çek anlaşmasının…
Ancak bu bağlamda yöneltilen başka bir eleştiri nispeten haklı görülebilecektir.…
Çek anlaşmasının sui generis bir sözleşme olduğunu kabul eden görüşü değerlendirmeye başlarken, önce bu sözleşmenin isimli bir akit mi yoksa isimsiz bir akit mi olduğu sorusunun cevabı verilmelidir. Bu noktada, başka kanunlarda düzenlenen herhangi bir sözleşme tipine dâhil olmasa bile TK 783/1’de zikredilmiş olmasının, bu sözleşmeyi isimli sözleşme niteliğine kavuşturup kavuşturmayacağı tartışılmalıdır. Hemen belirtelim ki salt kanunda ismen anılmış olmak, bir sözleşmeyi isimli sözleşme hüviyetine ulaştırmayacak, isimli bir sözleşmenin varlığından söz edilebilmesi için kanun koyucu tarafından esaslı unsurlarıyla beraber düzenlenmiş olma şartı aranacaktır(60).…
