Bu görüşe göre(44) velayet, bir kişilik hakkıdır. Zira anne baba, velayete herhangi bir yetkilendirme işlemiyle sahip olmamakta; hakka kişilik hakları çerçevesinde kendiliğinden sahip olmaktadırlar(45).…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
B. Doktrindeki Görüşler
Çalışmamızda ele aldığımız ilk görüş(41) velayetin niteliğinin “hak” olduğuna…
hak(43) olarak nitelemektedir.…
Bunlara ek olarak ilgili görüş, BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 18. maddesinin 2.…
Bu görüşe karşı doktrinde birtakım eleştiriler de mevcuttur. Velayetin yalnızca bir…
Doktrindeki bir diğer görüş(51) ise kanunda velayetin hak olarak nitelenmesini eleştirmekte, velayeti sadece “görev” olarak…
Velayetin yalnızca yükümlülük veya görev olarak nitelenmesi ise doktrindeki bir görüş…
Velayetin sadece görev ya da yükümlülük olduğu görüşü, çocuk ile ebeveyni arasındaki…
Doktrindeki bir başka görüşe göre(62) ise velayet, evlilik içinde doğmuş olup olmaması fark etmeksizin çoğunlukla küçüklerin istisna olarak
Bu görüşü benimseyen yazarlardan SEROZAN’a(64) göre velayet, çocuk için yani temelinde çocuğu korumak için öngörülmüş bir rejim olsa da aynı zamanda anne ve babanın anayasal ağırlıklı kişilik hakkı değerleri arasında yer alır.(65).…
Yine velayeti yukarıdaki gibi niteleyen yazarlardan BAYGIN(70)…
Belirtilen tanımı yapan yazarlardan KÖPRÜLÜ ve KANETİ(71)…
TEKİNAY(72) ise velayeti yüküm-hak olarak nitelemekle…
Yargıtay da bir kararında(73) “Medeni Kanunumuzun hükümlerine göre küçüklerin ve mal varlıklarının bakım ve korunmalarını sağlamak için onların malları ve şahısları üzerinde ana-babanın sahip oldukları görevlerin ve hakların hepsine birden velayet denmektedir.” ifadesiyle…
Bu noktada yukarıda belirttiğimiz üzere velayeti en azından bir yönüyle hak olarak…
Velayetin niteliğine ilişkin son görüş(78) ise velayeti, küçük ya da kısıtlı çocukların hakkında alınması gereken kararları alabilmeleri için yani çocukların kişiliğine, mallarına özen göstermeleri ve onları temsili adına, kanun koyucunun anne babaya tanıdığı bir “yükümlülük -yetki” olarak…
Bu görüşe sahip yazarlardan ÖZTAN(79) velayeti çocuğun korunması, bakımı, temsili, malvarlığının yönetilmesi ve hatta eğitimi için bir hukuki temel olarak görmektedir. Yine aynı görüşteki AKYÜZ(80) ise velayeti, yalnızca çocuğu koruma amacı güden bir kurum olarak tanımlamaktadır ve velayetin çocuk üzerinde bir hak sahibi olmak değil onu bir olgunluğa eriştirme yani ona yaşama becerileri kazandırmayı amaçladığını ifade etmektedir. Ayrıca yazar velayetin belirtilen bu amaca hizmet edebilmesi için anne babaya gerekli yetkilerin verilmesi ancak bu yetkilerin kötüye kullanılmasının önlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu kapsamda da anne babanın yetkilerinin çocuğun yüksek yararı, çocuğun olgunluğu doğrultusunda onun görüşlerine verilmesi gereken önem ve kamusal denetim ve müdahale ile sınırlandığını belirtmiştir(81)…
