“Mükelleflerin belli bir takım kişilere yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla düşük bedel göstererek muvazaalı yollarla matrahı dolayısıyla vergi miktarını azaltmaya yönelik davranış-
Gerekçede ‹belli bir takım kişiler› ibaresi kullanılmak suretiyle söz konusu düzenlemenin…
“Belli bir müşteriye yapılan satışlarda satış bedelleri Vergi Usul Kanununun 251 inci maddesine göre hesaplanacak ortalama fiyatlar veya maliyet esasına müstenit emsal bedellerine nazaran bariz bir şekilde düşük olduğu ve bu düşüklük mükellef tarafından muhik bir sebeple izah edilemediği takdirde bu bedeller yerine emsal bedelleri matrah ittihaz olunur.”…
KDVK’nın 27/2. maddesine aynen taşınan 1956 tarihli mehaz düzenleme şu şekilde yorumlanmıştır
“19. madde hükmü bazı muvazaalı halleri önlemek amacıyla kabul edilmiştir. Gerçekten bir kısım üreticiler imal ettikleri mamul maddeleri ilgili bulundukları diğer şahıs ve müesseselere maliyetinden daha aşağı bir bedelle satmakta veya satmış gözükmektedir. Bu nedenle kanun koyucu 19. maddede vergi matrahının normal satış fiyatından aşağı olamayacağı esasını kabul etmiştir.” Hâlihazırda KDVK’da var olan muvazaa karinesinin 1956 yılında ilk defa ihdas edilirken…
27/2. maddedeki amaç-lafız uyumsuzluğu anılan düzenlemenin tamamen subjektif ve muğlak…
27/2. maddedeki amaç-lafız uyumsuzluğunun bir başka olumsuz sonucu ise ilişkili kişilere…
‹‹5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 41. maddesinin 1. fıkrasının (5) numaralı bendine göre ilişkili kişi sayılanlara yapılan teslim ve hizmetlerde matrah olarak Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesine göre hesaplanan emsallere uygun fiyat veya bedel esas alınır.››…
Mevcut 27/2. madde hükmünün bu şekilde düzeltilmesi lafzi ifadenin kanun koyucunun…
Söz konusu değişiklik önerisi 27/2. madde hükmünün aynı zamanda muvazaa karinesinden…
