“Negatif statü hakları” “kişinin devlet tarafından aşılamayacak ve dokunulamayacak alanının sınırlarını çizen”(15)…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi:
Eylül 2021
ISBN:
978-625-7528-46-7
Baskı:
1
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
B. Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınıflandırılması
İnsan hakları kavramının mahiyetinin daha iyi kavranabilmesi amacıyla temel hak ve…
Bunlardan ilki, insan haklarının tasnifi konusunda “geleneksel”(10)…
“Pozitif statü hakları” ise bireylerin devletten davranış, yardım isteme ve hizmet sunma gibi olumlu bir müdahale beklentisinin olduğu haklardır.(17)…
“Aktif statü hakları” ise kişilerin devlet yönetimine(19)…
Hak ve hürriyetler “konularına göre” ise “kişinin fizik hürriyetleri, düşünce hürriyetleri ve…
Temel hak ve hürriyetler kullanılış biçimlerine göre ikili bir ayrım içinde ele alınır ve “doğrudan doğruya bireyler tarafından kullanılabilen”ler bireysel hürriyetleri,…
Tarih süreçte ortaya çıkış sıralarına göre tasnif edildiğinde ise “devlete karışmama…
Son olarak temel hak ve hürriyetler bağlayıcılıklarına göre program haklar ve…
Yukarıda yer alan her ayrıma doktrinde farklı eleştiriler getirilmiştir. Gözler üç…
Uygun ikinci kuşak hakların insan hakkı sayılmayacağı iddialarını dört başlık altında toplayarak değerlendirmektedir. İlk eleştiriye göre ikinci kuşak haklar devlet iktidarını sınırlandırıcı nitelik göstermeyen, kendiliğinden var olmayan ve devletin müdahalesini gerektiren niteliklerinden ötürü insan hakkı olarak görülmemektedir. Bununla birlikte “günümüzde hakların tümü hem negatif hem de pozitif özellikler gösterir ve devlete her iki yönde (ödev) yükler.”(32)…
İkinci eleştiri “pozitif nitelikteki hakların evrensel olmadığı” iddiasıdır. “Birinci…
Üçüncü iddia birinci kuşak hakların ikinci kuşak haklara nazaran insan onurunun korunması…
Son olarak “ikinci kuşak hakların birinci kuşak hakları tahrip ettiği” ileri sürülmektedir.…
Görüldüğü üzere temel hak ve özgürlüklerin tasnifine ilişkin çalışmalar beraberinde…
Bu doğrultuda Shue, bir hakkın gerçekleşebilmesinin farklı türlerde yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlı olması nedeniyle işe yarar bir sınıflandırmanın haklar değil “yükümlülükler üzerinden yapılması gerektiğini” belirtmekte ve “ayrıca yükümlülük türleri ile hak türleri arasında birebir eşleşme” bulunmayabileceğini ortaya koymaktadır.(38)…
Birleşmiş Milletler Alt Komisyonu Özel Raportörü Eide de hakların bünyesinde barındırdığı yükümlülükleri saygı yükümlülüğü,…
Bahse konu üçlü yükümlülük belirlemesi normatif olarak “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hakların İhlallerine İlişkin Maastricht İlkeleri”nde
“Saygı, koruma ve gereğini yerine getirme yükümlülükleri…
6. Medeni ve siyasal haklar gibi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar da devletlere üç tür yükümlülük yükler: saygı gösterme (respect), koruma (protect) ve gereğini yerine getirme (fulfil) yükümlülükleri. Bu üç yükümlülükten herhangi birinin yerine getirilmemesi, bu hakların ihlalini oluşturur. Saygı gösterme yükümü, ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan yararlanılmasına devletlerin engel olmaktan kaçınmasını gerektirir... Koruma yükümü devletlerin bu hakların üçüncü kişiler tarafından ihlal edilmesini(n) önlemesini gerektirir... Gereğini yerine getirme yükümü, bu haklardan tam yararlanılabilmesi için devletlerin uygun yasal, idari, bütçesel, yargısal ve diğer önlemleri almasını gerektirir...…
Eylemde bulunma ve sonuçlandırma yükümlülükleri…
7. Saygı gösterme, koruma ve gereğini yerine getirme edimlerinin her biri, eylemde bulunma ve sonuçlandırma yükümlülükleri unsurlarını içerir. Eylemde bulunma yükümlülüğü, belirli bir haktan yararlanılmasının gerçekleştirilmesinin makul biçimde planlanması eylemini gerektirir... Sonuçlandırma yükümlülüğü, devletlerin, ayrıntılı sağlam bir standardı sağlamak amacıyla belirli hedeflere ulaşmasını gerektirir…”(45)…
“Maastricht İlkeleri”, devletin, insan haklarına ilişkin yükümlülüklerinin “pozitif…
İnsan haklarına “saygı gösterme yükümü”, devletin bu haklar karşısında “tümüyle negatif bir tutum takınmasını”, bireylerin bir hak ya da özgürlükten yararlanmalarına saygı göstermesini, haktan yararlanmaları zorlaştıracak ya da engelleyecek müdahalelerde bulunmamasını, diğer bir anlatımla bireylerin haklarını doğrudan ihlal etmemesini gerektirmektedir. Örneğin eğitim hakkı, kişilerin istedikleri eğitim kurumlarına gidebilmeleri ya da ailelerin çocuklarını istedikleri okullara gönderebilmeleri unsurlarını da içermekte olup devlet bu tercihlere saygı gösterme yükümlülüğü kapsamında müdahalede bulunmamalıdır. (47)…
Devletin insan haklarını koruma yükümü, devlet-dışı aktörleri içerecek biçimde, bireylerin hak ve özgürlüklerden yararlanmaları sırasında üçüncü kişilerin müdahalelerinin devlet tarafından engellenmesi gerektiğine işaret etmektedir. (48)…