Hukuk Muhakemeleri Kanunu 12 Ocak 2011 tarihinde kabul edilmiş ve kanun 4 Şubat 2011…
HMK’nın zaman bakımından uygulanmaya ilişkin hükümlerine bakıldığında yetki ve inceleme…
Öğretideki bir görüşe göre, HMK m.448 hükmünde, her ne kadar tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla yeni usul hukuku hükümlerinin derhal uygulanacağı düzenlenmiş olsa da bu noktada kazanılmış hak kurumu nedeniyle, HUMK döneminde yapılan yetki sözleşmelerinin geçerli olduğu kabul edilmelidir. Bu görüş sahiplerine göre, kanun koyucunun bu durumun aksine bir düşünceye sahip olması halinde, konuyla ilgili açık bir düzenleme yapması gerekirdi(119).…
Öğretideki bir başka görüş uyarınca, yetki sözleşmeleri niteliği itibariyle usul hukuku sözleşmesidir ve bu sözleşme etkisini usul hukuku alanında gösterecektir. Yetki sözleşmelerinin kuruluşu ve geçerliliği maddi hukuka; hükümleri ise usul hukukuna tabidir. HMK ile sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yetki sözleşmesi yapılabileceğinin düzenlenmesi üzerine, HMK’nın yürürlük tarihi olan 1.10.2011 tarihinden sonra tacir veya kamu tüzel kişileri arasında yapılmamış olan yetki sözleşmeleri geçerli olmayacaktır. Bu noktada, 1.10.2011 tarihinden önce tacir olmayan biriyle geçerli olarak yapılan yetki sözleşmesine dayanarak, 1.10.2011 tarihinden sonra sözleşmede belirtilen yer mahkemesinde dava açılmak istenirse, yetki sözleşmesinin HMK’da öngörülen kişiler arasında yapılmamış olması sebebiyle geçerli olduğunu kabul etmek mümkün olmayacaktır. Ayrıca bu durumda herhangi bir kazanılmış haktan veya tamamlanmış işlemden söz edilemeyecektir(123). Öğretideki bir diğer görüşe göre, HMK’da yer alan yetki sözleşmelerine ilişkin hükümlerin uygulama alanı bakımından, HMK m.448 hükmü esas alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır. İlgili madde gereğince, tamamlanmış bir işlem yoksa HMK hükümleri derhal uygulanacaktır. Burada tamamlanmış işlemin varlığının tespiti önem arz etmektedir. Yetki sözleşmeleri açısından tamamlanmış bir işlemin varlığından söz edebilmek için, HUMK yürürlükte iken açılmış bir davanın varlığı aranmaktadır. Bu şekilde açılan bir davada, davanın tarafları tacir veya kamu tüzel kişisi olmasa dahi, davanın açıldığı mahkeme yetkili kabul edilecektir. Ancak henüz davanın açılmamış olması (HMK’nın yürürlüğünden sonra davanın açılması)…
Öğretideki bir başka görüş, kamu hukukuna ve yargılama hukukuna ilişkin kuralların yürürlüğe girmekle uygulandığını esas alarak, özel bir düzenleme yer almadıkça kural olarak müktesep hak tanınmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. HMK’ nın yetki sözleşmesi yapabilecek tarafları tacir veya kamu tüzel kişisi olarak sınırlaması sebebiyle, bu düzenlemeden önce, tacir veya kamu tüzel kişisi olmayanlarla yapılan sözleşmelerin, HMK’nın yürürlüğe girmesinden itibaren geçersiz olacağını savunmuştur(126). Öğretideki bir diğer görüş uyarınca, tartışılması gereken nokta usul sözleşmelerinin geçerliliği ve muhtevası değildir. Burada, usul sözleşmelerinin usul hukuku açısından etkileri tartışılmalıdır ve bu etkiler de usul hukuku hükümleri dikkate alınarak tespit edilmektedir. HMK’da bu etkilerin devamına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığına göre, yeni kanunun (HMK) yürürlüğe girmesinden sonra, eski kanun (HUMK) zamanında yapılan yetki sözleşmelerinin geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir(127)…
Öğretideki bir başka görüş uyarınca, yetki sözleşmeleri bir usul sözleşmesi ve geniş anlamda bir usuli işlemdir; bu sözleşmeler asli etkilerini usul hukukunda doğurmaktadır. HMK m.448 hükmü, usul hukuku kurallarının uygulanmasında temel ilke olan “usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesinin”…
Öğretideki bir başka görüş, karşılaştırmalı hukuktaki düzenlemelerden örnek…
Bu görüşe göre öncelikle, HMK’ya göre geçerli sayılmayan yetki sözleşmesine dayanılarak, HMK yürürlüğe girmeden önce dava açılmış olması halinde, bu mahkemelerin yetkisini koruyup korumayacağı hususunun üzerinde durulmalıdır. Bu soru üç farklı noktaya değinerek cevaplandırılmaktadır: İlk olarak, konuyla ilgili özel düzenlemenin yer almaması sebebiyle, bu hususta usul hukuku kurallarının derhal uygulanması ilkesi gündeme gelecektir. Bu ilkeye göre, HMK’nın yürürlüğe girmesinden önce ve eski kanuna göre geçerli sayılan sözleşmede belirlenen mahkemede dava açılması halinde, bu mahkemenin yetkisinin HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra da devam edeceği kabul edilebilecektir. Bunun yanında, yargılama hukukunda, davanın açıldığı tarihte yetkili olan mahkemenin, davanın sona ermesine kadar yetkisini muhafaza edeceğine ilişkin temel ilkenin (perpetuatio fori)…
