İkinci Bildiri Üzerine: Yrd. Doç. Dr. Musa Sağlam…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Birinci Gün - Üçüncü Oturum
BİLDİRİLERİN YORUMLARI
Prof. Dr. Erdoğan TEZİÇ - Oturum Başkanı…
Birinci Bildiri Üzerine: Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez…
Üçüncü Bildiri Üzerine: Prof. Dr. Osman Doğru…
Prof. Dr. Erdoğan TEZİÇ (Oturum Başkanı)- Serkan Bey’e teşekkür ederim. Öğleden sonra hepimize biraz rehavet çöker gibi oldu. Ancak %10 seçim barajı, gündeme gelince hava değişti, canlanıverdik. Zira, bu konu bir anayasa değişikliğini gerektirmemektedir. Ancak İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de %10’luk seçim barajının “aşırı” olduğunu ifade etmekle yetinmişti. Bu konuyu, hukuki zemini kaybetmeden tekrar hatırlatmak yararlı olabilir. 03 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimlerinde, o tarihte mevcut olan Demokratik Halk Partisi (DEHAP) listesinden aday olan Mehmet YUMAK ve Resul SADAK, seçmenlerin %45,95’inin oylarını almalarına rağmen seçilememişlerdi. Zira mensup oldukları DEHAP ülke genelinde %10 barajını aşamamıştı. Seçim çevresindeki üç milletvekilliğini genel barajı aşmış olan ve Şırnak’ta ise oyların sadece%14,05’ini alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kazanmıştı. Mehmet YUMAK ve Resul SADAK, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 1 no’lu Protokolü’nün 3.maddesinde öngörülen “Serbest Seçim” hakkına aykırı olduğu düşüncesiyle İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurdular. Dava Dairesi 20 Ocak 2007 tarihinde, serbest seçim hakkının ihlal edilmediğine karar verince, davacılar bu kez, karara karşı Büyük Daireye başvurdular. Büyük Daire 08 Temmuz 2008 tarihinde vermiş olduğu kararda, %10 seçim barajının genel olarak “aşırı” olduğunu ve bunun düşürülmesini önermiş olan Avrupa Konseyi Organları ile aynı görüşte olduğunu vurgulamıştır. Ancak Büyük Daire, kinâyeli (sitemli) sayılabilecek bir üslûp kullanarak, “bu davada söz konusu seçimleri Türkiye’nin kendine özgü siyasi şartların ışığında değerlendirdiğinde 1 no’lu Pro-
Bu konunun gündeme gelmesi isabetli oldu. Zira, hukuk devletinden beklentilerimiz…
Evet, ben fazla lafı uzatmayayım. Şimdi bir takdim tehir, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez,…
Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ (Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi)- Değerli…
Öncelikle beni davet ettikleri için Kamu Hukukçuları Platformuna teşekkür ediyorum.…
Bundan çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Çünkü uzun yıllardır ben Türkiye’de…
Bakın Almanya’da çok ünlü usul hukukçuları aynı zamanda başka alanların da çok uzman…
Bunun sonunda ne oldu biliyor musunuz? Medeni Kanunun 17 ayrı maddesinde şu cümle…
Hocam izin verirseniz inkıtaları oynatabilmeniz açısından, şimdi 15 dakikayı başlatıyorum.…
Şimdi sizin, yani kamu hukukçularının 2009’dan bu yana altıncı yılı. Biz medeni usul…
Bu hafta pazartesi günü dünya usul hukukçularının 15. Kongresi İstanbul’da yapıldı.…
Şimdi bir ülke düşünelim; bu ülkede yargılamalar makul süre içinde bitmiyor ve fakat…
Bunun için İnsan Hakları Mahkemesi, 2010 yılında Almanya’ya, sözleşmenin 13. maddesi…
Bazı ülkeler ise, böyle bir durumla karşılaşmamak için, yoğun davalarda, örneğin…
Şimdi biz henüz işin başında olsak bile, ben Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına baktığımda,…
Peki, makul süreler aşılıyor, tazminatı da ödüyoruz. Bunun ortadan kaldırılması için…
Bu neye sebebiyet verecek? Bu makul süre aşımlarının, bundan sonra da uzun yıllar…
Her geçen yıl artan dava sayısı artık sel gibi önüne gelene zarar veriyor ve bu önlenemiyor.…
Bir de şunun hesabının sorulması lazım. Yargılamalarını makul süre içinde bitiremeyen…
Sayın Göztepe’nin yazmış olduğu makaleden çok şey öğrendim, kendisine teşekkür ediyorum.…
Bence bizim eğitimimizden midir ya da başka bir sebepten midir bilemiyorum ancak…
Bir terimden söz etmek istiyorum. Beni ne olur bağışlayın, ama burada bunu söyleyebilirim…
Hukukta galat-ı meşhur olmaz, ama bu şekilde kullanırsak anayasa şikâyeti davası…
Ben doktora tezi olarak icra ve iflâs hukukunda şikâyeti yazdım. Şikâyet de bir dava…
Şimdi iki karara değinmek istiyorum. Birincisi aile konutuyla ilgili. Sayın meslektaşım…
Medeni Kanuna göre artık aile konutu olan yer diğer eşin izni olmadan ipotek edilemeyecek,…
Şimdi bu olay sonunda verilen kararı değerli meslektaşım Sayın Göztepe eleştiriyor.…
Şimdi olaya baktığımızda aile kendini korumuyor. Yani gidip o konutun aile konutu…
Biliyorsunuz icra hukukumuzda borçlunun haline münasip bir evi zaten haczedilemiyor.…
Bu konuda şerhin sırf şekli bir gereklilik olduğundan söz edilemez. Üçüncü kişilere…
Şimdi diğer bir karar, tazyik hapsiyle ilgili. Burada da kişi aleyhine icra takibi…
