Ulaşılabilirlik, bir başvuru yolunun başlatılabilmesinin, başvurucu dışında bir kamu makamının ya da organının inhisarında olmamasını, bir diğer deyişle ilgili başvuru yolunun doğrudan başvurucu tarafından harekete geçirilebilmesini ve bunun için güç koşulların bulunmamasını ifade etmektedir. Bununla birlikte bir başvuru yolunun maliyeti yüksekse ve maliyeti karşılayamayacak maddi durumdaki başvurucu adli yardımdan faydalandırılmamışsa, başvurucunun avukatı yoksa ve başvurucuya hukuk yollarına ilişkin bilgilendirme bilmediği bir dilde yapılmışsa, yorum yoluyla açılmış bir başvurudan kamuoyunun haberdar olması için makul bir sürenin geçmesi beklenmemişse yine o başvuru yolu bakımından
Etkililik ile ifade edilen ise başvurucunun iddia ettiği hak ihlalinin esasının incelenmesi ve somut olayın koşullarına göre uygun çare ve giderimin sağlanmasıdır. Etkili bir başvuru yolunun makul bir başarı şansı sunabilecek ve çözüm sağlayacak nitelikte olması beklenmektedir. Giderimin karşılığı yalnızca tazminat değildir, aynı zamanda başvurucunun haklarının korunması ve mümkün olduğunca ihlalden önceki duruma dönülmesinin amaçlanması da bu kapsamdadır. Bir hukuk yolunun etkililiğinden bahsedilebilmesi için o hukuk yolunda verilen kararın başka makamlarca sorgulanamaması ve icra edilmesinin diğer makamların takdirine bırakılmaması gerekmektedir. Etkililiğin her hak ihlali iddiası bakımından somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi elzemdir. Öyle ki tutukluluk hali için serbest bırakılmak etkili bir yol iken, halihazırda serbest bırakılmış kişi için ancak tazminat gideriminin etkili olduğu söylenebilecektir. Ayrıca belirtmek gerekir ki bir hukuk yolu etkili olsa dahi, bu yolun etkili olduğuna ilişkin bir karar sunulamıyorsa mevzu bahis hukuk yolunun tüketilmesi gerekmemektedir.(452)…
Yeterlilik ise, bir hak ihlali iddiasının gerek olaylar ve gerekse hukuki nitelendirme bakımından bütününün incelenmesi ve çözülmesi kapasitesini ve eğer tazminat ödenmesine karar verilecek ise bu tazminatın tatmin edici olmasını ifade etmektedir. Bir diğer deyişle uyuşmazlık her yönüyle incelenmiyorsa yahut hükmedilen tazminat benzer uyuşmazlıklara göre tatmin edicilikten uzak kalacak derecede düşük ise o başvuru yolunun “yeterli” olduğu söylenemeyecektir.(453)…
Belirtmek gerekir ki munzam zararın ispatına ilişkin Yargıtay daireleri arasındaki,…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin enflasyon karşısındaki değer kayıpları bakımından…
Benzer değerlendirmeler AİHM’in Temmuz 2010 tarihli Yetiş ve Diğerleri/Türkiye kararında…
AİHM’in konuya ilişkin takip eden içtihadı Ocak 2006 tarihli Kat İnşaat Ticaret Kollektif Şirketi-İsmet…
Benzer bir başvuru, Ekim 2008 tarihli Balkar (Baltutan) ve ANO İnşaat ve Ticaret Ltd.…
Bir kamu ihalesi ile inşaat yapımının üstlenildiği ve uzayan yargılama süreçleri…
Belirtmek gerekir ki Ünal Akpınar İnşaat, Sanayi, Turizm, Madencilik ve Ticaret A.Ş./Türkiye başvurusu,…
Açıktır ki AİHM enflasyon karşısındaki değer kayıpları bakımından munzam zarara ilişkin…
Bu noktada önemle eklemek gerekir ki AİHM, enflasyon karşısındaki değer kayıpları…
Konuya ilişkin AYM içtihadına gelince, yukarıda yapıldığı gibi bir kategorizasyon…
AYM’nin enflasyon karşısındaki değer kayıpları bakımından munzam zarara ilişkin hukuk…
Enflasyon karşısındaki değer kayıpları bakımından munzam zarara ilişkin hukuk yolunun…
Anayasa Mahkemesi’nin ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. başvurusuna ilişkin…
“Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu 21.12.2017 gün ve 2014/2267 sayılı başvuru no’lu kararına konu uyuşmazlıkta, ‘Enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi, Hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının sabit yasal ve temerrüt faiz oranlarının çok üstünde gerçekleşmesi, borçlunun yararlanması, alacaklının ise zarara uğraması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle borçlu borcunu süresinde ödememekte, yargı yoluna başvurulduğunda da yargı süresini uzatma gayreti göstermekte; böylece yargı mercilerindeki dava ve takipler çoğalmakta, yargıya güven azalmakta, kendiliğinden hak alma düşüncesi yaygınlaşarak kamu düzeni bozulmakta, kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır (AYM 1997/34 Esas, 19898/79 Karar, 15.12.1998). Mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğramaktadır (AYM 2008/58 Esas, 2011/37 Karar,10.2.2011).…
