AİHM kararlarının bağlayıcılığı, nispi bir etkiye sahip olup sadece söz konusu bireysel…
AİHM’in önüne gelen bir bireysel başvuruda hak ihlali tespit etmesi halinde vermiş…
- Başvuru konusu olay, AİHS ile birlikte sözleşmeci devletin ulusal kanuni düzenlemelerine…
- Tespit edilen hak ihlali, ulusal kanuni düzenlemelerin AİHS’e aykırılığından kaynaklanıyorsa,…
- Tespit edilen hak ihlali nedeniyle zarar gören kişi veya kuruma, tazminat ve yargılama…
- İhlalin bir mahkeme kararından kaynaklakması halinde ise, ihlalin ortadan kaldırılması…
Bakanlar Komitesi, AİHM kararlarının yerine getirilip getirilmediğini denetlemek…
Sözleşmeci devletler, AİHM kararının gerekliliklerini hangi hukuki yöntemlerle yerine…
Tazminata ilişkin kararlar bakımından ise, AİHM kararlarının doğrudan iç hukuka etkisi…
AİHM’in vermiş olduğu ihlal kararları, devletlerin iç hukuk düzenlerinde doğrudan…
İhlalin ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, Bakanlar…
Bakanlar Komitesi, sözleşmeci devletin, aleyhine olan AİHM kararını yerine getirmek…
Tüm bunların yanında, bugüne kadar hiç başvurulmamış olsa da, AİHS ve eki protokollerini…
Avrupa Konseyi Statusü’nün(252) 3. maddesi uyarınca, Avrupa Konseyinin her üyesi, hukukun üstünlüğü ilkesiyle yargı yetkisi içindeki herkesin insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanması ilkesini kabul etmektedir. Ayrıca her üye, Avrupa Konseyi’nin amacının gerçekleşmesinde, içten ve etkin bir biçimde işbirliği yapmayı üstlenmektedir. Bu amacın yerine getirilmesindeki yükümlülüklerini ciddi surette ihlal eden her üyesi, temsil hakkından bir süre için mahrum edilebilecek ve Bakanlar Komitesi tarafından Konsey’den çekilmeye davet edilebilecektir.(253)…
Avrupa Konseyi’nin amacı, Statü’nün birinci bölümünde, ortak mirasları olan ülkü…
Söz konusu davetin ilgili devletçe dikkate alınmaması halinde, Bakanlar Komitesi,…
Avrupa Konseyi’nin organlarından biri olan AİHM tarafından verilmiş olan bir kararın,…
Örneğin, Loizidou - Türkiye kararına ilişkin olayda, Türkiye ordusunun 1974 yılında gerçekleştirdiği harekat sonucunda elinde bulundurduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında kalan mülkleri üzerindeki haklarını kullanamadığını belirten Kıbrıs Rum Kesimi’nde yaşayan başvurucunun, mülkiyet hakkının Türkiye tarafından devamlılık arz eden bir şekilde ihlal edildiği tespit edilmiştir. Söz konusu AİHM kararının yerine getirilmesi halinde, bunun sonuçlarının ortaya çıkaracağı sorunları ileri süren Türkiye, bu kararı yerine getirmekten kaçınmıştır.(256)…
Bakanlar Komitesi tarafından bu hususta, farklı tarihlerde kararlar yayınlanarak…
Ayrıca, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun etkili bir iç hukuk yolu olup…
Söz konusu AİHM nezdindeki bireysel başvuruda, başvurucu 27.07.2016 tarihinde, yazmış…
Anayasa Mahkemesi 11.01.2018 tarihinde, altıya karşı on bir oy ile, başvurucunun…
Kararda ayrıca, başvurucu hakkındaki tutuklama kararının, makaleleri dışındaki herhangi…
Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin internet sitesinde yayımlanmış olan gerekçeli kararını…
Başvurucu 01.02.2018 tarihinde, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının uygulanmadığı…
AİHM, Hükümet’in bu itirazına ilişkin olarak, başvurucunun ihlal iddialarının esasının…
AİHM, başvurucunun Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen sona erdirilmeyen tutukluluk…
AİHM’in bu ciddi uyarı niteliğindeki 20.02.2018 tarihli kararının ertesinde, İstanbul…
AİHM’in, bu uyarısı, çok büyük önem arz etmektedir. AİHM tarafından, Anayasa Mahkemesine…
AİHM’in bir diğer güncel kararlarından olan ve tez çalışmamızın birinci bölümünde…
Nitekim İmret - Türkiye kararına konu edilen yargılama sürecinde başvuru hakkında uygulama alanı bulan TCK’nın 220. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan hükmü ele alan AİHM, bu hükmün somut bireysel başvuru bağlamında öngörülebilir bir nitelik taşımadığı sonuca ulaşmıştır. AİHM’e göre bu düzenleme, savcılık makamının örgüte üye olmak şeklindeki suçun maddi unsurlarını ispat etme külfetini zorunlu kılmaksızın, sadece örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmesi şeklindeki fiilerin ortaya konulmasının örgüt üyeliği suçu dolayısıyla mahkumiyet hükmü verilmesini mümkün kılmaktadır. Bu görüşe göre, yerel mahkemeler tarafından bir örgüte yardımda bulunma olarak kabul edilen bir fiil, tek başına bir suçun unsurlarını oluşturmasa dahi, yerel mahkeme tarafından fiilin örgüt adına gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi halinde kişi hakkında, kişi fiilen o örgüte üye olmasa dahi, örgüt üyeliği suçundan mahkumiyet kararı verilebilmesi söz konusu olacaktır.(268)…
