AYM’nin idarî yargıda davaya müdahale konusuna ilişkin bireysel başvuru kararları…
Ancak bozma kararı üzerine dava dosyasını yeniden inceleyen İlk Derece Mahkemesi…
Müdahilin tek başına temyiz hakkı bulunmadığı yönündeki yorumun mahkemeye erişim…
“adil yargılanma hakkının davanın doğrudan tarafı olmayan ferî müdahile asıl tarafa sağlanan tüm imkân ve hakların mutlak ve koşulsuz olarak tanınmasını zorunlu kılacak nitelikte bir güvenceyi bünyesinde barındırdığı söylenemez. Bu bağlamda adil yargılanma hakkının ferî müdahilin yanında davaya katıldığı tarafın iradesiyle uyuşmayan usul işlemlerini yapabilmesini garanti altına almadığı ifade edilmelidir. Dolayısıyla asilin yargılamayı devam ettirmeme yönündeki iradesine rağmen ferî …
Somut olayda başvurucunun bireysel başvuru kapsamındaki ilk iddiası, İdare Mahkemesince…
“Bu kapsamda başvurucu Şirketin yürütmenin durdurulması kararına karşı itirazlarının yanı sıra uyuşmazlığa ilişkin iddia ve savunmalarını da dile getirdiği söz konusu dilekçenin -her ne kadar Bölge İdare Mahkemesine hitaben yazılmış olsa da- Mahkemeye sunulduğu ve dava dosyasına eklendiği, ayrıca Mahkemece ek beyan dilekçesi olarak da değerlendirmeye alındığı anlaşılmaktadır. Nitekim Mahkemenin 14/02/2014 tarihli gerekçeli kararında Müdahil İsteminin Özeti başlığı altında başvurucu Şirketin 07/01/2014 tarihli dilekçesindeki iddia ve savunmalarına yer verildiği, karar içeriğinde de bu iddia ve savunmaları karşılayacak şekilde değerlendirmelerde bulunulduğu, müdahil talebinin aksine uyuşmazlığın çözümü için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmamasının sebebinin açıklandığı görülmektedir.…
Yukarıda yer verilen tespitlere göre başvurucu Şirketin sonucu itibarıyla hak ve menfaatlerini etkileyen davadan haberdar olduğu, uyuşmazlıkla irtibatsız kalmadığı gibi uyuşmazlığın esasına ilişkin ve sonuca etkili olduğunu düşündüğü hususlarda görüşlerini dile getirme ve iddialarını ispata yönelik deliller sunabilme fırsatını da bulduğu, dolayısıyla davaya etkin bir şekilde katıldığı anlaşılmaktadır.”…
Ardından, davaya müdahale bağlamında, başvurunun ikinci boyutu olan müdahilin temyiz…
“somut olayda, ilk derece mahkemesinde görülen davanın asıl tarafının (idarenin) aleyhine kurulan hükmü temyiz etmeyerek yargılamaya devam edilmesi yolunda bir iradesinin bulunmadığı gözetildiğinde ferî müdahil olan başvurucunun tek başına yaptığı temyiz isteminin incelenmeksizin reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına ilişkin anayasal güvencelere müdahale teşkil eden bir yönü bulunmamaktadır.”…
Ancak AYM’nin, müdahilin tek başına kanun yoluna başvurma imkânından yoksun bırakılmasının…
“Öte yandan somut başvuruda ileri sürülen söz konusu şikâyetle ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen değerlendirmesinin ve bu değerlendirmeden hareketle vardığı sonucun sadece bireysel başvuru yolunun niteliği gereği, ihlal iddialarına konu edilen adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin kapsam ve içeriğine ilişkin ve bu hususla sınırlı olduğuna dikkat çekmek gerekir. Bir başka ifadeyle somut başvuruda adil yargılanma hakkı güvenceleri ve ilkeleri bağlamında ulaşılan bu sonucun derece mahkemelerinin bir yargılama sürecinde ferî müdahil tarafından hangi usul işlemlerinin hangi koşullarda gerçekleştirilebileceğiyle ilgili hukuk kurallarına ilişkin müdahil lehine olabilecek yorum ve takdir yetkileri üzerinde daraltıcı bir etkisinin bulunmadığı belirtilmelidir.”…
İhlâl bulunmadığı gerekçesiyle verilen bu kabul edilemezlik kararının bir yönü de…
“kanun yollarına başvuru da fer’i müdahilin yapabileceği usul işlemleri arasındadır. Kanun bu hakkı, yanında katıldığı tarafın açıklama ve işlemlerine aykırı olmama kaydıyla sınırlamıştır. Bu anlamda davanın, ilgili tarafın feragat, sulh veya kabulüyle sonuçlanması ya da kanun yoluna başvuru hakkından feragat ettiğine ilişkin dilekçe verilmesi durumunda, fer’i müdahilin de bu usul işlemlerine başvuru hakkı bulunmamaktadır. Fakat müdahilin yanında katıldığı tarafın temyiz dilekçesi vermemesinin temyizden feragat anlamında ‘açıklama’ veya ‘işlem’ olarak kabulüne imkan bulunmamaktadır. Bilindiği üzere temyiz etmeme, çoğu kez süreyi kaçırma nedeniyle de gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle, kanunda açıkça yasaklanmadığı halde, kanunla tanınan hakkın aşırı bir yorumla kısıtlanması mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale anlamını taşımaktadır.”…
ifadelerine yer verilmiştir.…
Ferî müdahil sıfatıyla kanun yollarına başvurulamaması nedeniyle de adil yargılanma…
Başvurucunun, ferî müdahil olarak yer aldığı idarî davada temyiz talebinin incelenmemesi…
