1988 tarihli Nielsen/Danimarka vakası, rızası hilafına psikiyatri hastanesine yatırılan bir çocuğa ilişkindir. Çocuk, annesinin isteği üzerine hastaneye yatırılmış fakat babası bu işleme rıza göstermemiştir. Çocuk, hastaneye yatırıldığında 13 yaşındadır(384).…
Hokkanen/Finlandiya vakasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 12 yaşındaki çocuğun görüşlerinin dikkate alınması için yeteri derecede olgun olduğuna dair yerel mahkeme kararına katılmıştır(388).…
Çocuk S’nin ihmal edildiği ihbarı üzerine annesi, anneannesi ve dedesi ile beraber…
AİHM’nin 2009 yılında verdiği Jucius ve Juciuvienė/Litvanya kararında, çocuk görüş beyan ettiğinde, henüz yedi yaşındadır. AİHM, başka nedenlerle beraber ilk yargılamada çocuğun görüşüne itibar edilmemesi sebebiyle 8. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir(396)…
Yukarıda yer verilen Plaza/Polonya vakasında Mahkeme, zaman geçtikçe süreç boyunca 11-16 yaş aralığında olan çocuk K’nin olgunlaştığını ve babasıyla ilişki kurmakla ilgili kendi kararını verebileceğini gözlemlemiştir(397)…
Z.J./Litvanya vakasında çocukların anneleri ölmüştür ve çok küçük yaştan itibaren annelerinin kuzeniyle yaşamaktadırlar. Çocukların babası, çocuklar beş yaşındayken, önce velayet hakkı daha sonra da çocuklarla kişisel ilişki kurma hakkı iddia etmiştir. Sosyal hizmet görevlileri tarafından çocukların, beş yaşındayken görüşleri alınmıştır(398).…
AİHM, yukarıda bahsedilen M. ve M./Hırvatistan vakasında, dört yıl üç ay süren yargılama boyunca başvuran çocuğa, kiminle yaşamak istediği konusunda görüşlerini ifade etme fırsatı verilmediğini belirtmiştir. Hırvatistan Ülke Mahkemesi, 15.11.2013’te ilk derece mahkemesine; eğer birinci başvuran davanın önemini anlayabiliyorsa görüşlerini ifade etmesine izin verilmesi ve ifadesinin alınması emrini vermiştir. Fakat AİHM’ye göre, çocuk o zaman 12 yaşındadır ve görüşlerini ifade etme yeteneği olmadığı konusunda şüphe duyulmayacak bir yaştadır. Buna rağmen çocuğun ifadesine başvurulmamış, gereken önlemler alınmamıştır. AİHM, adli psikolog ve psikiyatr raporlarına göre anne ve babanın çocuğun bakımını üstlenme görevini yerine getirmede eşit olduklarını, çocuğun da istikrarlı bir şekilde annesiyle kalmak istediğini beyan ettiğini gözlemlemiştir. Ayrıca Mahkeme, çocuğun derslerinde üstün başarı gösterdiğini, uzmanlara göre yaşıtlarının üzerinde entelektüel kapasiteye sahip olduğunu belirtmiştir. Bu sebeple, Mahkeme, yargılama başladığında dokuz buçuk yaşında olup şimdi on üç buçuk yaşında olan çocuğun kendi görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip olduğuna karar vermiştir(400)…
AİHM, Furman/Slovenya ve Avusturya vakasında, kişisel ilişki kurma davası sürdüğü sırada P’nin 14 yaşında olduğu, söz konusu meselede fikir oluşturabilecek olgunlukta olduğu, dolayısıyla çocuğun görüşlerine ve hislerine gereken ağırlığın verilmesi gerektiğine karar vermiştir(401)…
N.T.s. ve Diğerleri/Gürcistan vakasında aynı zamanda başvurucu olan çocuklar on ve altı yaşındadırlar. Mahkeme bu kararında ilgili uluslararası standartlar gereği, çocukların doğrudan temsilinin sağlanması gerektiğine işaret etmiştir(402)…
Mahkeme 2016 yılında verdiği Buchleiter/Almanya kararında, hem uzmanlar hem de mahkeme huzurunda babasını görmek istemediğini kesin ve net bir şekilde belirten çocuğun görüşüne itibar eden ulusal mah-
AİHM, 2018 yılında verdiği Malinin/Rusya kararında, ulusal mahkemelerin beş ve yedi yaşındaki çocukların yaşları sebebiyle doğrudan görüşlerinin alınmamasını, bunun yerine yetkililer tarafından anne ve babalarıyla olan ilişkilerinin değerlendirilmesini taraf devletin usuli yükümlülüklerini yerine getirmesi bakımından yeterli görmüştür. Bu vakada yetkililer, çocukların görüş oluşturabilecek yaşta olmadığını, babalarıyla kalmak istemelerine rağmen anneleriyle kalmalarının uygun olacağını tavsiye etmiştir. Ulusal mahkeme, çocuklar on yaşından küçük olduğundan kalacakları yer ile ilgili görüşlerinin dikkate alınamayacağına karar vermiştir(404)…
Çocuk kaçırma ile ilgili olan Roche/Malta vakasında ulusal mahkeme, çocuğun üç yaşında olması sebebiyle görüşlerini ifade edemeyecek bir yaşta olduğunu belirtmiştir. Ulusal mahkemeye göre, çocuk Malta’da mutludur, annesine ve annesinin ailesine bağlıdır, okul başarısı ise yüksektir(405).…
Tlapak ve Diğerleri/Almanya vakasında Mahkeme, velayet davalarında çocukların dinlenilmesi şartının her olay için durumun özelliklerine bağlı olduğunu hatırlatmış, bunun özellikle çocuğun yaşı ve olgunluğuna bağlı olduğunu belirtmiştir. Temyiz mahkemesi kararını verirken çocuk henüz iki yaşında olduğundan, ulusal mahkemelerin çocuğu sorgulamamasını Mahkeme kabul edilebilir bulmuştur(408)…
