1. Şekil, tarihin her döneminde, sözleşme üzerinde önemli etkilere sahip olmuş…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SONUÇ
Çalışmamız neticesinde vardığımız başlıca sonuçlar ile vurgulamak istediğimiz önemli…
2. Pozitif hukuk açısından bakıldığında, TBK m. 12/f. 1 hükmü ile öngörülen genel prensip, şeklin, sözleşmelerin geçerliliği konusunda kural olarak herhangi bir rol oynamadığını ortaya koymaktadır. Şekil serbestisi olarak bilinen bu ilke, borçlar hukukuna egemen olan irade serbestisi ve sözleşme özgürlüğü ilkelerinin bir uzantısını oluşturmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucunun geçerliliğini şekil şartına tâbi tuttuğu sözleşme tiplerinin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Genel ilkeye istisna oluşturan bu gibi hâllerde, kişilerin iradelerini nasıl açıklayacaklarını belirleme konusunda sahip oldukları özgürlüğün ellerinden alındığı söylenebilir. Sözleşmelerin geçerliliği konusundaki şekil zorunluluğunun
3. Tarafların modern iletişim araçlarından faydalanarak, cep telefonlarında…
4. Bilişim teknolojileri alanında ortaya çıkan gelişmelerin bir neticesi olarak, güvenli elektronik imzanın yasal dayanağının oluşturulması ve hukukî sonuçlarının düzenlenmesi ihtiyacı doğmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 14/f. 2, güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinlerin, yazılı şekil şartını yerine getireceği hususunda yeni bir düzenleme getirmiştir. Sanal ortamda gerçekleşebilecek manipülasyonların engellenmesi için elektronik imzanın güvenliği konusunda gerekli tedbirlerin alınması şarttır. Bununla birlikte, güvenliğin sağlanması amacıyla hareket ederken ölçülü davranılması gerekir. Aşırıya kaçan nitelikte
5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun henüz yürürlüğe girmeden önce değişikliğe uğrayan düzenlemesi, görme engellilerin imzaları ile ilgilidir. TBK m. 15/f. 3 hükmünün yeni hâline göre, görme engelli kişi, şayet geçerliliği yazılı şekil şartına bağlı olan sözleşmenin tanık huzurunda yapılması konusunda bir talepte bulunmamışsa, her ne kadar okuma imkânından yoksun olduğu bir metnin altına imza atmış dahi olsa, bu kişinin imzası, sözleşmenin şekil bakımından geçerliliğini sağlamaya yetecektir. Görme engelli kimselerin, metinlerini okumadan ve tanık yardımından da yararlanmadan imzaladıkları sözleşmelerin geçerli kabul edilmesi, altına imza attıkları ve belki de zannettiklerinden tamamen farklı bir sözleşme içeriğinden sorumlu olabilecekleri anlamına gelir. TBK m. 15/f. 3 hükmünün lafzı, öğretide ileri sürülen görüşlerin aksine, tanık talebinde bulunmamış olmasına rağmen metni imzalayan görme engelli tarafın, şekle aykırılık nedeniyle sözleşmenin geçersizliğini her zaman ileri sürebileceği şeklinde yorumlanamaz. Tanık talebinde bulunmadan sözleşme metnini imzalayan görme engelli tarafın imzası, artık o sözleşmenin şekil bakımından geçerliliği konusunda yeterli sayılacaktır. Şayet görme engelli kimseler lehine bir koruma sağlanmak isteniyorsa, TBK m. 15/f. 3 hükmünde zikredilen tanığın görevinin, görme engelli tarafın imzasını onaylamak değil; onun, metni imzalarken sözleşmenin içeriğinden haberdar edildiğine tanıklık etmek olduğunu kabul etmek gerekir. Bu bağlamda tanığın, görme engelli kişiye, imzalamayı düşündüğü
6. HMK m. 206/f. 1 hükmüne göre, imza atamayanların mühür veya bir âlet ya…
7. Geçerliliği kanun gereği şekil şartına bağlı olan bir sözleşme ile ilgili olarak, taraflarca kararlaştırılan bir noktanın, sözleşmenin tâbi olduğu şekilde düzenlenmek zorunda olup olmadığının tespiti önem taşımaktadır. Şayet tarafların üzerinde anlaştıkları nokta, şekle bağlı sözleşmenin içeriğine dâhil olup, onun esaslı bir unsuru hâline gelmiş ise bu
8. Geçerliliği yasal olarak şekle bağlı olan sözleşmelerde sonradan yapılan değişikliklerin bu şekil şartına tâbi olup olmadığı şöyle belirlenmelidir: Şekle tâbi sözleşme yalnızca sözleşmenin bir tarafına borç yüklüyorsa, bu borcun tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması konusunda sonradan yapılacak değişiklik, TBK m. 132 hükmü kapsamında bir ibra sözleşmesi sayılır ve bunun, borcun kaynağını oluşturan sözleşmenin tâbi olduğu şekilde gerçekleştirilmesi gerekmez. Şekle bağlı olan sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğinde ise, karşılıklı borçlardan yalnızca birini ortadan kaldırmaya ya da hafifletmeye yönelik değişikliklerin şekil şartına bağlı olarak yapılması gerekir. Nitekim böylesi bir değişiklik, sözleşmedeki edim-karşı edim dengesini diğer taraf aleyhine bozacaktır. Ancak, değişiklik neticesinde ibra edilecek olan borcun karşılığını oluşturan diğer borç, tamamen ifa edilmiş ya da herhangi bir başka sebeple sona ermiş ise, ibra sözleşmesinin, asıl sözleşmenin tâbi olduğu şekilde gerçekleştirilmesi gerekmez. Zira karşı tarafın borcunun tamamen ya da kısmen ortadan kaldırılacak olması, kendi borcu zaten sona ermiş olan diğer tarafın sorumluluğunu ağırlaştırıcı bir etki doğurmaz. Öte yandan, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmede, tamamen ya da kısmen ortadan kaldırılacak olan borç, şekil şartının korumayı amaç-
