2. Cezaî şartın ortaya çıkardığı hukuki sonuçların tespiti bakımından gözetilmesi gereken en önemli özelliği ise fer’i nitelikte bir borç olmasıdır. Şöyle ki asıl borç ile cezaî şart talebi arasında asli-fer’i borç ilişkisi vardır. Bu nedenle asıl borç mevcut değil ise cezaî şarttan da
3. Türk ve İsviçre Hukuku’nda cezaî şart ile asıl sözleşmeden doğan borç arasındaki ilişki, öncelikle cezaî şart anlaşmasının içeriğine bağlıdır. Bu ilişki, taraflarca farklı şekillerde düzenlenebilir. Taraflar dilerlerse ya cezaî şartın ya da asıl sözleşmeden doğan borcun ödenmesini seçimlik olarak kararlaştırabilirler. Buna karşılık hem cezaî şartın hem de asıl sözleşmeden doğan borcun kümülatif olarak ödenmesine yönelik de hüküm getirebilirler. Son olarak taraflar, cezaî şart ile borca aykırılığın sonuçlarının ilişkisini münhasıran cezaî şart ödenmesi yönünde de belirleyebilirler. Eğer taraflar, alacaklının hangi haklara sahip olacağı konusunda herhangi bir anlaşma yapmamışlarsa, kanun hükümleri (TBK m.179-180)…
4. Karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü halinde seçimlik cezaî şartın istenebilmesi için, alacaklının, TBK m.125’de yer alan seçimlik haklarından biri olan ifadan vazgeçerek, müspet zararın tazminini isteme hakkını kullanması gerekmektedir. Daha sonra tazminat hakkı ile cezaî şart arasında seçim yapmalıdır. Buna karşılık diğer iki seçimlik hakkı olan ifa ile birlikte gecikme
5. Seçimlik cezaî şart halinde, seçim beyanının hukuki niteliği de tartışmalıdır. Bu tartışmada üç farklı görüş ileri sürülmektedir. Bu görüşlerden hangisinin savunulduğunun önemi, özellikle asıl sözleşmeden doğan borcun imkânsızlaşması halinde ortaya çıkmaktadır. Bu tartışmada kanaatimiz ise seçim beyanının hukuki niteliğinin seçimlik borç ya da seçimlik yetki olmadığı, bununla birlikte seçim hakkı görüşünün daha isabetli olduğu yönündedir. Zira seçimlik cezaî şartta, cezaî şart muaccel olduktan sonra, asıl sözleşmenin ifası ve cezaî şart birbirinden bağımsız edimlere dönüşmektedir. TBK m.179/1’in lafzı da açıktır ki, alacaklı iki edim arasından seçim yapmakla “yükümlü”…
6. TBK m.179/2’de yer alan düzenlemeye göre, borçlunun borcunu belirlenen zamanda veya yerde yerine getirmemesi halinde, alacaklı hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezaî şartı “kümülatif”…
7. Taraflar, borca aykırılık halinde borçlunun, münhasıran cezaî şart ödemesini…
8. Cezaî şart bakımından yargı kararlarına da sıklıkla konu olan en önemli husus miktarının aşırı belirlenmesi halidir. Nitekim TBK m.182/1 uyarınca taraflar, cezaî şart miktarını serbestçe belirleyebilirler. Bu nedenle henüz sözleşme kurulurken kararlaştırılan cezaî
9. Hâkimin aşırı miktardaki cezaî şartı indirme yetkisi bakımından TTK m.22’de tacirler için istisna tanınmıştır. Fakat Türk Ticaret Kanunu’ndaki hükme rağmen doktrinde ve yargı kararlarında, cezaî şartın tacirin ekonomik mahvına neden olacak derecede yüksek olması halinde, hâkimden indirim talep edilebileceği savunulmaktadır. Bununla birlikte tacirin ticari kişilik hakkını zedeleyecek oranda yüksek cezaî şart belirlenmesi halinde, hukuki sonuç olarak TBK m.27/2 mi yoksa TBK m.182/3 mü uygulanmalı konusu önem arz etmektedir. Kanaatimizce tacir bakımından cezaî şartın miktarının aşırılığı halinde, ahlaka aykırılık maddesi olan TBK m.27 dayanak alınmamalıdır. Böylelikle tacir olmayanlar için TBK m.182/3 uyarınca hâkim, aşırı miktardaki cezaî şartı tamamen ortadan kaldıramayıp sadece indirim yapabilecekken; basiretli olması gereken tacir için TBK m.27/2’ye dayanarak cezaî şart ödeme borcundan kısmen ve hatta tamamen muaf tutacak bir sonuca varılmamış olacaktır. Dolayısıyla cezaî şartın miktarının tacirin ekonomik olarak mahvına neden olacak oranda olup olmadığı, TBK m.182/3 uyarınca hâkimin indirim yetkisini kullanırken “tarafların ekonomik durumları”…
10. Hâkim, cezaî şartın aşırı olup olmadığını takdir etme yetkisine sahiptir.…
11. Cezaî şart miktarının aşırılığının tespiti bakımından genel ve soyut ölçütler…
12. Sözleşme kurulurken miktarı belirlenen cezaî şartın, muacceliyet anında aşırı olduğu tespit edilebileceği gibi, ortaya çıkan zarara nazaran az hesaplanmış olması da mümkündür. İşte cezaî şartın, ortaya çıkan zarardan az belirlenmiş olması haline yönelik olarak kanunda bir düzenleme öngörülmüştür. Cezaî şart miktarını aşan bir zarar ortaya çıkmışsa alacaklı, TBK m.180/2 uyarınca bu zararın
13. Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girdikten sonra, İş Hukuku’nda cezaî şart kavramının incelendiği bir çalışmada, iş sözleşmesinde genellikle genel işlem koşulu olarak düzenlenen cezaî şartın geçerliliği konusunun ele alınması bir zorunluluk haline gelmiştir. Zira genel işlem koşulları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20 ila 25. maddelerinde tüm özel hukuk ilişkilerini kapsamına alacak nitelikte açık bir düzenlemeye kavuşmuştur. İş Kanunlarında özel bir düzenleme yer almadığından, İş Hukuku’nda genel işlem koşulu niteliği taşıyan tip iş sözleşmeleri, iç yönetmelikler ve işyeri uygulamaları da bu düzenlemenin kapsamına girmektedir. Türk Hukuku’nda, tip iş sözleşmesi içinde düzenlenen cezaî şart, genel işlem koşulu denetimine tâbidir. Genel işlem koşullarının denetlenmesinde, Türk Hukuku’nda üç aşamalı bir denetim süreci öngörülmüştür. İlk aşama olarak öngörülen yürürlük denetimi, TBK m.21 ve m.22’de düzenlenmektedir. Bu aşamada genel işlem koşullarının sözleşme içeriğine dâhil olup olmadığı incelenmektedir. TBK m.21 ve 22’de öngörüldüğü üzere bu aşamayı geçemeyen genel işlem koşulları, yaptırım olarak yazılmamış sayılacaktır. TBK m.23’de yer alan yorum denetiminde, yürürlük denetimi sonucu sözleşmenin içeriği haline geldiği tespit edilen genel işlem koşulunun, açık ve anlaşılır olup olmadığı veya birden çok anlama gelip gelmediği ele alınmaktadır. Eğer genel işlem koşulu açık veya anlaşılır bulunmazsa, düzenleyenin aleyhine yorumlanmaktadır. TBK m.23’deki yorum denetimi sonucu, genel
