Av. Fatih Işık: Merhaba, Avukat Fatih Işık. Ben önce Sibel Hoca’mın bahsettiği bir konuda katkıda bulunmak istiyorum hocam. Londra tahkim mahkemesi, Paris tahkim mahkemesi bir karmaşıklığı var dediniz bir kararda. Biz o karara Yargıtay’da ilk bozulduktan sonra taraf olduk. Orada şöyle bir durum var. Türkçe’sinde şöyle bir ifade var. İngilizcesini hiç hatırlamıyorum şimdi. Uluslararası Tahkim Mahkemesi Londra demiş. Biz tarafların neyi kastettiğini anlamadık. LCIA’yi mi kast ediyor yoksa ICC Londra mı diyor? Onu tam anlayamadık. Mahkeme de çok anlayamadı ama orada “terms of reference” var. O zaman kadar sunulmamış bir şey aslında taraflar ICC Paris olarak ve terms of reference yapmışlar ama Yargıtay’dan gelene kadar o sunulmamış dosyaya. Ondan sonra da biz sunduğumuzda Yargıtay tahmin ettiğim kadarıyla sonrada sunulduğu için kabul etmediler. Ve oradaki problem oradan çıkıyor aslında. Dürüstlük kuralına daha gelmeden, tarafların sunduğu bir belge geç sunulduğu için tenfiz talebi reddedildi. …
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
TARTIŞMALAR
Prof. Dr. Bahadır Erdem: Biz de sevgili Profesör Hatice Kocasakal’a teşekkür ediyoruz. Doğrusu benim için oldukça ilgilendiğim bir tebliğ oldu. Herhalde sizler de benimle aynı fikirleri paylaşacaksınız. Şimdi sorularınıza açığız. Sorusu olan var mı? Arkada ilk parmak kaldıran arkadaşımıza söz verelim.…
Benim bir sorum, şimdi sormak istersem hocam. Bu yetki meselesinde ben de bir yüksek lisans tezi sırasında çalışmıştım. Orada Hatice Hoca’nın da bahsettiği kamu düzen, Fransa’nın özellikle vurguladığı uluslararası kamu düzeni ve genel hukuk kaidelerine aykırılığı göz önüne alıyorlar ve diyor ki tahkim artık uluslararası bir yapılanmadır, tahkimde yerel hukuk kurallarına bağlı kalmadan tarafların iradesine göre eğer uluslararası kamu düzenine aykırı değilse bu tarzda yetki itirazları kabul edilmemelidir diyor. …
Bizim hukukumuzda gerçi madde 30 var, ancak tahkim yargılamasında kullanılabilir mi? Tahkim yargılamasında Türk hukuku uygulanacak dersek bu kural sizce uygulanabilir mi? Yani uluslararası kaidelere aykırıdır bu yetki…
Prof. Dr. Sibel Özel: Teşekkürler. Hatice hoca da söyledi. Fransa’nın yapısı biraz farklı. Fransa’da mahkeme taraf iradesine en yüksek derecede yer vererek kararlarını veriyor. Ve örnek de olmak istiyor. Ama bazı noktalarda ben Fransız mahkemelerinin görüşüne, Fransız doktrinine katılamıyorum. Çünkü burada artık zaten milletlerarası tahkim kanunları taraf iradesine çok geniş çapta yetki veriyor. Yani tahkim yeri usul hukuku kuralları da New York sözleşmesi de taraf iradesine sonuç bağlıyor. O usul kuralları emredici kurallara aykırı olmamak kaydıyla başka bir usul hukuku seçilmesine de izin veriyor. Yani taraf iradesi birçok noktada hem tahkim sözleşmesinin geçerliliğinde hem de usul hukuku kurallarının seçiminde en üst noktada. …
Dolayısıyla buradan da baktığımızda temsilcinin, vekilin, özel yetkisine ilişkin ulusal kısıtlamaların tahkimde yeri yoktur yaklaşımı devreye giriyor. Ama bunun gerekçesini iyi ortaya koymak benim için önemli. Aslında bunu her şey için söyleyebilirsiniz. Eskiden floating hakem kararı yani hiçbir ülkeyle teması olmayan yüzen hakem kararı savunuluyordu. Ama gördük ki aslında yüzen hakem kararı diye bir karar yok. Az veya çok her hakem kararının mutlaka çıpayı attığı bir ülke hukuku var. …
Orada Hatice Hoca da çok güzel açıkladı. Yani Fransız mahkeme kararlarının ya da Fransız doktrininin vardığı sonuca biz ayaklarımız sağlam basarak da varabiliyoruz.…
Çünkü hukukta şu önemli ben de o görüşteyim: Yetkiyi nereden alıyorsunuz? Yani ilahi hukuk bile yetkiyi en azından tanrısal yerden aldığını, peygamberler aracılığıyla aldığını iddia ediyor. Ama her durumda yetkiyi bir yerden almamız gerekiyor bizim. Peki burada mahkeme bu söylemlerinde yetkiyi nereden aldığı sorusuna cevap vermiyor. Yani uluslararası tahkim uygulaması böyle, uluslararası tahkim mantalitesi böyle diyor. …
Bu görüşüne katılabilirsiniz. Ama benim izlenimlerim modern milletlerarası tahkim kanunlarında ve yine tahkim uygulamasında bu görüşün artık demode olduğu yönünde. Yani milletlerarası tahkim kanunları zaten olabilecek en üst safhada tahkim iradesine değer biçmiş, onun dışında da mahke
Şimdi sizin sorunuza geldiğimizde bana göre de New York Sözleşmesi ehliyet bahsinde tarafların ehliyetine uygulanacak hukuk diyerek, onun bağlama noktasını vermiyor. Yani tenfiz hakimine bırakıyor, dolayısıyla tenfiz hakimi bağlama noktalarını kendi hukukuna göre belirlemiş olacak. …
Ama bizim Yargıtay ne yapıyor? Borçlar kanunu 388’i uygulanacak hukuk sorusunu hiç sormadan direkt uyguluyor. Doğrudan uygulanan kural gibi de yorumlayamayız. Çünkü bu iş doğrudan uygulanan bir uyuşmazlık çözümü değil. Bu bir tenfiz davası. Dolayısıyla tenfiz davasında tenfiz hakimi kendi bakacağı bağlama noktalarını kendisine verilen yetkiyle görmeli ki o bizim hukukumuz oluyor. İster istemez tenfiz hakimi kendi kanunlar ihtilafı kuralını uygulayacak. O yüzden ben 30. Maddeye gelmek mecburiyetinde kaldım. Uyuşmazlığı vasıflandırdığımızda temsil statüsü dediğimizde, o zaman temsil statüsüne uygulanacak hukuku bulmamız gerekiyor. MÖHUK madde 30 fıkra ikiye göre uygulanacak hukuk Türk hukuku mu değil mi karar vermiş oluruz. O yüzden tebliğimde de örneğini verdim. Türk avukat tarafından İngiltere’de tahkim sözleşmesi imzalanmışsa artık İngiliz hukukunun uygulanması gerekiyor. Ama İngiliz avukat Türkiye’de bu sözleşmeyi imzalamışsa o da Türk hukukuyla bağlı kalmış olacak. Burada yapılacak tek şey belki hukukçuların biraz daha hukuku araştırıp nerede sözleşme yaparlarsa ya da temsil yetkisini nerede kullanıyorlarsa, sonuçları ne olacak sorusuna iyi yanıt aramalarıdır. Yani hukuku bilmiyordum mazereti tabii ki olmaz. Sadece biraz daha araştıracaklar ve sonuçların ne olacağını ona göre belirlemiş olacaklar. Teşekkür ederim.…
