Gerçekten, ilk kez Domaniç (7) 1978 yılında yayımladığı kitabında "... belli bir sermaye ile kurulan şirkette tanınan kurucu hisselerine isabet edecek kâr payı, sadece bu sermaye ile elde edilecek kârın-bir kısmı olabileceğinden, artırılan sermayeye isabet edecek kârdan kurucu hisselerine pay ayrılmaması icabeder. Hatta, kurucu hisseleri, sadece kuruluşta veya sermaye artırımlarında tanınabileceğinden, evvelce kabul edilmiş kurucu hisselerine, daha sonra
Ülgen de benzer bir düşünceyi ileri sürerken şu gerekçelere dayanmıştır :…
Herşeyden önce TTK düzeninde kurucu intifa senetlerinin doğrudan doğruya kârın belirli…
İkinci olarak, kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim ortaklık arasında bir sözleşme…
Üçüncü olarak, sermaye artırımında da kurucu intifa senedi verilebileceğini kabul…
Kaldı ki, kurucu intifa senetlerinin ilk kuruluş sermayesi ile sınırlı olmadığı kabul…
Kâra katılma hakkı tanınan kurucuların kendiliğinden ve artan sermaye kazançlarından…
Altıncı olarak, intifa senedi sahipleri ile anonim ortaklık arasındaki ilişki bir…
Nihayet kurucu intifa senedi sahiplerine artan sermayenin sağlayacağı kârlardan pay…
Yukarıdaki gerekçelerle Ülgen (8) ilk sermayeden başlamak üzere, her sermaye artıranının bir dilim (tertip) oluşturacağını, kâra katılmaya ilişkin intifa haklarının kapsamının ait olduğu tertiple sınırlı bulunduğunu, TTK. m. 298’de yeralan % 10’luk…
Domaniç de 1988 yılında yayımladığı TTK. Şerhi’nde (9)…
Yazara göre, TTK. m. 298’e dayalı kurucu haklan, kurucuların kuruluş hizmetlerinden…
İkinci olarak sözleşmelerin genel kuralları arasında yeralan BK. m. 19, 20, 24 ve…
Üçüncü olarak ilk kurucular, hiç bir hizmetleri, hatta haberleri dahi olmaksızın…
Bunun yanı sıra uygulamada bir çok kurucu hakkının TCK, nun 503. maddesi anlamında…
