Konu: “Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2018)”
Yüksek Planlama Kurulunca;
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 01/07/2015 tarihli ve 4320 sayılı yazısı ile Kalkınma Bakanlığının 17/04/2017 tarihli ve E.2766 sayılı yazısı dikkate alınarak; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinatörlüğünde üniversite, özel sektör, kamu kurum ve kuruluşları, nanoteknoloji alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve araştırma merkezlerinin temsilcilerinin görüşleri alınarak hazırlanan ekli "Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2018)"nın kabulüne, karar verilmiştir.
Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2018)
GİRİŞ
Nano kelimesi teknik bir ölçü birimi olarak kullanılmakta ve herhangi bir Ölçünün milyarda biri anlamını taşımaktadır. Nanometre, 1 metrenin milyarda biri ölçüsünde bir uzunluğu ifade etmekte ve yaklaşık 7 atomun ardarda dizilimi olarak temsil edilebilmektedir. Nano ölçekte incelenen malzemelerin; manyetik, optik, elektriksel, kimyasal, termal ve mekanik özellikleri önemli ölçüde değişmektedir.
Nanobilim, 0,1 nm ile 100 nm ölçekleri arasında, moleküler ve mikron boyutlarında maddenin manipülasyonu ve karakterizasyonuyla ilgilenen; fizik, kimya, biyoloji, elektronik ve malzeme gibi bilim dallarınında nanoölçekte yapılan bilimsel çalışmaların bir araya gelmesiyle oluşan bilimdir. Uygulamaya yönelik nanobilime ise nanoteknoloji denmektedir. Nanoteknoloji, boyutları 0,1 nm ile 100 nm arasında olan yapıların ticari bir amaca hizmet edebilecek şekilde işlenmesi, ölçümü, modellenmesi ve düzenlenmesi ile bu ölçekteki araştırmaları ve teknolojik gelişmeleri içerir. Başka bir ifadeyle, malzemelerin ya da sistemlerin nanoölçekteki tasarım, karakterizasyon ve uygulamaları nanoteknolojinin kapsamına girmektedir. Ayrıca nanoteknoloji, mikro ve makro ölçekli dünyalar arasında bir köprü kurmayı amaçlamaktadır.
Günümüzde bilim, teknoloji, Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge), yenilikçilik ve girişimcilik; sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyümenin lokomotifi olarak kabul edilmektedir. Bu faaliyetler, modem ekonominin en temel yol göstericileridir. Ayrıca bilimsel araştırmaların sanayiye aktarılmasıyla küresel kalkınmanın düzenli ve sürekli hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Gelecekte bilim ve teknoloji politikalarını ve ekonomileri büyük ölçüde etkileyeceği düşünülen nanoteknoloji, 21. yüzyılın en önemli teknolojilerinden biri olarak görülmektedir. Bundan dolayı gelişmiş ülkeler, nanoteknoloji alanındaki bilimsel çalışmaları ve bunun sanayiye yansımalarını, teknoloji transferini, teknolojinin yayılmasını, kullanılmasını ve özümsenmesini desteklemekte ve geliştirmeye çalışmaktadır. Tüm bu çalışmaların ana hedefi; daha az malzeme ve enerji kullanılarak daha dayanıklı, daha hafif ve daha hızlı yapıların üretilmesiyle toplumun yaşam kalitesini yükseltmektir.
Nanoteknoloji alanında yapılan çalışmalara, 1970’li yıllarda başlanmış olup 1980’li yıllarda atomik kuvvet mikroskobu ve tarama tünelleme mikroskobunun bulunmasıyla çalışmalar hızlanmıştır. Temel araştırmaları, uygulamalı araştırmalar takip etmiş ve 2000’li yıllardan itibaren piyasada nanoteknoloji ürünleri yer almaya başlamıştır. Nanoteknolojinin kullanım alanlarına bakıldığında elektronikten bilgisayara, tıptan savunma sanayine, tekstilden eczacılığa kadar hemen hemen bütün sektörleri içerdiği görülmektedir.
Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için yapılabilecek atılımda, maliyet ekonomisinden bilgi ekonomisine geçişi sağlayacak önlemler alınarak Ar-Ge ve yüksek teknolojiye dayalı üretim anlayışının ekonomide yerleşik hale getirilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Bunun gerçekleşebilmesi için nanoteknoloji, biyoteknoloji ve yazılım gibi tüm sektörleri ilgilendiren ve olumlu yönde etkileyen teknolojilere önem verilmesi gerekmektedir.
Nanoteknoloji alanının taşıdığı öneme dayalı olarak ortaya konan Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı; üniversite, özel sektör, kamu kurum ve kuruluşları, nanoteknoloji alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve araştırma merkezlerinin temsilcilerinin görüşleri alınarak hazırlanmıştır.
1. NANOTEKNOLOJİDE MEVCUT DURUM
1.1. Dünyadaki Mevcut Duruma
Uluslararası rekabetin artması sonucu yüksek katma değerli ürünlere olan ihtiyacın artmasıyla birlikte bilim ve teknolojiye dayalı yeni fikir ve buluşlar ile teknolojik fikirlere sahip girişimcilerin desteklenmesi, Ar-Ge bilincinin yaygınlaştırılması, Ar-Ge kapasitesinin artırılması ve yenilikçi faaliyetlerin teşvik edilmesi ulusal ekonomilerin öncelikli politikaları haline gelmiştir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, nanoteknoloji; dünya çapındaki sosyoekonomik faydaları, yeni iş olanakları oluşturma potansiyeli ve yüksek katma değerli tüketim malları üretilebilmesi açısından gelişmiş ülkelerin politika ve stratejilerinde önemli yer tutmaktadır.
Gelişime açık bir alan olan nanoteknolojinin önemini fark eden ve ileride devletlerarası güç dengesini belirleyeceğini düşünen pek çok ülke bu alanda çok büyült Ar-Ge yatıranları yapmaktadır. Nanoteknoloji alanında önemli projeleri hayata geçiren Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bu anlamda diğer ülkelere öncülük edecek birçok Ar-Ge yatırımı gerçekleştirmiştir. Nanoteknolojinin elektronik, tıp, malzeme, savunma gibi birçok endüstriyel alanı yakından ilgilendirmesi ve katkı sağlaması sebebiyle Japonya, Almanya ve Fransa gibi diğer gelişmiş ülkeler de, nanoteknolojiyi öncelikli alan olarak ilan etmiş ve bu alanda yapılan Ar-Ge çalışmalarına önemli miktarda bütçe ayırmaya başlamıştır. Özellikle Almanya ve Fransa bu alanda Ar-Ge merkezleri kurulması ve projelerin geliştirilmesini desteklemektedir.
Giderek günlük yaşamın bir gerçeği haline gelen nanoteknoloji kullanılarak üretilen ürünler, piyasada satılmaya başlamıştır. Örneğin Amerikan otomotiv üreticileri, nanotüpler vasıtasıyla güvenliği artırılmış yakıt ünitelerini uzunca bir süredir kullanmaktadır. Güney Kore ise nanoteknolojinin mikroelektronik alanına yoğunlaşmıştır. Benzer şekilde, elektronik, tekstil endüstrisi gibi değişik nanoteknoloji uygulamaları geliştirilerek yüksek katma değerli ürünler ortaya çıkarılmaktadır.
Ülkeler, nanoteknoloji konusundaki ulusal çalışmaları yönlendirmek üzere çeşitli kurumsal yapılanmalara gitmekte ve kalkınma planlarında nanoteknolojiye önemli bir yer ayırmaktadır. Nanoteknoloji araştırmaları alanında başı çeken ABD, 2000 yılında Ulusal Nanoteknoloji Girişimini (NNI) kurarak örgütlenme alanında da öncü olmuştur.
Nanoteknoloji, Avrupa Birliği’nde ilk olarak 4. Çerçeve Programı ile desteklenmeye başlanmış ve bütçesi devamlı artırılmıştır (Cordis Nanotechnology, 2011). 2014 yılına gelindiğinde ise, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)’ne üye ülkeler (Avustralya, Avusturya, Belçika, Kanada, Şili, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Macaristan, İzlanda, Hindistan, İrlanda, İsrail, Japonya, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda, İsveç, İngiltere ve ABD) nanoteknoloji alanında planlı büyüme için strateji belgeleri hazırlamıştır.
1.1.1. Ar-Ge Harcamaları
Pek çok ülkede nanoteknolojinin öneminin erken kavranmasından dolayı bu alana oldukça yüksek bütçe ayrılmış ve nanoteknoloji bu ülkeler için temel öncelikler arasına alınmıştır. 2004 yılında 8,6 milyar ABD Doları olan dünya geneli nanoteknoloji Ar-Ge harcamaları, 2010 yılında 13,8 milyar ABD Doları’na yükselmiştir (Palmberg, 2009). 2014-2020 yılları arasında ise sektörün, % 16,5 büyüme göstereceği öngörülmektedir. Bu sebeple, değişen piyasa koşullarına ve değişen teknolojiye ayak uydurmak zorunda olan dünyanın gelişmiş ülkeleri nanoteknoloji Ar-Ge harcamalarını, artırmaktadır. Avrupa Birliği, Horizon 2020 çerçevesinde, nanoteknolojiye ayrı bir önem vermekte ve nanoteknolojinin de içinde bulunduğu ‘Kolaylaştırıcılar ve Endüstriyel Teknolojiler” İçin 13 milyar Avro’nun üzerinde bütçe ayırmaktadır.
Kaynak: OECD, 2016
Şekil 1. Ülkelerin Toplam Nanoteknoloji Ar-Ge Harcamaları ve Özel Sektör Harcamalarının Toplam İçindeki Yüzdesi (2016) (Milyon ABD Doları)
Ülkelerin günümüze kadar toplam nanoteknoloji Ar-Ge harcamaları (Şekil 1) incelendiğinde; ABD’nin bu konuda öncü bir rol oynadığı görülmektedir. ABD’nin 2014 yılında sadece NNI için ayırdığı bütçe 1,7 milyar ABD Doları’dır. ABD’yi takip eden diğer Ülkeler ise Güney Kore, Almanya, Japonya, Fransa ve Rusya Federasyonudur, Ayrıca, Rusya kurduğu Rusya Nanoteknoloji Birliği (RUSNANO) sayesinde nanoteknoloji konusunda yükselen değer olmuştur, RUSNANO tarafından nanoteknolojiye ayrılan bütçe 2015 yıkıda 1,5 milyar ABD Doları’na ulaşmıştır. Avrupa Birliği'ne üye ülkeler incelendiğinde, Almanya ve Fransa’nın Ar-Ge harcamaları bakımından, diğer AB ülkelerinden ayrıldığı görülmektedir. Uzakdoğu’da ise, Güney Kore, Çin ve Japonya ön plana çıkmaktadır. Son yıllarda yoğun Ar-Ge çalışmaları gerçekleştiren Güney Kore’de nanoteknoloji çalışmaları için bilişim, iletişim ve enerji sektörleri ön plana çıkmaktadır. Çin’de ise bu alandaki Ar-Ge çalışmaları savunma sanayii alanında yoğunlaşmıştır. Ayrıca ekonomisinin temeli elektronik sektörüne dayanan Japonya’da nanoteknoloji ulusal strateji kapsamında desteklenmektedir.
Ülkemiz 2003-2011 yılları arasında nanoteknoloji araştırma merkezlerine 244 milyon ABD Doları tutarında yatırım yapmıştır. Bu miktar, yıllık yaklaşık olarak 30 milyon ABD Dolarına denk gelmektedir. Bunun yanı sıra, nanoteknoloji projeleri ve firmaları kamu tarafından desteklenmektedir. Ancak, toplam destek tutarlarının OECD ortalamasının altında olduğu görülmektedir (DPT, 2010).
1.1.2. Ülkelerin Nanoteknoloji Stratejileri
Nanoteknoloji alanında çalışmalar yürüten ülkeler incelendiğinde; ABD’nin biri 2004 ve diğeri 2011 yıllarında olmak üzere iki adet stratejik plan yayımladığı görülmektedir. Bu stratejik plan en son 2014 yılında NNI tarafından güncellenmiştir. Bu belgede NNI’nın vizyonu ‘Teknoloji ve sanayide devrim yapılmasını sağlayacak şekilde, maddeyi nano ölçekte anlama ve kontrol edebilme kabiliyeti olan bir gelecek” olarak belirlenmiştir. Bu vizyona göre NNI; sorumlu ve sürdürülebilir ekonomik faydalar sağlamak, hayatın kalitesini artırmak ve ulusal güvenliği geliştirmek için nanoteknolojinin keşfini, gelişimini ve yayılımını hızlandıracaktır.
Japonya 1990’lı yıllarda yaşadığı krizden sonra ülkenin hızlı gelişiminin ancak bilim ve teknolojiden daha fâzla yararlanmak suretiyle olabileceğini kararlaştırmış ve bu alanda beş yıllık politikalar hazırlamaya başlamıştır. Bu politikalardan ikincisi olan ''II. Bilim ve Teknoloji Temel Planı 2001-2005” belgesinde dört adet öncelikli alan belirlenmiş ve bunlardan bir tanesinin nanoteknoloji ve malzeme bilimi/teknolojisi olması kararı alınmıştır. Japon hükümetinin açıkladığı üçüncü politika planı olan “III. Bilim ve Teknoloji Temel Planı 2006-2010” belgesinde ise, bu alanda daha yüksek performans elde edilebilmesi için ne yapılması gerektiği üzerinde durulmuştur.
Nanoteknoloji ile üretilen yenilikçi ürünlerin mevcut sektörlere tanıtılması ve yeni sektörlerin oluşturulmasına teşvik edilmesi Avrupa Birliği’nin temel amaçlarındandır. Bu kapsamda, Avrupa Birliği’nde Horizon 2020 programıyla beraber, Nanoteknoloji Stratejisi hazırlamak üzere farklı nanoteknoloji alanlarında faaliyet gösteren Avrupa Teknoloji Platformları beklenmiştir. Daha sonra bu platformlardan NANOfutures Avrupa Ortak Teknoloji Platformu-ATP oluşturulmuştur. Bu platform bir 7. Çerçeve Programı koordinasyon ve destek eylemi projesi üzerinden desteklenerek, 2012 yılı içerisinde yol haritası belgesini hazırlamaya başlanmıştır. İki yıl süren bu proje sonucunda NANOfutures 2014-2020 Nanoteknoloji Yol
Haritası, ortaklaşa bir şekilde hazırlanmıştır. Bu belge ile daha çok akademi ve sanayiye yönelik bir yol haritası ortaya konması amaçlanmıştır.
Avrupa Birliği ülkelerinden nanoteknoloji çalışmalarına en erken başlayan ülke, Almanya’dır. Almanya, rekabet edebilirliğini sürdürebilmek için Ar-Ge ve yeniliğe büyük önem vermiş ve nanoteknoloji potansiyelini her alanda kullanabilmek için “2015 Nanoteknoloji Eylem Planı” hazırlamıştır. Bu kapsamda nanoteknolojinin bütün yönleriyle güvenli sürdürülebilir ve başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için bir platform oluşturmuştur (Federal Ministry of Education and Research BMBF, 2011).
Rusya, hammadde ithalatına olan bağımlığını azaltmak için nanoteknolojiyi stratejik sektörlerden biri olarak tanıtmış ve nanosanayiyi desteklemek için 11 milyar ABD Doları tahsis etmiştir. Rusya’da nanoteknoloji alanında, ticari gelişmeyi gerçekleştirmek için kurulan RUSNANO’nun görevi; nanoteknoloji merkezlerinin mükemmelliğini, iş inkübatörlerini ve erken faz yatırım fonlarını içeren nanoteknolojik altyapıyı inşa etmek olarak belirlenmiştir. RUSNANO yatırım projelerini gerçekleştirmek için gerekli olan bilimsel ve eğitimle ilgili programları gerçekleştirmekte ve bunun yanı sıra nanobilim ve nanoteknolojinin tanıtılmasında önemli rol oynamaktadır. RUSNANO’nun 2015 yılı itibariyle ülkede 29 milyar ABD Doları değerinde ürünü piyasaya sürebilecek nanosanayi oluşturabileceği düşünülmektedir. Hükümet bu hedefi başarabilmek için 2008-2015 yıllan arasında nanoteknolojiye önemli miktarlarda bütçe tahsis etmiştir (Swiss Business Hub Russia, 2011).
Güney. Kore’de nanoteknoloji, hükümet düzeyinde ilk olarak “Kore Ulusal Nanoteknoloji Geliştirme Planları” ile benimsenmiştir. 2001 yılında nanoteknolojide bir Ar-Ge tabanı kurmak için ilk plan hazırlanmıştır. Beş yıl sonra nanosanayi oluşturmak için ikinci plan hazırlanmıştır. Ekim 2010’da Üçüncü Kore Ulusal Nanoteknoloji Geliştirme Planı üzerine halka açık bir oturum yapılmış ve son on yılın başarılan değerlendirilmiş ayrıca gelecek on yılın hedefi duyurulmuştur (Öztürk, S., 2013).
1.2. Türkiye’deki Mevcut Durum
Nanoteknoloji alanında dünyadaki gelişmelerin ışığında, ülkemizde de bu alanda başlatılan çalışmaların genişletilip çeşitlendirilerek sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, geleceğin teknolojisi olarak kabul edilen nanoteknoloji alanında mevcut gelişmeleri yakalamak, çeşitli ulusal programlar ve yatırımlar ile bu teknolojide rekabet edebilecek düzeye gelmek hedeflenmektedir. Diğer bir önemli amaç ise, gerek kamu kurum ve kuruluşları gerekse özel sektör kuruluşlarınca üniversitelerde yapılan akademik çalışmalardaki gelişmeleri takip ederek üniversitelerle eşgüdümlü bir şekilde çalışılıp nanoteknolojinin geliştirilmesi için gerekli adımları atmaktır.
Nanoteknoloji alanındaki teorik ve deneysel olarak yapılan bilimsel çalışmalar, ülkemizde 2000 yılından itibaren başlamıştır. O yıllardan bu yana nanoteknoloji alanında yapılan çalışmalar, önemli ve kritik olan yeni uygulamalara kapı aralamakla kalmayıp ülkemizdeki eski teknolojilere de yeni bir bakış açısı getirmiştir.
Nanoteknoloji, bilinen diğer teknolojilere kıyasla daha fazla bilimsel araştırmalara gereksinim duymaktadır. Bu da, ülkemizde son yıllarda uygulanan Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği çalışmalarının, nanoteknoloji alanındaki bilimsel gelişmelerin Ar-Ge çalışmalarına uygulanabilirliği açısından önemini artırmaktadır. Bunun yanında, yüksek teknoloji ürünlerin uluslararası rekabette belirleyici bir faktör olması da nanoteknolojiye duyulan gereksinimi ve bu alanda yapılacak olan çalışmaların stratejik önemini yükseltmektedir. Bundan dolayı, Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği çerçevesinde nanoteknoloji alanındaki akademik çalışmalar takip edilerek üst seviyede yüksek teknoloji ve katma değeri yüksek ürün ve hizmet geliştirmek temel amaçlardan biri olmuştur.
Dünyadaki gelişmeleri takip etmek ve uluslararası standartları yakalamak için bu alandaki disiplinlerarası işbirliğini güçlendirmek gerekmektedir. Çok geniş bir yelpazeye yayılmış uygulama potansiyeli ile nanoteknoloji disiplinlerarası bir alan özelliği taşımaktadır. Bu özelliği ile nanoteknoloji alanındaki gelişmelerin tüm sektörlere uygulanabilir olduğu söylenebilir. Bu kapsamda, nanoteknolojinin diğer bilimlerde uygulama alanları aşağıdaki şekilde açıklanmaktadır.
Elektronik ve Bilgisayar Teknolojileri: Malzemelerin elektronik özelliklerinin bilinen klasik fizik kanunlarından ziyade, kuantum fiziği kanunlarına uyacak şekilde boyutlarının nanometre mertebesinde olması gerektiği düşünülmüştür. Buna göre, elektronik araçların nanometre ölçeklerinde elde edilmesi ile sistemlerin İşlem güçlerinin ve kapasitelerinin arttığı gözlenmiştir. Ayrıca nanoteknoloji kullanımı ile üretilen kuantum bilgisayarları da işlem gücünü oldukça artırmaktadır. Bu anlamda nanoteknoloji bilgisayar ve iletişim alanlarında anahtar rol oynamaktadır.
Havacılık ve Uzay Araştırmaları: Bu alanda yapılan araştırmaların en büyük sıkıntısı, çok maliyetli olmasıdır. Kullanılan malzemelerin ağırlığı maliyetlerin de yüksek olmasına neden olmaktadır. Nanoyapılı malzemelerin; daha hafif, daha sağlam ve sıcağa karşı daha dayanıldı olmaları bu alanda kullanılması için tercih sebebi olmuştur. Nanoteknoloji alanında yapılan çalışmalar ile malzemelerin ağırlıkları ve dolayısıyla maliyetlerinin düşürülmesi sağlanmıştır.
Tıp Araştırmaları: Hücre, nanoteknobjinin doğadaki İşlevsel karşılığı olarak düşünülebilir. Nanoteknobjinin tıp alanında uygulamaları, insan sağlığı için büyük bir yarar sağlamaktadır. Kanserli dokuların yok edilmesinde veya büyümesinin engellenmesinde nanopartiküller kullanılmaktadır. Ayrıca, ilaçların nanorobotlar sayesinde ihtiyaç duyulan bölgeye taşınabilmesi ile sadece hastalığın olduğu hücreler yok edilerek ilacın vücuttaki yan etkileri azaltılabilmektedir. İnsan vücudu içinde hareket eden teşhis araçları ve kemik doku hasarlarında kullanılan implant kaplamaları nanoteknotajinin tıp alanındaki uygulamalarındandır. Bu şekilde, nanoteknoloji ile birlikte tıbbi cihazların kalitesi, güvenliği ve etkinliği de artırılmaktadır.
Malzeme Bilimi: Nanoölçekte malzemelerin daha hafif ve daha sağlam olması nedeniyle üretim aşamasında bu malzemelerden az miktarda kullanılması ve daha az enerji gereksinimi, dolayısıyla maliyetin düşmesini sağlamaktadır. Çizilmeye karşı direnç ve kendi kendini temizleyebilme özelliklerinden dolayı nanoölçekte boyalar kullanılarak geliştirilen baskı yöntemleri, nanoyapıda metal, seramik ve polimer malzemeler nanoteknolojinin malzeme bilimi alanındaki uygulamalarındandır.
Çevre ve Enerji: Nanoteknoloji; enerjinin verimi kullanılması, depolanması ve üretilmesi konularında son derece büyük öneme sahiptir. Bu bağlamda, hammadde ve enerji kullanımının azaltılarak daha temiz -sürdürülebilir- üretime katkıda bulunulması temel amaçlardan biridir. Bu şekilde, çeşitli kaynaklardan gelen atıkların önlenmesi ve daha az atık üreten, çevre dostu üretim sistemleri geliştirilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca doğal dengeyi bozan küresel ısınmaya çare olacağı düşünülen nanoteknoloji, yenilenebilir enerji kaynakları açısından umut vaat etmektedir.
Biyoteknoloji ve Tarım: Nanoteknoloji sayesinde tarımsal ürünlerin mutasyona uğrayarak yeni ve farklı özelliklerde tarımsal ürünlerin geliştirilmesi sağlanacaktır. Yeni ilaçlar, gübre, hastalık direnci yüksek bitki ve hayvanlar, nanoteknolojik çalışmalar ile hayatımıza girmekte ve dolaylı olarak sağlık sektöründeki gelişmelere de katkı sağlamaktadır.
1.2.1. Üniversiteler ve Araştırmacı Sayısı
Disiplinlerarası bir yaklaşım gerektiren nanoteknolojinin tarımdan mühendisliğe, tıptan elektroniğe, tekstilden uzaya birçok alandaki araştırmacılar bu alana ilgi duymaktadır. Başka bir ifâdeyle, nanoteknoloji ile farklı alanlar arasındaki sınırın esnek olması, pek çok bilim insanını bir araya getirmektedir.
Türkiye’de bu atandaki araştırmacı sayısı, öğretim üyelerinin birçok atanda birden çalışması ve yine nanoteknolojinin disiplinlerarası bir çalışma alanı olması gibi sebeplerden ötürü tam olarak ortaya konulamamakla birlikte, 2016 yılı itibarıyla Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Araştırmacı Bilgi Sistemi (ARBİS) içerisinde ilgi alanı olarak nanoteknolojiyi belirleyen öğretim üyesi sayısı 2.366’dır.
TÜBİTAK Araştırma Destek Programlan Başkanlığı (ARDEB) veri tabanında yer alan güncel bilgilere göre, nanoteknoloji alanında araştırma yapan bu öğretim üyelerinin üniversitelere göre dağılımı Şekil 2’de görülmektedir.
Şekil 2. Nanoteknoloji Alanında Araştırma Yapan Öğretim Üyelerinin Üniversitelere Göre Dağılımı1 (TÜBİTAK ARDEB, 2016).
1.2.2. Bilimsel Araştırma Sayısı
Yıllara göre ülkemizde yayınlanan makale sayısı güncel verileri Şekil 3’te görülmektedir.
Şekil 3. 2006-2016 yıllan arasında ülkemizde ulusal ve uluslararası yayınlanan makale sayısı2 (ULAKBİM - CABİM, 2016)
Nanoteknoloji alanında üretilen bilimsel yayın durumuna bakıldığında 2016 yılı itibarıyla toplam 2,366 yayın yapıldığı görülmektedir. Bu kapsamda, Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM)-CABİM’den alınan verilere göre ülkemizde nanobim ve nanoteknoloji alanında 2005-2016 yılları arasında yapılan yayınlardan yirmi ve üzeri sayıda olanların üniversitelere göre dağılımı Tablo 1’de görüldüğü şekildedir.
Tablo 1. Nanobilim ve Nanoteknoloji Alanındaki Yayınların Üniversitelere Göre Dağılımı (2005-2016)
| Üniversite | Yayın Sayısı |
| İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi | 327 |
| Orta Doğu Teknik Üniversitesi | 220 |
| İstanbul Teknik Üniversitesi | 147 |
| Gazi Üniversitesi | 92 |
| Koç Üniversitesi | 84 |
| Hacettepe Üniversitesi | 83 |
| Atatürk Üniversitesi | 75 |
| Ege Üniversitesi | 58 |
| Sabancı Üniversitesi | 52 |
| Anadolu Üniversitesi | 50 |
| İstanbul Üniversitesi | 42 |
| Dokuz Eylül Üniversitesi | 40 |
| Ankara Üniversitesi | 39 |
| Gebze Teknik Üniversitesi | 39 |
| Yıldız Teknik Üniversitesi | 39 |
| Trakya Üniversitesi | 36 |
| Selçuk Üniversitesi | 33 |
| Balıkesir Üniversitesi | 32 |
| İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü | 31 |
| Sakarya Üniversitesi | 29 |
| Boğaziçi Üniversitesi | 27 |
| Erciyes Üniversitesi | 26 |
| Karadeniz Teknik Üniversitesi | 26 |
| Yeditepe Üniversitesi | 25 |
| Dumlupınar Üniversitesi | 23 |
| Yüzüncü Yıl Üniversitesi | 23 |
| Dicle Üniversitesi | 22 |
| Bingöl Üniversitesi | 21 |
| Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi | 21 |
| Cumhuriyet Üniversitesi | 21 |
| Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | 20 |
| Üniversite | Yayın Sayısı |
| Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi | 20 |
| Kaynak: TÜBİTAK-ULAKBİM, CABİM, 20163 | |
Yine yapılan güncel bir Web of Science taramasıyla dünyada en fazla yayının Çin tarafından yapıldığı, bunu sırasıyla ABD ve Japonya’nın takip ettiği, Türkiye’nin ise bu sıralamada 23. sırada yer aldığı tespit edilmiştir. Türkiye’de nanoteknobji konusunda nitelikli insan kaynağı oluşturmak ve uluslararası düzeyde yeterlilik kazanmak amacıyla çeşitli üniversitelerde lisans ve lisansüstü nanoteknobji programları açılmaya başlanmıştır. Programlardaki nanoteknoloji eğitimi genellikle; fizik, kimya, matematik ve moleküler biyoloji derslerini içeren çok disiplinli bir öğrenimi kapsamaktadır.
Ülkemizde nanoteknoloji alanında lisansüstü programlan olan üniversiteler ve programlara ilişkin güncel bilgiler Tablo 2'de gösterilmektedir. Buna göre, Türkiye’de 22 üniversitede yüksek lisans ve 7 üniversitede doktora programı bulunmaktadır.
Tablo 2. Üniversitelerdeki Nanoteknoloji Lisansüstü Programları
| Üniversite | Bölüm | Öğrenim Seviyesi |
| Abdullah Gül Üniversitesi | İleri Malzemeler ve Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Afyon Kocatepe Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Anadolu Üniversitesi | Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Anadolu Üniversitesi | İleri Teknolojiler -Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Atatürk Üniversitesi | Nanobilim ve Nanomühendislik | Yüksek Lisans |
| Bülent Ecevit Üniversitesi | Nanoteknoloji Mühendisliği | Yüksek Lisans |
| Cumhuriyet Üniversitesi | Nanoteknoloji Mühendisliği | Yüksek Lisans |
| Dokuz Eylül Üniversitesi | Nanobilim ve Nanomühendisiik Bölümü | Yüksek Lisans |
| Dumlupınar Üniversitesi | Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Hacettepe Üniversitesi | Nanoteknoloji ve Nanotıp | Yüksek Lisans |
| İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi | Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| İstanbul Teknik Üniversitesi | Nanobilim ve Nanomühendisiik | Yüksek Lisans |
| İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Mersin Üniversitesi | Nanoteknoloji ve İleri Malzemeler | Yüksek Lisans |
| Ondokuz Mayıs Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Orta Doğu Teknik Üniversitesi | Mikro ve Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Sabancı Üniversitesi | Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Selçuk Üniversitesi | Nanoteknoloji ve İleri Malzemeler | Yüksek Lisans |
| Üniversite | Bölüm | Öğrenim Seviyesi |
| TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi | Mikro ve Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Trakya Üniversitesi | Farmasötik Nanoteknoloji | Yüksek Lisans |
| Uşak Üniversitesi | Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği | Yüksek Lisans |
| Atatürk Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji | Doktora |
| Bülent Ecevit Üniversitesi | Nanoteknoloji Mühendisliği | Doktora |
| Eskişehir Osmangazi Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji | Doktora |
| Hacettepe Üniversitesi | Nanoteknoloji ve Nanotıp | Doktora |
| İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi | Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji | Doktora |
| Mersin Üniversitesi | Nanoteknoloji ve İleri Malzemeler | Doktora |
| Ondokuz Mayıs Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji | Doktora |
| Orta Doğu Teknik Üniversitesi | Mikro ve Nanoteknoloji | Doktora |
| Selçuk Üniversitesi | Nanoteknoloji ve İleri Malzemeler | Doktora |
| TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi | Mikro ve Nanoteknoloji | Doktora |
| Kaynak: YÖK, 2016 | ||
1.2.3. Nanoteknoloji Araştırma Merkezleri
Türkiye'de nanoteknolojiye yönelik Ar-Ge faaliyetleri; üniversiteler bünyesinde kurulan araştırma merkezlerinde, kamu kurumları desteğiyle' kurulan merkezlerde ve birçok disiplinden araştırmacıların yer aldığı lisans, yüksek lisans ve doktora programları kapsamındaki çalışmalarda yürütülmektedir.
Bu alandaki Araştırma Merkezlerinin bünyesinde gerçekleştirilen çalışmaların temel amacı, bilimsel olarak geliştirilen yeni yöntemlerin sanayiye aktarılması ve böylece ekonomiye katkı sağlanmasıdır. Bu anlamda, kurulan bu merkezler Kamu-Üniversite- Sanayi işbirliği açısından ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Türkiye’deki nanoteknoloji alanında çalışmalar yapılan araştırma merkezleri Tablo 3’te görülmektedir.
Tablo 3. Türkiye'deki Nanoteknoloji Araştırma Merkezleri
| Üniversite | Araştırma Merkezi |
| Adnan Menderes Üniversitesi | Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| Anadolu Üniversitesi | Seramik Araştırmaları Merkezi |
| Anadolu Üniversitesi | Nanoboyut Araştırma Laboratuvarı |
| Anadolu Üniversitesi | İleri Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| Atatürk Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi | Ulusal Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi | Hareket Algılayıcı ve Mikrosistem Teknolojileri Araştırma Merkezi |
| Boğaziçi Üniversitesi | Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| Cumhuriyet Üniversitesi | Nanoteknoloji Merkezi |
| Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji Araştırma Merkezi |
| Dokuz Eylül Üniversitesi | Elektronik Malzemeler Üretimi ve Uygulama Araştırma Merkezi |
| Dokuz Eylül Üniversitesi | İleri Biyomedikal Ar-Ge Merkezi |
| Ege Üniversitesi | Güneş Enerjisi Enstitüsü |
| Erciyes Üniversitesi | Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi |
| Gazi Üniversitesi | Fotonik Araştırma Merkezi |
| Gazi Üniversitesi | Nanotıp İleri Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| Gebze Teknik Üniversitesi | Nano-Manyetizma ve Spintronik Araştırma Merkezi |
| Gebze Teknik Üniversitesi | Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi |
| Hacettepe Üniversitesi | Nanotıp Bilim Merkezi |
| İstanbul Teknik Üniversitesi | Mekatronik Eğitim ve Araştırma Merkezi |
| İstanbul Teknik Üniversitesi | Nano/Mikro Elektro Mekanik Sistemler Laboratuarı |
| İstanbul Teknik Üniversitesi | Nanobilim ve Nanoteknoloji İleri Araştırımlar Merkezi |
| İstanbul Üniversitesi | İleri Litografik Yöntemler Laboratuarı |
| İnönü Üniversitesi | Bilimsel ve Teknoloji Araştırma Merkezi |
| İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü | Uygulamalı Kuantum Araştırma Merkezi |
| Koç Üniversitesi | Micro-nano Teknolojileri Araştırma Merkezi (Yüzey Bilimleri ve Teknoloji Merkezi) |
| Marmara Üniversitesi | Nanoteknoioji ve Biyomalzemeler Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| Mustafa Kemal Üniversitesi | Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Merkezi |
| Ömer Halisdemir Üniversitesi | Nanoteknoioji Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| Orta Doğu Teknik Üniversitesi | Güneş Enerjisi Araştırma Merkezi |
| Orta Doğu Teknik Üniversitesi | Merkez Laboratuarı |
| Orta Doğu Teknik Üniversitesi | Mikro Elektronik Mekanik Sistemler Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| Sabancı Üniversitesi | Nanoteknoioji Uygulama ve Araştırma Merkezi |
| Selçuk Üniversitesi | İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi |
| TÜBİTAK | Marmara Araştırma Merkezi |
| Kaynak: YÖK, 2016 | |
Son dönemde, 21. yüzyılın kritik teknoloji alanı olarak görülen nanoteknolojiye daha fazla yatırım yapmak gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda, ülkemizde nanoteknoloji çalışmalarına destek vermek, nitelikli nanoteknoloji uzmanlarının yetişmesini sağlamak ve dünyadaki nanoteknoloji gelişmelerini erken dönemde yakalayarak ulusal nanoteknoloji altyapısını oluşturmak amacıyla devlet destekli nanoteknoloji merkezleri kurulmaya başlamıştır. Destek aktarılan merkezlerden bazıları Tablo 4’te gösterilmektedir:
Tablo 4. Destek Aktarılan Araştırma Merkezleri
| Üniversite | Araştırma Merkezi |
| İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi | Ulusal Nanoteknoioji Araştırma Merkezi |
| Sabancı Üniversitesi | Nanoteknolioji Araştırma ve Uygulama Merkezi |
| İstanbul Üniversitesi | İleri Litograik Yöntemler Laboratuarı |
| İnönü Üniversitesi | Bilimsel ve Teknoloji Araştırma Enstitüsü |
| Gazi Üniversitesi | Fotonik Araştırma Merkezi |
| İstanbul Teknik Üniversitesi | Mekatronik Eğitim ve Araştırma Merkezi |
| Üniversite | Araştırma Merkezi |
| Orta Doğu Teknik Üniversitesi | Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygularım Merkezi |
| Gebze Teknik Üniversitesi | Nanomanyetizma ve Spintronik Araştırma Merkezi |
| Gazi Üniversitesi | Nanotıp ve İleri Teknolojiler Araştırma ve Uygulama Merkezi |
| Kocaeli Üniversitesi | İleri Disiplinlerarası Endüstriyel Araştırma Laboratuvarım |
| Ege Üniversitesi | Güneş Enerjisi Enstitüsü |
| Kaynak: BSTB, 2016 |
2. STRATEJİ BELGESİNİN TEMEL POLİTİKA BELGELERİ İLE İLİŞKİSİ
Türkiye ekonomisinin yenilikçi üretim, istikrarlı yüksek büyümesini sürdürülebilir kılmak, temel politika belgeleri ile sektör strateji belgelerinin ortak hedefidir. Türkiye’de nanoteknoloji denilince ilk akla gelen belge olan Vizyon 2023 Strateji Belgesi, nanoteknolojiyi “gelecek 10-15 yıl içinde oluşturacağı büyük, sürpriz ürünler ve yeni pazarlar ile insan yaşamını ve ekonomik faaliyetleri kökten değiştirme gücüne sahip” bir alan olarak tanımlamış ve bu amaçlar doğrultusunda bir nanoteknoloji yol haritası ortaya koymuştur. Bu amaçla özellikle nanofotonik, nanoelektronik, nanomanyetizma, nanomalzeme, nanokarekterizasyon, nanofabrikasyon, nano ölçekte kuantum bilgi işleme ve nanobiyoteknoloji öncelikli faaliyet alanları olarak belirlenmiştir. Bu alanların herbirinde politika, strateji ve hedefleri içeren bir yol haritası oluşturulmuştur. Bu yol haritası, Ar-Ge kaynaklanılın oluşturulması, politika araç ve kurumlarının kurulması, gerekli insan gücünü yetiştirme ve bunun için gerekli kaynağın ayrılması, siyasi sahiplenme ve son olarak da toplumsal katmanlarda farkındalık oluşturma amaçlarım taşımaktadır.
2017-2018 Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı; dünyada ve ülkemizde değişen ekonomik ve sosyal koşullar, Onuncu Kalkınma Planı Stratejisi, Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi, Orta Vadeli Program, Türkiye Sanayi Stratejisi ve Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenik Stratejisi ve Eylem Planı’nda yer alan temel ilkeler, politikalar ve hedefler dikkate alınarak hazırlanmıştır.
2.1. Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018)
Onuncu Kalkınma Planı’nda; Küresel Eğilimler ve Türkiye Etkileşimi bölümünde bilimsel ve teknolojik gelişmeler başlığı altında “Önümüzdeki dönemde teknobjik gelişmelerin belirli alanlarda yoğunlaşarak ekonomik, sosyal ve askeri gelişmeleri şekillendirmesi beklenmektedir. Bu sektörlerin başında bilgi teknolojileri, otomasyon ve ileri Üretim teknikleri ve sağlık teknolojileri gelmektedir, Özellikle dijital iletişim, nanoteknoloji, yüzey teknolojileri, malzeme bilimleri ölçümleme cihazları, biyoteknoloji ve çevre teknolojileri hızlı gelişen alanlar olarak öne çıkmaktadır. Nanoteknoloji ve biyoteknoloji alanlarındaki gelişmeler, yeni imkânlar sunmakla birlikte çevre ve etik boyutlarıyla da gündemde olacaktır.” ifâdesi yer almaktadır.
Tarım ve gıda bölümünde ise katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesine, gen kaynaklarının korunmasına, ıslah çalışmalarına, nanoteknoloji ve biyoteknolojiye yönelik araştırmalara öncelik verileceğine, tarım ve gıda odaklı teknoparklar ile sektörel teknoloji platformlarının tesis edilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır.
2.2 Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (2015-2018)
Türkiye’nin sanayi vizyonunu belirlemek amacıyla tüm paydaşların katılımıyla; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın öncülüğünde bir arama konferansı gerçekleştirilmiştir. Bu arama konferansı neticesinde, Türkiye için uygulanacak stratejinin uzun dönemli vizyonu “Orta- yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerde Afra-Avrasya’nın tasarım ve üretim üssü olmak” olarak belirlenmiştir.
Bu uzun dönemli vizyon kapsamında 2015-2018 yıllarını kapsayan Türkiye Sanayi Stratejisi'nin genel amacı, "Türk Sanayisinin rekabet edebilirliğinin ve verimliliğinin yükseltilerek, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknoloji ürünlerin üretildiği, nitelikli işgücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümü hızlandırmak” olarak belirlenmiştir.
Bu vizyon ve hedefler göz önüne alınarak, söz konusu Türkiye Sanayi Strateji Belgesi içerisinde belirtilen sanayide bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli yerli üretimin geliştirilmesi hedefine ulaşmada nanoteknoloji alanındaki gelişmelerden faydalanılacaktır. Ayrıca, 4. Sanayi Devrimi ile birlikte bu alanda yüksek katma değerli yatırımlar döngüsüne erişilmesi planlanmaktadır.
2.3 Orta Vadeli Program
2015-2017 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programın amacı, yeniden şekillenmekte olan dünyada milletimizin temel değerlerini ve beklentilerim esas alarak gerçekleştirilecek yapısal dönüşümlerle ülkemizin uluslararası konumunu yükseltmek ve halkımızın refahını artırmaktır.
Bu doğrultuda "Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı”, “Orta Vadeli Program"da belirtilen;
• Büyüme
• Kamu Maliyesi
• Ödemeler Dengesi
• Enflasyon
• İstihdam
gibi temel makroekonomik öncelikler dikkate alınarak hazırlanmış olup, Belgede yer alan hedefler, Programda belirtilen politika ve hedefler ışığında ortaya çıkarılmıştır.
Programın öngördüğü; rekabet gücünün artırılması, istihdamın artırılması, beşeri gelişme, sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi, bölgesel gelişme ve farklılıkların azaltılması gibi gelişme eksenleri, belgenin “Nanoteknoloji alanını sürekli geliştiren, yeni ürünlerden en etkin şekilde yararlanarak katma değer yaratan ve ihracat payını artırarak uluslararası alanda dikkat çeken bir ülke konumuna yükselmek.” genel amacıyla paralellik taşımaktadır.
2.4 Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi ve Eylem Planı (2011-2016)
Bu belgenin; “Yeni gelişmekte olan teknolojilere temel oluşturacak araştırmaların desteklenmesi” amacı altında “Öncül araştırmalara yönelik Ar-Ge ve altyapı, desteklerinin kurumlar arası eşgüdüm içerisinde geliştirilmesi” stratejinde “Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi ve Eylem Planı'nın hazırlanması” eylemi yer almaktadır. Bu eylemin gerçekleştirilmesi sorumluluğu; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na verilmiştir.
3. DURUM ANALİZİ VE MÜDAHALE ALANLARI
Nanoteknoloji alanında Dünya'da sağlanan gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de bu alanda başlatılan çalışmaların genişletilerek ve çeşitlendirilerek sürdürülmesi büyük bir önem taşımaktadır. İleri teknolojili ürünlerin ülkeler arası rekabette belirleyici temel faktör olması da benzer teknolojilere duyulan gereksinimi ve bu alanda yapılacak olan çalışmaların stratejik önemini daha da artırmaktadır.
Bu kapsamda, nanoteknoloji alanında mevcut durumu ortaya koymak ve bu alana ilişkin strateji geliştirmek amacıyla 14 Temmuz 2012 tarihinde, Gebze’de, Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) tesislerinde yapılan 1. Nanoteknoloji Çalıştayı; yurtiçi ve yurtdışı üniversitelerden nanoteknoloji alanında çalışan akademisyenlerden, araştırma kuruluşlarından, kamu kurumlarından ve sanayi sektöründen 89 temsilcinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalıştay, nanoteknoloji alanında ulusal düzeyde bîr strateji belgesi oluşturmaya yönelik çalışmaların ilk halkasını oluşturmaktadır.
Çalıştay kapsamında katılımcılar, açılış oturumunun ardından, ilk teknik oturumda, 10 masada 8’er kişiden oluşan gruplar halinde, Türkiye’nin nanoteknoloji alanındaki sorunlarını aşağıdaki başlıklarda ele almıştır.
• Kamunun Rolü
• Yönetim ve Organizasyon
• Eğitim, İnsan Kaynağı ve Toplumsal Farkındalık
• Ticarileşme - Girişimcilik ve Diğer Konular
Bu oturumda yapılan çalışma süresince, toplamda 257, mükerrerliklerin kaldırıldığı koşulda 113 adet sorun ortaya konmuştur. Çalıştayın ikinci oturumunda, sorunlar ve ortaya konan çözüm önerileri üzerinde yoğunlaşılmıştır. Üçüncü oturumda, ilk iki oturumun çıktılarından yararlanmak suretiyle ikişer alana dair taslak eylem planları oluşturulmuştur. Bu taslak eylem planlan çerçevesinde 113 soruna yönelik çözüm önerileri geliştirilmiş ve 18 alan altında 74 adet eylem önerisi oluşturulmuştur.
Yukarıda ifade edilen çalıştayın çıktılarına ek olarak; alandaki kamu ve özel sektör temsilcileri ile STK temsilcileri ve akademisyenlerin oluşturduğu 2. Nanoteknoloji Çalıştayı,
1 Eylül 2014 tarihinde 63 temsilcinin katılımı ile düzenlenmiştir. Birinci çalıştayın çıktıları esas alınarak gerçekleştirilen ikinci çalıştay sonunda taslak strateji belgesi ve eylem planı oluşturulmuştur. Oluşturulan bu taslak belge; aynı yıl içerisinde üniversiteler, kamu/kurum ve kuruluşları ile STK’ların görüşlerine sunulmuştur.
İlgili paydaşların görüşlerinin alınması sonrasında, Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı hazırlık sürecinin son aşaması olarak; iki Odak Grup Toplantısı düzenlenmiştir.
Bu toplantılardan ilki, 10 Mart 2015 tarihinde, İkincisi ise 17 Kasım 2015 tarihinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında; alanında uzman akademisyenler, sektör temsilcileri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan 10’ar kişilik gruplarla gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılarda, taslak planda yer alan eylemlerin tamamı gözden geçirilmiş ve gerekli düzeltmeler yapılmıştır.
3.1. Durum Analizi
Ülkemizde nanoteknoloji tasarımı, üretimi, kullanımı ve bu doğrultudaki strateji geliştirme süreci öncesinde bu alanın mevcut durumunun ortaya konması gerekmektedir. Bu amaçla literatürde sıklıkla, mevcut durumun ortaya konmasına yönelik en etkili yöntem olan Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar ve Tehditler (GZFT) analizi tekniği kullanılmaktadır. Bu şekilde nanoteknolojinin faydaları ve potansiyel riskleri ile ilgili küresel farkındalık oluşturulması sağlanmaktadır.
Türkiye nanoteknoloji sektörüne ilişkin GZFT analizi;
• İç ve dış faktörleri dikkate alarak, sektörün sahip olduğu avantajları tespit ederek güçlü yönleri ile fırsatlarından en üst düzeyde yararlanmak,
• Sektörün eksik yanlarını tespit ederek zayıf yönlerini iyileştirmek,
• Tehditlerin etkisini en aza indirecek şekilde gerekli önlemleri almak ve bu doğrultuda yeni stratejiler geliştirmek amacıyla oluşturulmuştur. GZFT yöntemi ile ne kadar çeşitli bilgi analizine başvurulursa elde edilen sonuçların o derecede doğru ve anlamlı olduğu görülür. Bu analizden elde edilen sonuçlar doğrultusunda daha gerçekçi stratejik hedefler belirlenmektedir.
Sektöre ilişkin yapılan GZFT analizi aşağıda Tablo 5’te özetlenmektedir:
Tablo 5. Nanoteknoloji Sektörüne Yönelik GZFT Analizi
| GÜÇLÜ YÖNLER |
| Nanoteknoloji ile ilgili akademik bilgi birikiminin bulunması |
| Nanoteknolojik ürünler konusunda verilen Ar-Ge destek mekanizmalarının varlığı ve çeşitliliği Nanoteknoloji alanında teknoloji tabanlı girişimciliğin giderek artması Kamuoyunda nanoteknoloji ile ilgili olumlu bir algı olması |
| Nanoteknoloji alanında lisansüstü programlarının bulunması ve bu alanda araştırma merkezlerinin açılmış olması |
| Kamu desteklerinin çok disiplinli çalışmalara olanak sağlaması |
| Savunma sanayinin yerlileştirme çabalarının olması |
| Nanoteknoloji alanında uluslararası düzeyde akademik yayınlarımızın olması |
| Üniversite bünyelerinde kurulmuş olan TTO'ların nanoteknoloji alanında da faaliyet göstermesi |
| Ticarileştirmeye yönelik devlet desteklerinin bulunması |
| Sanayi altyapımızın nanoteknoloji alanında üretim yapabilme kapasitesine sahip olması |
| Strateji belgelerimizde nanoteknolojinin öncelikli alan olarak yer alması |
| ZAYIF YÖNLER |
| Risk sermayesi kullanımının yaygın olmaması |
| Konu İle ilgili STK’ların ve nanoteknolojiyi anlatacak platformların olmaması Nanoteknolojide sektörler arası koordinasyonu sağlayacak bir birimin olmaması Nanoteknolojide sektörel bazda tanımlı eylem planlarının olmaması |
| Nanoteknoloji ile ilgili üretilen ürünlerin piyasaya ara ve ticarileştirilmesi ile ilgili yasal düzenlemelerin olmaması |
| Sanayinin nanoteknoloji uygulamalarında, üniversitelerdeki bilgi birikiminden yeterince faydalanamaması |
| Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının uluslararası ortak proje yürütmedeki eksikliği |
| Avrupa’daki ortak nanoteknoloji merkezlerinde Türkiye’nin yer almaması |
| Nanoteknoloji ile ilgili araştırmacı, kurum ve sanayi kuruluşlarına ilişkin veri eksikliği |
| Nanoteknolojinin sağlık ve çevre standartlarının oluşturulmamış olması |
| Lise ve üniversitelerde nanoteknolojiye yönelik bilgi eksikliklerinin olması |
| Nanoteknolojiye yön veren temel bilimlerde eğitim alt yapı düzeyinin eksikliği |
| Test ve ileri araştırım cihazlarının ülkemizde üretilememesi ve teknik servislerin yetersizliği |
| Nanoteknolojideki sürdürülebilirliğin finansal yetersizliklerden dolayı sağlanamaması |
| FIRSATLAR |
| Artan uluslararası fonların varlığı |
| Nanoteknoloji alanındaki çalışmaların dünya ile eşzamanlı yürütülüyor olması |
| Türkiye’nin ara ürünler imalatı açısından rekabet şansının yüksek olması Nanoteknoloji alanında uluslararası nitelikte araştırmacılarımızın varlığı |
| Ortadoğu pazarına girme şansımızın yüksek olması |
| Tersine beyin göçü ile insan kaynağının Türkiye’ye dönüşü ile ilgili politikaların oluşturulmuş olması |
| Nanoteknolojinin gerek bilimsel alanda gerekse uygulamaya yönelik alanlarda Türkiye ve Dünya’da güncel bir konu olması |
| TEHDİTLER |
| Nanoteknolojik ürünlerin üretim sürecinde ağırlıklı olarak yurt dışına bağımlı olunması |
| Nanoteknoloji alanının disiplinler arası ve sektörler arası çalışma gerektiren bir alan olması |
| Akredite kuruluşların sayısal olarak yeterli olmaması nedeniyle sertifikasyonun yurtdışında yapılıyor olması |
| Asya ülkeleri başta olmak üzere, küresel anlamda nanoteknolojide gelişmelerin çok hızlı olması |
| Ulusal şirketlerin uluslararası şirketlerle yeterince rekabet edememesi |
| Ürünlerde nano/nanoteknoloji isminin kullanımı ile ilgili bir düzenlemenin olmaması |
3.2. Müdahale Alanları
Nanoteknoloji sektörüne ilişkin yapılan GZFT analizi neticesinde tespit edilen sonuçlardan yola çıkarak, sektörün sorunları gruplandırılmış ve müdahale edilmesi gereken alanlar ortaya konmuştur. Müdahale alanlarının belirlenmesinde sadece sektörün zayi yanları değil, gelecekte karşı karşıya kalabileceği tehditler ve büyük kazanımlar elde etmesi muhtemel fırsatlar da göz önünde bulundurulmuştur. Bu çerçevede nanoteknoloji sektörünün müdahale alanları aşağıda Tablo 6’daki gibi belirlenmiştir:
Tablo 6. Nanoteknoloji Sektörünün Müdahale Alanları
| GZFT Analizi Sonuçları | Müdahale Alanları |
| Akredite kuruluşların sayısal olarak yeterli olmaması nedeniyle sertifikasyonun yurtdışında yapılıyor olması | HUKUKİ VE İDARİ DÜZENLEMELER |
| Nanoteknolojinin sağlık ve çevre standartlarının oluşturulmamış olması | |
| Nanoteknoloji ile ilgili üretilen ürünlerin piyasaya ana ve ticarileştirilmesi ile ilgili yasal düzenlemelerin olmaması | |
| Nanoteknolojide sektörler arası koordinasyonu sağlayacak bir birimin olmaması | |
| Ürünlerde nano/nanoteknoloji isminin kullanımı ile ilgili bir düzenlemenin olmaması | |
| Nanoteknolojiye yön veren temel bilimlerde eğitim alt yapı düzeyinin eksikliği | |
| Nanoteknoloji araştırma altyapılarının yeterince güçlü olmaması | TEKNİK ALTYAPI |
| Nanoteknoloji ile ilgili araştırmacı, kurum ve sanayi kuruluşlarına ilişkin veri eksikliği | |
| Test ve ileri araştırma cihazlarının ülkemizde üretilememesi ve teknik servislerin yetersizliği | |
| Risk sermayesi kullanımının yaygın olmaması | ÜRETİM KAPASİTESİ |
| Nanoteknolojik ürünlerin üretim sürecinde ağırlıklı olarak yurt dışına bağımlı olunması | |
| Ulusal şirketlerin uluslararası şirketlerle yeterince rekabet edememesi | |
| Nanoteknolojide sektörel bazda tanımlı eylem planlarının olmaması | |
| Nanoteknolojideki sürdürülebilirliğin finansal yetersizliklerden dolayı sağlanamaması | |
| Konu ile ilgili STK’ların ve nanoteknolojiyi anlatacak platformların olmaması | İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON |
| Avrupa’daki ortak nanoteknoloji merkezlerinde Türkiye’nin yer almaması | |
| Sanayinin nanoteknoloji uygulamalarında, üniversitelerdeki bilgi birikiminden yeterince faydalanmaması | |
| Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının uluslararası ortak proje yürütmedeki eksikliği |
3.3. Hukuki ve İdari Düzenlemeler
Ülkemizde nanoteknoloji alanındaki mevcut yasal düzenlemelerin geliştirilmesi, nanoteknoloji ile üretilen ürünlerin üretim metotları ve çevreye olan etkilerini ölçme metodlarının geliştirilmesi, üretim sonrası süreçlerin düzenlenmesi ve bu yasal düzenlemelerin bilimsel kanıta dayalı önlemler içermesi gerekir.
- Ülkemizde nanoteknoloji alanındaki gelişmeleri izlemek, yapılanları değerlendirmek, yapılacakları önermek üzere konunun belli aralıklarla takibi için bir çalışma grubu oluşturulmalıdır.
- Nanomalzemeler ile uygulama alanlarının sağlık ve çevre ile ilgili potansiyel riskleri bulunduğundan dolayı bu konuda sağlık, çevre ve güvenlik açısından gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Nano atık yönetimi ve sınırlandırmaları da alt düzenlemelerle mevcut yasal düzenlemelerin içerisine alınmalıdır.
- Bu alandaki sektörel uygulamaların ve küresel pazarın yalandan izlenmesi İle standardizasyona gereken önem verilmelidir.
- Ülkemizde bu teknolojinin gelişmesi ve yaygınlaşması için yurtdışı uygulamalar yakından takip edilmelidir.
- Nanoteknolojide ihtiyaç duyulan nitelikli personel ile imalat sanayinin ihtiyaç duyduğu uzman personelin yetiştirilmesine özel önem verilmeli ve buna yönelik motivasyon uygulamaları (ödüllendirme gibi) yapılmalıdır.
3.4. Teknik Altyapı
Nanoteknoloji alanında “küresel entegrasyon"u yakalamak için ülkemizin bu sektördeki teknik altyapısını en hızlı şekilde oluşturmamız gerekmektedir.
- Nanoteknoloji merkezlerinin belli alanlarda uzmanlaşmaları yönünde bir planlamanın ve eğilimin bulunmaması,
- Mevcut nanoteknoloji merkezlerinde yapılan araştırmaların envanterinin ve bu araştırmalara erişilebilecek ulusal bir veri tabanının bulunmaması,
- Nanoteknoloji konusunda Üniversitelerde ve sanayi firmalarında çalışan araştırmacı ve uzmanların envanterinin bulunmaması,
- Mevcut nanoteknoloji Ar-Ge merkezleri ile araştırma merkezlerinin sayıca yetersiz olması ve bu merkezlerin branşlaşma ile belli alanlarda uzmanlaşmaları yönünde bir planlamanın ve eğilimin bulunmaması,
- Temel ve orta eğitimde toplumun nanoteknoloji konusunda yeterli bilgilendirilmemesi
Nanoteknoloji alanında teknik altyapının olumsuzlukları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu olumsuzlukların giderilmesi için, nanoteknoloji alanında hizmet veren tüm kamu ve özel sektör paydaşlarına büyük rol düşmektedir. Bu anlamda, araştırma altyapısı desteklenmek ve geliştirilmeli, nanoteknoloji alanındaki büyük ölçekli Ar-Ge projeleri desteklenmeli, "Ulusal Nanoteknoloji Envanteri” oluşturulmalı ve nanoteknoloji konusunda KOBİ’lere yönelik destek ve teknik eğitimler verilmelidir.
3.5. Üretim Kapasitesi
Nanoteknoloji konusunda bilimsel araştırma yürütecek nitelikli İnsan gücünün yetersiz olması, nanoteknolojinin üretimde kullanımı konusunda yetkinlik kazanmış ara eleman eksikliği, araştırma geliştirme ve üretim aşamalarında görev yapabilecek nitelikli insan kaynağının yetersizliği sebepleriyle yapılan Ar-Ge yatırımlarının istenilen etkinliğe ulaşamaması, nanoteknolojik girişimcilikte rekabet gücümüzün yeterince yüksek olmaması, nanoteknoloji araştırmalarının ticarileşmesi sürecini desteklemek üzere oluşturulmuş finansman ve girişimcilik destek programlarının bulunmaması bu alanda üretim kapasitemizin gelişimini engelleyen önceldi sorunlardır,
Nanoteknoloji alanında üretim kapasitemizi geliştirmek için; insan kaynakları, finansman altyapısı ve girişimcilik ile birlikte katma değeri yüksek ürün üretebilme yeteneği geliştirilmeli, nanoteknoloji araştırmalarına yapılan devlet yatırımlarının ve desteklerinin etkinliği ölçülmeli ve değerlendirilmelidir. Bu şekilde, daha az hammadde ve enerji kullanılarak elde edilen ürünlerin maliyetinin düşmesi sağlanırken yüksek performanslı yani daha kaliteli ve sağlam ürünler elde edilebilir.
Dünya pazarına entegrasyon, AB fonlarından daha etkin yararlanabilme potansiyelinden ve Türkiye’nin ara malları üretimindeki rekabet şansının yüksek oluşundan yararlanılmalıdır.
Nanoteknolojinin farklı sektörlere etkileri, yaratabileceği olanaklar ve bu olanaklardan faydalanmak için geliştirilecek stratejiler konusunda çalışma yapan sektörel platformların eksikliği ve sektörel nanoteknoloji stratejileri izlenmesi ve değerlendirilmesine yönelik performans kriterlerinin olmaması nanoteknolojik uygulamaların yaygınlaştırılmasını güçleştirmektedir. Nanoteknoloji uygulamaları için hedef sektörlerin belirlenmesi ve bu sektörlerde izlenecek stratejiler ile performans kriterlerinin oluşturulması gerekmektedir.
3.6. İşbirliği ve Koordinasyon
Nanoteknoloji alanında; kamu, üniversite, sanayi arasındaki ve üniversiteler arasındaki eşgüdüm eksikliği, küçük firmaların üniversitelere ulaşmasında yaşanan güçlükler ve nanoteknoloji alanında sanal bir platformun olmaması işbirliği ve koordinasyonun sağlanmasının önündeki engelleri oluşturmaktadır.
Bunun için, nanoteknoloji alanında ulusal ve uluslararası işbirlikleri ile kamu üniversite sanayi işbirliğini güçlendirecek, eşgüdüm sağlayacak sürdürülebilir şemsiye bir yapı kurulmalıdır.
4. VİZYON, GENEL AMAÇ, HEDEFLER ve EYLEMLER
4.1. Vizyon
Nanoteknotoji alanında altyapısını ve insan kaynağını güçlendirerek küresel ihtiyaçları karşılayabilen bir ülke olmak.
4.2. Genel Amaç
Nanoteknoloji alanım sürekli geliştiren, yeni ürünlerden en etkin şekilde yararlanarak katma değer yaratan ve ihracat payım artıran bir ülke konumuna yükselmek.
4.3. Hedefler ve Eylemler
Strateji belgesi hazırlıkları çerçevesinde gerçekleştirilen çalıştay çıktıları, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri neticesinde 4 hedef altında; eylemler, bu eylemleri gerçekleştirmekten sorumlu kuruluşlar, ilgili kuruluşlar ve eylemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli süreler, performans göstergeleri ile her bir eyleme ilişkin açıklamaları içeren bölüm (15 eylem) belirlenmiştir. Söz konusu eylemler ve bu eylemlerin hangi hedeflerin kapsamında değerlendirileceği aşağıda belirtilmiş olup stratejinin Eylem Planı ise ayrı bir başlık altında verilmiştir.
HEDEF 1: Hukuki ve İdari Düzenlemeleri Yapmak
HEDEF 2: Teknik Altyapıyı İyileştirmek
HEDEF 3: Üretim Kapasitesini Geliştirmek
HEDEF 4: İşbirliği ve Koordinasyonu Sağlamak
HEDEF 1: HUKUKİ VE İDARİ DÜZENLEMELERİ YAPMAK
EYLEM 1.1: "Türkiye Nanoteknoloji Çalışma Grubu" kurulacaktır.
EYLEM 1.2: Nanoteknoloji alanında ülkemizin ihtiyaç duyduğu standartlar hazırlanacaktır.
EYLEM 1.3: Nanoteknoloji ile ilgi dünyadaki gelişmiş ülke uygulamaları incelenerek iyi modellerin ülkemizde uygulanması sağlanacaktır.
EYLEM 1.4: Nanoteknoloji konusunda sektörel ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak insan kaynağının geliştirilmesi, branşlaşma ve belli alanlarda uzmanlaşma sağlanarak tam zaman eşdeğer araştırmacı sayısı artırılacaktır.
EYLEM 1.5: Doçentlik sınavı başvuru alanlarında nanoteknoloji alanının da tanınmasına yönelik düzenleme yapılacaktır.
EYLEM 1.6: “Türkiye Nanoteknoloji Ödülü” verilecektir.
HEDEF 2: TEKNİK ALTYAPIYI İYİLEŞTİRMEK
EYLEM 2.1: Nanoteknoloji alanında araştırma altyapıları desteklenecek ve mevcut olanların geliştirilmesi sağlanacaktır.
EYLEM 2.2: “Nanoteknoloji Ar-Ge Envanteri” oluşturulacaktır.
EYLEM 2.3: Nanoteknoloji konusunda farkındalığı artırmak için KOBİ'lere yönelik eğitimler verilecektir.
EYLEM 2.4: TÜBİTAK MAM bünyesinde nanoteknoloji alanına özgü bir yapılanmaya gidilecektir.
HEDEF 3: ÜRETİM KAPASİTESİNİ GELİŞTİRMEK
EYLEM 3.1: Nanoteknoloji alanında yenilikçi iş fikirleri ve projeleri olan girişimciler öncelikli olarak desteklenecektir.
EYLEM 3.2: Nanoteknoloji alanında sektörel analizler yapılarak stratejiler belirlenecek ve sektörel uygulamalar yaygınlaştırılacaktır.
HEDEF 4: İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYONU SAĞLAMAK
EYLEM 4.1: Nanoteknoloji alanında diğer ülkelerde bulunan araştırma merkezleri ve firmalar ile ülkemizdeki paydaşların ortak çalışmalar yapması sağlanacaktır.
EYLEM 4.2: Toplumda nanoteknoloji alanındaki farkındalık güçlendirilecektir.
EYLEM 4.3: Nanoteknoloji araştırmalarına verilen kamu desteklerinin etkinliği ölçülecektir.
5. EYLEM PLANI
6. UYGULAMA, İZLEME VE DEĞERLENDİRME
“Nanoteknoloji alanını sürekli geliştiren, yeni ürünlerden en etkin şekilde yararlanarak katma değer yaratan ve ihracat payım artırarak uluslararası alanda dikkat çeken bir ülke konumuna yükselmek” genel amacı ve
Hukuki ve İdari düzenlemeleri yapmak,
Teknik altyapıyı iyileştirmek,
Üretim kapasitesini geliştirmek ve İşbirliği ve koordinasyonu sağlamak temel hedefleriyle “Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı” hazırlanmıştır. Söz konusu eylem planı, eylemlerin hangi kurumlar tarafından, hangi kurumlarla işbirliği içerisinde, hangi sürede gerçekleştirileceğini ve eylemin çerçevesini tanımlamaktadır.
Sektörün değişim ve dönüşüm stratejisi ile tüm paydaşların hemfikir olduğu eylem planı ve öngörülen tedbirlerin uygulanmasının izlenmesi; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılacaktır.
Strateji ve Eylem Planı’nın uygulama, izleme ve değerlendirme süreci, Yönlendirme Kurulu tarafından takip edilecektir. Eylemlerden sorumlu kurum ve kuruluş temsilcileri ile TOBB temsilcisinin yer aldığı Yönlendirme Kurulu, gerektiği takdirde eylem planı üzerinde revizyon gerçekleştirebilecektir. Altı ayda bir toplanacak olan Yönlendirme Kurulu’nun Başkanlığı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü tarafından yürütülecektir. Yönlendirme Kurulu toplantılarına gerektiğinde ilgi diğer kurum ve kuruluşların yetkilileri de davet edilebilecektir.
Sorumlu kurum ve kuruluşlar, sorumlu bulundukları eylemlere ilişkin gelişmeleri ilgili kuruluşlarla koordine ederek altışar aylık dönemler halinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bildirecektir. Sekretarya, tarafından altı ayda bir Uygulama, İzleme ve Değerlendirme Raporu hazırlanarak Yönlendirme Kurulu’na sunulacaktır.
Yönlendirme Kurulu tarafından karar alınması durumunda eylem bazında çalışma grupları oluşturulabilecektir.
1 Bu grafik, ARBİS'e kayıtlı olan araştırmacılardan; çalıştığı kurum, faaliyet alanı ya da anahtar kelime bilgilerinden herhangi birinde "Nano" geçen araştırmacılar derlenerek oluşturulmuştur.
2 Web of Science taramasında “Nanoscience and Nanotechnology” alanı ve 2006-2016 yılları belirlenerek ülkemizde bu alanda yayınlanan ulusal ve uluslararası yayınlar grafik halinde gösterilmiştir.
3 Tablo 1'de Nanoteknoloji alanında 20 ve üzeri yayını olan üniversiteler gösterilmiştir.