7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununda değişiklik yapan 8/12/1980 gün ve 2353 sayılı Kanun 1/1/1981 tarihinde yürürlüğe girmek üzere 11/12/1980 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmış bulunmaktadır.
Değişikliğe uğrayan maddelerin uygulanmasında nazara alınması gerekli hususlar aşağıda belirtilmiştir.
1. Kanunun 4 üncü Maddesinin (b) Fıkrasında Yapılan Değişiklik :
4 ncü maddenin (b) fıkrasında yapılan değişiklikle daha evvel füruğ ve esten her birine İsabet eden miras hisseleri ile ilgili 40.000 liralık istisna tutarı 1.000.000 liraya yükseltilmiş ve evlatlıkların da bu istisnadan yararlanacağı hükme bağlanmıştır.
Uygulanacak istisna tutarının 1.000.000 liraya yükseltilmiş olması nedeniyle maddenin aynı fıkrasında yer alan ve murisin reşit olmayan çocuklarının her biri için bunların reşit çağa gelinceye kadar geçmesi icabeden her yıl başına 1.000 liralık ve malûl ve meflûç füruun her biri için tanınan 25.000 liralık istisna kaldırılmıştır.
Bu itibarla, 2353 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1/1/1981 tarihinden itibaren vukua gelecek İntikaller nedeniyle, değerleri 7338 sayılı Kanunun 10 ncu maddesine göre belirlenen menkul ve gayrimenkul mallardan füruğ (evlatlıklar dahil) ve eşten her birine isabet eden miras hisselerinin 1.000.000 lirası vergiden İstisna edilecek ve füruun ve evlatlıkların yaşı ve sağlık durumu ne olursa olsun bunlara başkaca bir istisna tanınmıyacaktır.
2. Konunun 4 üncü Maddesinin (j) Fıkrasında Yapılan Değişiklik :
Bilindiği üzere, kuru mülkiyet hakkı ekonomik faydası olmayan bir değer taşımaktadır. Bu hakkın elde edilmesi daha çok intifa hakkının her hangi bir sebep sonucu ortadan kalkmasıyla tam mülkiyete sahip olabilmek için bir basamak teşkil etmektedir. Bu nedenle kuru mülkiyet halinde intikal eden mallar bu halde kaldığı sürece vergiden istisna edilmiş ve kanunda bir ayırım yapılmadığından bağışlama yoluyla kuru mülkiyetin intikali de söz konusu istisnanın kapsamına girmiş bulunuyordu. Veraset yolu ile vaki intikallerde, kuru mülkiyet kişilerin iradesi dışında ve yasa gereği intikal ettiği için bu gibi durumlarda hakkın kötüye kullanılması ve muvazaa yoluna gidilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ancak, uygulamada daha az vergi ödemek amacıyla, sağlar arasında kum mülkiyetin bağışlanması halinde vergilendirme malın kum mülkiyetinin intikal ettiği tarihteki değeri üzerinden ve kuru mülkiyetin intifa hakkı ile birleştiği tarihte yapılmakta ve bu durum hem kanun koyucunun amacına ters düşmekte hem de vergi kaybına neden olmaktaydı.
Yapılan bu değişiklikle suistimale ve vergi kaybına neden olan sağlar arasındaki kuru mülkiyetin ivazsız intikali kanunun yürürlük tarihinden itibaren verginin kapsamına alınmıştır.
Kuru mülkiyetin sağlar arasında ivazsız olarak intikali halinde vergilendirmenin ne şekilde yapılacağı aşağıdaki örnekle açıklanmıştır.
Örnek:
(A) isimli şahıs sahip olduğu taşınmaz malın kuru mülkiyetini intifa hakkı kendi üzerinde kalmak şartiyle (B) isimli şahsa ivazsız bir surette devretmiştir. Bu takdirde gayrimenkulun tümü için bildirilecek değer üzerinden intifa hakkı sahibi olan (A)’nın yaşı dikkate alınmak suretiyle Vergi Usul Kanununun 296 ncı maddesindeki değerleme ölçülerine göre intifa hakkının ve kuru mülkiyetin değeri saptanacak ve kuru mülkiyetin değeri üzerinden kuru mülkiyet sahibi (B) adına Veraset ve İntikal Vergisi Salınacak ve daha sonra dosya Takdir Komisyonuna intikal ettirilecektir.
Vergilendirme işlemi yapılırken intifa hakkı sahibinin yaşının bilinmesi gerektiğinden mükelleflerden beyanname alınırken intifa hakkı sahibinin nüfus cüzdanının tasdikli örneğinin beyannameye eklenmesi temin edilecektir.
3. Kanunun 19 uncu Maddesinde Yapılan Değişiklikler :
3.1. Taksit aylarında yapılan değişiklik :
Bilindiği üzere 7338 sayılı Kanunun değişmeden evvelki 19 nolu maddesinde gayrimenkul mallara ait vergilerin (5) senede ve her sene bina ve arazi vergilerinin ödendiği aylarda olmak üzere iki müsavi taksitte ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Veraset ve İntikal Vergisinin ödeme zamanının daha sağlıklı biçimde belirlenmesi amacıyla bu defa 19, maddede yapılan değişiklikle taksit aylan Mayıs ve Kasım aylan olarak belirlenmiştir. Bundan böyle Veraset ve İntikal Vergisi her yıl Mayıs ve Kasım aylarında ödenecektir.
3.2. İntikal eden gayrimenkullerin başkasına devir ve ferağına izin verilmesi:
Bilindiği üzere, miras ölüm ile birlikte doğrudan doğruya başkaca hukuki bir İşlem yapılmasına lüzum olmadan kanundan ötürü İntikal eder. Fakat mirasa dahil gayrimenkul mallara sahip olabilmek ve tasarruf edebilmek için bunların mirasçılar adına tapuda tescili şarttır. Mirasçılar adına tescilin yapılabilmesi için de Veraset ve intikal Vergisi kesin tahakkukunun yapılması zorunludur. Ölen kimse, ölmeden önce mansup mirasçı tayin etmemişse mameleki Medeni Kanunun 439 - 448 inci maddelerinde belirtilen esas ve oranlar altında kanuni mirasçılarına intikal ettiği için her varis intikal eden tereke nedeniyle miras hisseleri nisbetinde kesin tahakkuku yapılan Veraset ve intikal Vergisinin mükellefidir. Vergi Usul Kanunun 8 inci maddesine göre de vergi mükellefiyetinin bir kısmının veya tamamının ne suretle olursa olsun başkasına devri mümkün değildir.
Veraset ve İntikal Vergisinin kesin tahakkukundan sonra mirasçılar adına toplu mülkiyet şeklinde (iştirak halinde mülkiyet) tescil edilen gayrimenkul, ödenmesine kadar verginin teminatı olarak kalacaktır. Mirasçıların aralarında kararlaştırdıkları taksini mukavelesi hükümlerine göre tescilin yapılması ise, mirasçıların toplu mülkiyetten çıkıp ferdi mülkiyete (müşterek mülkiyet) geçmelerine ve mirasçılardan birinin gayrimenkuldeki hissesinin üçüncü kişi ve diğer bir mirasçıya devir ve intikaline imkan verecek, dolayısiyle intikalin ve verginin mevzuunu teşkil eden bu gayrimenkul mirasçıların tüm Veraset ve İntikal Vergisi borçlarının teminatı olma özelliğini kaybedecektir.
0te yandan, intikal eden gayrimenkullerin başkasına devir ve temliki veya üzerlerinde her hangi bir ayni hak tesisi için bunlara isabet eden Veraset ve İntikal Vergisinin tamamen ödenmesi gerekmektedir.
Ancak, bu durum uygulamada yükümlüleri, güç durumda bırakmıştır. Muristen bir veya daha fazla gayrimenkul intikal etmiş olmakla beraber menkul mal veya nakit para İntikal etmemiş ise varislerin gayrimenkullerden birini veya bir kısmını satarak Veraset ve intikal Vergisi borçlarını ödemelerine yürürlükteki hüküm engel olmuş, ayrıca nihai tarhiyatın belirlenmesi çok zaman aldığından bu süre içinde varislere intikal eden malların tasarruf yetkisinin kısıtlı bulunması işlerini sürüncemede bırakmış ve haklı şikayetlere yol açmış bulunmaktadır.
Maddeye eklenen yeni hükümle, teminat gösterildiği takdirde, yükümlülerce devir ve ferağı istenen gayrimenkullerin kısmen veya tamamen serbest bırakılması sağlanmıştır. Buna göre, mükelleflerce, tahakkuk eden veya edecek olan vergiye karşılık 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yazılı cinsten (Bu maddenin 3 inci bendinde yazılı olan menkul mallar hariç) teminat gösterildiği takdirde intikal eden gayrimenkullerin bir kısmının veya tamamının devir ve ferağına izin verilecektir. Devir ve ferağına izin verilecek gayrimenkullerle teminat olarak gayrimenkul gösterilmesi halinde bu gayrimenkullerin değeri, 6183 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinde yazılı komisyonlar tarafından aynı Kanunun 91 inci maddesine göre tesbit edilecektir.
İntikal eden gayrimenkullerin başkasına devir ve ferağına veya rızai taksim yapmalarına veyahutta müşterek mülkiyete dönüştürmelerine izin verilebilmesi için mükelleflerden 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yazılı cinsten (Bu maddenin 5 inci bendinde yazılı menkul mallar hariç) teminat alınması gerekmektedir. Bilindiği üzere anılan maddeye göre teminat olarak; para, bankalar tarafından verilen teminat mektupları, Hazine tahvil ve bonoları, Hükümetçe belli edilecek Milli esham ve tahvilat ile ilgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilecek gayrimenkul malların kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır. Tahsil kolaylığı sağlanması açısından ilk dört bentte yazılı cinsten teminat alınması tercih edilecek ancak bunların teminat olarak gösterilmesinin mümkün olmaması veya zor olması halinde beşinci bentte yazılı gayrimenkuller de kabul edilecektir.
Devir ve ferağına izin verilecek gayrimenkuller ile teminat olarak gösterilecek gayrimenkullere 6183 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinde yazılı komisyonlarca aynı Kanunun 91 inci maddesine göre değer biçilecektir.
Bilindiği üzere, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre, borçlulardan borçlarını karşılayacak miktarda teminat alınır. Bu esastan hareketle Veraset ve İntikal Vergisi mükelleflerinden de vergi borçlarım karşılayacak miktarda teminat alınacağı tabiidir. Bunun için öncelikle mükelleflerin devir ve ferağı İstenen gayrimenkuller dolayısiyle ödemeleri gereken vergi miktarının belli olması gerekmektedir.
Yine bilindiği gibi, Veraset ve intikal Vergisi uygulamasında mükellefler kendilerine intikal eden mallan değerlemeye tabi tutarak beyannamelerinde göstermektedirler. Bu beyannameler üzerine de vergi dairelerince ilk tarhiyat yapılarak hesaplanan vergi hemen tahakkuk ettirilmektedir. Bilahare idarece, Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme ile ilgili bölümündeki esaslara göre bulunan değerler üzerinden vergi ikmal edilerek nihai tarhiyat yapılmakta, ödenecek kesin vergi ancak bu lalemden sonra belli olmaktadır.
Veraset ve İntikal Vergisinin tarh ve tahakkukundaki bu özellikler nedeniyle İntikal eden gayrimenkullerin, teminat alınarak devir ve ferağına izin verilmesinde iki durumun ortaya çıkması söz konusudur. Bunlardan birincisi mükelleflerin ilk tarhiyattan sonra nihai tarhiyattan önce, diğeri de nihai tarhiyattan sonra gayrimenkullerinin devir ve ferağına izin istemeleri olacaktır.
3.2.1. İlk Tarhiyattan Sonra :
İlk tarhiyat sonucuna göre tahakkuk eden vergi miktarı belli olmakla birlikte henüz nihai tarhiyat yapılmadığından kesin verginin ne olacağı bilinmemektedir. Uygulamada nihai tarhiyatın yapılması için takdir komisyonlarından karar çıkması beklenildiğinden kesin verginin belli olması için çoğu kez uzun zaman beklenilmesi gerekmektedir. Oysa intikal eden gayrimenkullerin devir ve ferağına izin verebilmek için hangi miktar üzerinden teminat alınacağının bilinmesine ihtiyaç bulunmaktadır. İşte bu durumu gözönünde bulunduran kanun koyucu tahakkuku muhtemel kamu alacağını belli bir ölçüde de olsa belirlemek ve teminata esas miktarı tayin etmek üzere devir ve ferağına izin verilmesi istenen gayrimenkullere değer biçilmesini öngörmüş bulunmaktadır.
Bu itibarla, satış komisyonları tarafından, devir ve ferağı istenen gayrimenkullere biçilen değer, bu gayrimenkullere ilişkin muhtemel kamu alacağının miktarını tayine esas tutularak bu değer üzerinden aşağıda belirtilen yapılacak hesaplama sonucunda bulunacak miktar üzerinden teminat alınacaktır.
Örnek :
Devir ve ferağı istenen gayrimenkule satış komisyonunca 800.000 lira değer biçilmiştir. Bu duruma göre teminat alınmasına esas miktar 7338 sayılı Kanunun 16 ncı maddesindeki vergi tarifesinde yer alan en yüksek nisbetler nazara alınarak mirasçıların murise yakınlık durumlarına göre aşağıdaki gibi tesbit edilecektir.
Tarifenin birinci sırasında yazılı mükellefler için (800.000 X % 20)= 160.000 TL.
Tarifenin ikinci sırasında yazılı mükellefler için (800.000 X % 30) = 240.000 TL.
Tarifenin üçüncü sırasında yazılı mükellefler için (800.000 X % 44) - 352.000 TL.
Mükelleflerin murise yakınlık durumları dikkate alınarak yukarıda belirtilen miktarlar o gayrimenkule ilişkin muhtemel vergi alacağı olarak kabul edilip, bu miktarları karşılayacak değerde teminat alınarak ilgili gayrlmenkulün devir ve ferağına izin verilecektir.
3.2.2. Nihai Tarhiyattan Sonra :
Nihal tarhiyat üzerine ortaya çıkan vergilerin, normal taksit sürelerinde ödenmesi gerekmektedir. Ancak, henüz taksit süreleri gelmemiş olması nedeniyle vergilerin tamamı ödenmeden yükümlülerce, intikal eden gayrimenkullerin bir veya bir kaçının devir ve ferağı istenildiği takdirde;
3.2.2.1. Öncelikle, devir ve ferağı istenilen gayrimenkullere isabet eden verginin hesaplanarak tahsil edilmesinden sonra devir ve ferağa izin verilmesi,
3.2.2.2. Veya yükümlülerce teminat gösterilmek istendiği takdirde, kamu alacağını karşılayacak miktarda teminat alınarak ilgili gayrimenkullerin devir ve ferağına izin verilmesi,
icabeder.
Teminat olarak gayrimenkul gösterildiği takdirde, bu gayrimenkulün değerinin satış komisyonunca belirlenmesi gerekir.
Devir ve ferağa ilişkin istemlerin kabul edilmesi halinde, değerleme işlemi yapılmak üzere olayın süratle satış komisyonlarına intikal ettirilip mümkün olan en kısa zamanda bu komisyonlardan karar istihsali icap etmektedir.
Vergi Usul Kanununda Yapılan Değişiklikler Sonucu Veraset ve İntikal Vergisinde Ceza Uygulanması:
213 sayılı Vergi Usul Kanununda değişiklikler yapan 2365 sayılı Kanun 1/1/1981 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Anılan Kanunla Vergi Usul Kanununun 354 ncü maddesi yürürlükten kaldırılmış, aynı Kamına ağır kusur cezasıyla ilgili mükerrer 347 nci madde eklenmiş ve diğer değişiklikler yanında vergi cezaları ile ilgili değişiklikler de yapılmıştır.
Veraset ve İntikal Vergisine ilişkin cezaların, bu Kanunun. 10 uncu, Vergi Usul Kanununun yukarıda anılan Kanunla değişik 336, 344, 345, 352 ve mükerrer 347 nci maddeleri gereğince ne şeklide uygulanacağı aşağıda açıklanmıştır.
4.1. Bilindiği üzere, mükellefler tarafından Vergi Usul Kanununun 342 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yazılı ek süreler içinde beyanname verilirse, vergi ziyaı olmamış sayıldığından tarhedilecek vergiye aynı Kanunun 485 sayılı Kanunla değişik 354 ncü maddesi gereğince özel usulsüzlük cezası uygulanmaktaydı. 354 ncü madde yürürlükte iken yapılan bu uygulamada, beyannamenin birindi 15 günlük sürede verilmesi halinde 25 liradan az 250 liradan çok olmamak üzere verginin yüzde 2'si, ikinci 15 günlük süre İçinde verilmesi halinde ise, 100 liradan az 2,000 liradan çok olmamak şartıyla verginin yüzde 5’i tutarında özel usulsüzlük cezası kesilmekte, intikal eden malların değeri, matrahtan tenzili icap eden borç ve masraflardan az olduğu veya istisna haddi dahilinde kaldığı takdirde mükelleflerin bir vergi ile teklif edilmeleri bahis konusu olamıyacağından, başka bir deyişle ortada tarhedilecek vergi bulunmadığından özel usulsüzlük cezası kesilmesi de mümkün bulunmamakta idi.
Vergi Usul Kanununda yapılan değişiklikle 354 ncü madde yürürlükten kaldırılmış ve 1/1/1981 tarihinden itibaren Veraset ve İntikal Vergisinde usulsüzlük cezası uygulaması diğer vergilerde olduğu gibi genel usulsüzlük cezası kapsamına alınarak, usulsüzlük cezası uygulaması vergi aslına bağlı olmaktan çıkarılmıştır.
Bu duruma göre, veraset tarikiyle veya sair surette ivazsız olarak kendilerine mal intikal eden yükümlülerin kanuni süre içinde beyanname vermemeleri halinde, vergi doğup doğmadığına bakılmaksızın adlarına usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir.
Gerek usulsüzlük gerek kusur, ağır kusur ve kaçakçılık cezalarının ne şekilde uygulanacağı çeşitli durumlara göre aşağıda belirtilmiştir.
4.2. Mükelleflerin kanuni süre içinde beyanname vermeleri halinde ilk tarhiyatın cezasız yapılacağı tabiidir.
4.3. Beyannamelerin Vergi Usul Kanunun 342 nci maddesinde yazılı birinci (15 günlük) ek sürede verilmesi halinde, bu fiil ikinci derece usulsüzlük olduğundan V. U. Kanununa ekli cetvelin 3 ncü sırasındaki 1.000 lira usulsüzlük cezası kesilecektir.
4.4. Beyannamelerin 342 net maddede yazılı ikinci (15 günlük) ek süre içinde verilmesi halinde, bu fiil de ikinci derece usulsüzlük olduğundan yine V. U. Kanununa ekli cetvelin 3 ncü sırasındaki 1.000 lira usulsüzlük cezasının kesilmesi gerekecektir.
4.5. Beyannamelerin 342 nci maddede yazık sürelerden sonra verilmesi veya hiç verilmemesi halinde, bu fiiller birinci derece usulsüzlük olduğundan V. U. Kanununa ekli cetvelin 3 ncü sırasındaki 2.000 lira usulsüzlük cezası kesilecektir.
4.6. Mükellefler tarafından kanuni ve ek süreler içinde verilen beyannamelerde;
4.6.1. Toplamı 10,000 lirayı aşmayan miktardaki matrah unsurlarının beyannamede gösterilmemesi suretiyle beyan dışı bırakılması halinde kusur cezası,
4.6.2. Toplamı 10.000 liradan az olmamak üzere beyannamede yazılı vergi matrahının yüzde 10'unu geçen miktardaki matrah unsurlarının beyannamede gösterilmemesi suretiyle beyan dışı bırakılması halinde ağır kusur cezası,
4.6.3. Toplamı 30.000 liradan az olmamak üzere beyannamede yazılı vergi matrahının yüzde 10’unu geçen miktardaki matrah unsurlarının beyannameye kaydedilmemesi suretiyle beyan dışı bırakılması halinde de kaçakçılık cezası,
kesilecektir.
Ancak, kasten vergi ziyaına sebep olunması halinde, 213 sayılı Kanunun 2365 sayılı Kanunla değişik 344 üncü maddesinin 9 ncu bendi hükmü uyarınca, yukarıda yazılı hadler dikkate alınmadan kaçakçılık cezası kesileceği tabiidir.
4.6.4. Mükellefler tarafından beyan edilen miktar ile idarece aynı değerleme ölçülerine göre bulunan miktar arasında hasıl olan farklar için "Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10 ncu maddesi de dikkate alınarak eskiden olduğu gibi sadece kusur cezası uygulanacaktır.
4.7. Mükellefler tarafından kanuni ve ek sürelerden sonra beyanname verilmesi veya hiç beyanname verilmemesi halinde ise, yukarıda belirtilen maktu hadler ve 213 sayılı Kanunun 2365 sayılı Kanunla değişik 344 üncü maddesinin 9 ncu bendi hükmü de dikkate alınarak gerekli kusur, ağır kusur veya kaçakçılık cezasının kesilmesi lazım gelir. Bu hallerde kesilecek usulsüzlük cezası ile kusur, ağır kusur ve kaçakçılık cezasının Vergi Usul Kanununun 336 ncı maddesi uyarınca mukayese edilerek cezalardan miktar itibariyle en ağır olanının kesileceği tabiidir.
Tebliğ olunur.