Dosya olarak kaydet: PDF - TIFF - WORD
Referans kopyala
Görüntüleme Ayarları:
dolandırıcılık • haklı neden • karantina • iade davası • iş sözleşmesi • davanın kabulü

T.C.

YARGITAY

7. Hukuk Dairesi

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava Türü : İşe iade

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı, iş akdinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğinden bahisle işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ise, davacının Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/187 E-2008/318 K. numaralı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık yapmak suçundan 2 yıl 8 ay 2 gün hapse mahkum olduğu ve kararın onanmak suretiyle kesinleştiğini, hükmün kesinleşmesini takiben davacının cezaevine konulmuş olup 27 gün hapis yattığını, denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanıp tahliye olduğunu, bu nedenle 23.07.2013 tarihinde noter kanalıyla gönderilen ihtarname ile 4857 sayılı Yasanın 25/3 bendi uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması İş Kanununun 25/4 maddesinde düzenlendiğini, bu maddeye göre işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığının 17. Maddedeki bildirim süresini aştığı takdirde işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkının doğduğunu, davacının işyerindeki çalışma süresine bağlı olarak belirlenen bildirim süresinin 8 hafta olup tutuklu kaldığı sürenin bildirim süresini aşmadığı gerekçesiyle yapılan feshin haksız ve geçersiz bir fesih olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İş akdinin feshinin geçerli nedenle yapılıp yapılmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 25'inci maddesinin (III) numaralı bendinde, işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması halinde, işverenin derhal fesih hakkının olduğu açıklanmıştır.

İşçiyi çalışmaktan alıkoyan nedenler, işçinin çevresinde meydana gelmelidir. İşyerinden kaynaklanan ve çalışmayı önleyen nedenler bu madde kapsamına girmez. Örneğin işyerinin kapatılması zorlayıcı neden sayılmaz. Ancak, sel, kar, deprem gibi doğal olaylar nedeniyle ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık sebebiyle karantina uygulaması gibi durumlar zorlayıcı nedenlerdir.

İşyerinden kaynaklanan zorlayıcı nedenler ise değinilen madde kapsamında olmayıp, aynı Kanunun 24/III maddesinde düzenlendiği üzere işçiye derhal fesih hakkı veren nedenlerdir.

4857 sayılı Yasanın 40'ıncı maddesi uyarınca, işçinin zorlayıcı nedenlerle Kanunun 25/III maddesi kapsamında kalan “çalışılmayan süreler” için yarım ücret ödenir. İşçinin iş sözleşmesinin zorlayıcı nedenlerle 25/III bendi uyarınca feshi halinde, işverenin bildirim şartına uyma ya da ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamaktadır. Ancak, 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatının ödenmesi gerekir.

Somut olayda davacı işçinin, yaptığı işle ya da işyeri ile ilgili olmayan bir suçtan dolayı ( tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık yapmak) 2 yıl 8 ay 2 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve bu kararın Yargıtay tarafından da onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davacı işçi, kararın kesinleşmesi üzerine 27.06.2013 tarihinde cezanın infazı için cezaevine girmiş, 22.07.2014 tarihinde koşullu salıverilmesi gerekirken Bursa 2. İnfaz Hakimliğinin 23.07.2013 tarih ve 2013/1242 E-2013/1240 K. Sayılı kararı ile 22.07.2014 tarihine kadar cezanın, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmesi nedeniyle 27.06.2013-23.07.2013 tarihleri arasında cezavinde kalmıştır.

Davacının cezaevinde hükümlü olarak kaldığı süre 4857 sayılı Yasanın 25/3 bendinde belirtilen 1 haftalık süreden fazladır. Kaldı ki davacı tutuklu ya da gözaltında kalmamış, kesinleşen cezanın infazı için cezaevine alınmıştır. Yani hükümlüdür. Yine davacının iş sözleşmesi, 4857 sayılı Yasanın 25/4 fıkrası kapsamında değil aynı Yasanın 25/3. fıkrası kapsamında feshedildiği de açıkça bildirilmiştir.

O halde mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile iş sözleşmesinin davacının tutukluluğu nedeniyle 4857 sayılı Yasanın 25/4 fıkrası kapsamında feshedildiği değerlendirilerek sonuca gidilmesi hatalıdır.

Davacının hükümlü olarak cezaevinde kaldığı süre gözetildiğinde, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/3. fıkrasında düzenlenen 1 haftadan fazla süre ile davacının işyerinde çalışmasını engelleyen zorlayıcı bir neden olduğu anlaşılmakla işe iade davasının reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle 4857 sayılı Kanun'un 20/3 maddesi gereğince mahkemece verilen kararın bozularak ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıda yazılı hükmün kurulması gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;

1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Davanın REDDİNE,

3-Alınması gereken 25,20 TL harçtan peşin ödenen 24,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 0,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davalı tarafça yapılan 43,50 TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,

8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 04.11.2014 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

©2019 On İki Levha Yayıncılık A.Ş.