“(1) Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi halinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

On İki Levha Yayıncılık
Yayın tarihi: Aralık 2022
Sayfa: 253 - 278
Gizem Yılmaz
Editör:Hatice Selin Pürselim, Sibel Özel
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
3.5718 Sayılı Kanun’un Yürürlük Uygulaması
5718 sayılı ve 12.12.2007 tarihli Kanun’un 47’nci maddesi, 2675 sayılı Kanun’un milletlerarası…
(2) 44, 45 ve 46’ncı maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.”…
Yetki sözleşmesi, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bir usul hukuku sözleşmesi olarak…
Yetki sözleşmesine dair 47’nci madde hükmünden yola çıkılarak belirlenebilecek geçerlilik…
Söz konusu geçerlilik koşulları, HMK md. 18’de sayılan geçerlilik koşullarıyla birebir…
İkinci olarak, yabancı bir mahkemeyi yetkili kılan yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi…
“...sözleşmelerin 27. maddesiyle “sözleşme hükümlerinin İngiltere ve Galler kanunları ile yönetileceği ve bu kanunlara göre yorumlanacağı ve her iki tarafın da... Mahkemelerinin münhasır olmayan yargı yetkisine başvurmayı kabul ettikleri” şarta bağlandığı, MÖHUK’un 47. maddesi gereğince “yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın, yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler.” maddesi ve davada münhasır yetki ve kamu düzenine aykırılığın söz konusu olmadığı gerekçesiyle; tarafların sözleşmelerin 27. maddesiyle yetkili mahkeme olarak... Mahkemelerini yetkili kıldığı ve davalının yetki itirazının yerinde ve süresinde olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine...”(143)…
karar verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 25.11.2014 tarihli kararında d…
“Somut olayda, davalı banka yabancı bir banka olduğundan yabancılık unsuru mevcut olduğu gibi, uyuşmazlığın teminat mektubundan yani borç ilişkisinden doğması…
şeklinde değerlendirme yapılarak yetki sözleşmesinin geçerlilik unsurları bakımından…
Buradaki münhasır yetki, iç hukuktaki münhasır yetkiden farklı değerlendirilmeli,…
Diğer taraftan, Türk hukukunda kullanılan “kesin yetki” ifadesi her durumda milletlerarası…
Öte yandan, kesin yetkili bir mahkemenin yetkisi, taraflar yetki itirazında bulunmasa…
“Somut olayda taraflar tacir olup, dosyaya sunulan Fason Dikim Sözleşmesine göre İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırıldığından sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. HMK’nın 17.maddesi gereğince davanın sadece sözleşme ile belirlenen mahkemede açılacağına dair hüküm aksi de kararlaştırılabileceğinden münhasır yetki olup, kesin yetki niteliğinde değildir. Davalı tarafça da gerek icra dosyasında gerekse açılan itirazın iptali davasında süresi içinde yetki itirazında bulunulmamıştır. Bu durumda ilk itiraz olarak mahkemenin yetkisiz olduğu ileri sürülmediği ve ilk itiraz süresinden sonra taraflar yetki hususunu tartışamayacakları ve kesin yetki de bulunmadığından mahkemece işin esasının incelenip, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.”(153)…
Ayrıca belirtilmelidir ki, uyuşmazlığın haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz…
“(…) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 540. maddesi ile Türklerin kişi hallerine ilişkin karar vermeyi Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde kabul edilip bu tip yabancı mahkeme kararlarının tanınması ya da tenfizi yasaklanırken, 1982 yılında kabul edilen 2675 sayılı Milletlerarası özel Hukuk ve Usul Hukuk hakkındaki kanunun 38. maddesi ile yabancı ülke mahkemelerince oluşturulan Türklerin kişi hallerine ilişkin yabancı kararların tanınması ve tenfizine imkan tanınmıştır. Gerçekten Türklerin yabancılar ile sosyal ilişkilerinin yoğun bir hal alması ile Milletlerarası Özel Hukuk Kurallarının uygulama alanı da genişlemiştir. (…) Boşanma yönünden Türk Hukukunda en önemli ve reform niteliğinde değişiklik Medeni Kanun’la kabul edilmiştir. Mutlak bir kamu düzeni anlayışı sebebi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 540. maddesi ile yabancı ülkeler mahkemelerince oluşturulan boşanma kararlarının tenfizi yasaklanmış iken, aynı kanun 9. maddesi ile Medeni Kanunun 136. maddesinde de benimsenmiş olan mutlak yetki kuralı 7.6.1971’de yürürlüğe giren değişiklikle terk edilmiş, seçimlik yetkili mahkeme kuralı getirilmiş, 2675 sayılı kanunla ve açıkça yabancı ülke mahkemelerinde oluşan boşanma ilamlarının tanınması ya da tenfizine imkan tanınarak, ülke yönünden münhasır yetki kuralı terk edilmiştir.”(157)…