Teselsül kelimesi; Arapça silsile kelimesinden gelmekte olup, Türkçe’de dayanışma
Borcun konusu ne olursa olsun, borçlular arasında teselsül mümkündür, bununla beraber…
Bu ilişkinin, çoğu zaman borçlular için hukuki temelleri aynı olsa da, bu şart değildir.…
Öğretide borçlular arasında teselsülü ifade etmek üzere pasif teselsül, müteselsil…
II. Tarihçe
Borçlular arasında kurulan teselsüle benzer, Roma Hukuku’nda Korrealitas ve Solidaritas…
Solidaritas ise bir hukuki işlem ile iradeden değil, birden fazla kimsenin haksız…
Mecelle’de teselsüle ilişkin herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Eski hukukumuzda…
III. Hukuki Nitelik
Borçlular arasında kurulan teselsül, niteliği itibariyle hukukçular arasında çetin…
Teselsülün hukuki niteliğini aydınlatmada birbirine zıt, teklik ve çokluk görüşü…
A. Teklik Görüşü
Teklik görüşü(25), bütün borçluların alacaklıya karşı aynı edimi borçlanmaları yanında her bir borçlunun alacaklı ile arasında farklı bir hukuki ilişki olabileceği esasına dayanır. Bu durum borcun konusunda birlik, hukuki bağlarda çokluk olarak öğretide tanımlanmaktadır(26).…
Teklik görüşü doğrultusunda, bütün borçlular alacaklıya aynı edimi borçlanmışlardır…
Bu görüş dairesinde, bütün borçluların alacaklıya aynı edimi taahhüt etmeleri, taahhütlerinin…
Her ne kadar teklik görüşü kendi içinde mantıklı ve tutarlı bir bütünlük gösterse…
B. Karşılıklı Temsil Görüşü
Karşılıklı temsil görüşü, alacaklı karşısında, borçlular arasında bir temsil ilişkisi…
Bu görüşe ilişkin bir eleştiri olarak, temsil ve teselsülün hizmet ettiği amaçların…
Sayılan bu gerekçelerle, teselsülün hukuki niteliğini açıklığa kavuşturma açısından…
C. Çokluk Görüşü
Çokluk görüşü, borçlu sayısı kadar ayrı borç olduğu esasına dayanır. Borçlardan birinin…
Birden fazla borcun söz konusu olmasının doğal sonucu, her bir borçlunun diğer borçlulardan…
Her ne kadar çokluk görüşü içerisinde, ayrı borçların varlığı kabul ediliyor olsa…
Türk-İsviçre hukuku açısından bahsi geçen diğer iki görüşe nazaran, teselsülün hukuki…
IV. Teselsülün Kaynakları
Borçlular arasında teselsülün hangi şartlarda doğacağı, 818 sayılı B.K.madde 141’de…
“Alacaklıya karşı, her biri borcun mecmuundan mesul olmağı iltizam ettiklerini beyan eden müdeaddit borçlular arasında teselsül vardır.…
Böyle bir beyanın fikdanı halinde teselsül ancak kanunun tâyin ettiği hallerde olur.” Aynı husus, 6098 sayılı B.K.madde 162’de ise şu şekilde düzenlenmiştir:…
“Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar.…
Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.”…
Söz konusu maddelere göre teselsül ya borçluların, alacaklıya karşı borcun tamamından…
A. Hukuki İşlem
Hukuki işlemden doğan teselsül, borçlular arasında teselsül kurulacağı yönündeki…
Teselsüle kaynaklık edebilecek hukuki işlemler sözleşme ve vasiyetnamedir. Aşağıda…
1. Sözleşme
Alacaklı ile borçlular arasında yapılan bir sözleşmede, her iki kanundaki ifadeyle,…
Alacaklının, her bir borçludan tam olarak tatminini talep edebilmesi için, şüphesiz ki aynı sözleşme ile borçlanan borçluların tamamı teselsülün varlığını kabul etmiş olmalıdır. Ancak, borçluların bu yöndeki ortak iradelerinin alacaklıya beyan edilmesinin gerekip gerekmediği hususunda bir tereddüt uyanabilir. Öğretide kabul gördüğü üzere, borçluların tamamının, alacaklıya beyanda bulunmadan teselsülü aralarında kararlaştırmış olmaları, her ne kadar bu durum alacaklının yararına olsa da, borçlular arasında teselsülün doğumu için yeterli olmaz(44). Teselsülün alacaklı ile kararlaştırılması gerekmektedir.Sayfa 19Sözleşmede, borçlulardan her birinin, borcun tamamından sorumlu olacağına işaret eden bir ibarenin varlığı, örneğin “teselsül”, “müteselsilen”, “dayanışmalı”, “her biri tamamını borçlu olarak”, “biri hepsi, hepsi biri için”, “biri cümlesi, cümlesi biri için”, “tümünden borçlu sıfatıyla”, “tamamen ve müstakilen”, “dayanışmalı borçlu kimliği ile” gibi ibareler, teselsülün varlığını kabul için yeterlidir(45). Böyle bir durumda, teselsülün varlığına ilişkin irade açıkça beyan edilmiş olur. Bunun yanında, benzer ibareler kullanılmamış olsa dahi, sözleşmenin yorumundan teselsüle ilişkin iradenin zımnen izhar edilmiş olduğu sonucuna da varılabilir(46). Zira Sayfa 20818 sayılı B.K.madde 141 ve 6098 sayılı B.K. madde 162’de, yapılacak beyanın açık olması şart koşulmamıştır. Ancak iradenin zımnen izhar edilmiş olduğuna karar vermeden evvel son derece dikkatli ve özenli davranmak gerekir. Bu yorumun hatalı yapılması ile her olayda teselsülün varlığına karar vermek, kanunun kabul etmediği bir teselsül karinesine hayat vermek demek olur ki bu son derece yanlıştır(47). Örneğin, yalnızca bir borcun müştereken deruhte edilmiş olması, teselsülün varlığının zımnen kararlaştırılmış olduğu sonucuna varılması için yeterli olmamalıdır(48). Bununla beraber, sözleşme kurulurken durumun özelliği ve işin niteliği sonucu, alacaklı borçlular arasında bir teselsül olduğunu düşünmekte haklı görünüyorsa örneğin, alacaklının sunacağı karşı edimin bir bütün olarak borçluların çıkarına tahsis edilmesinde, bir ihaleye beraber girip birlikte pay ileri sürülmesinde(49) veya bir evin birlikte kiralanmasında olduğu gibi, teselsülün varlığının sözleşme yorumlanırken daha kolay kabul edilebileceği, öğretide ifade edilmektedir(50).Sayfa 21Sözleşme bahsinde değinilmesi gereken bir husus da, teselsülün meydana gelebilmesi için tüm borçluların mutlaka aynı anda, aynı sözleşme ile borç üstlenmelerine ihtiyaç olmadığıdır(51). Zira teselsül sadece birlikte hareket eden borçlular ile alacaklı arasında yapılan bir sözleşme ile değil ayrı ayrı yapılan sözleşmeler ile veya mevcut bir borca katılma yolu ile de kurulabilir. Örneğin, borçlu B1’in, alacaklı A’ya olan 1,000 liralık mevcut borcuna, B2’nin, A ile sözleşme yaparak katılması sonucunda teselsül meydana gelebilir. Borca katılmak için ilk borçlunun rızası aranmadığından, B2’nin 1,000 liralık borca katılması için A ile anlaşması yeterlidir. Ancak burada işaret edilmesi gerekir ki, B2 sadece sorumluluk altına girmiştir, A ile B1 arasındaki sözleşmenin B1’e sağlayacağı haklardan istifade etme imkânından yoksundur. Bu şekilde bir borca katılmaktan başka pek tabii olarak, sözleşmeden doğan borçlarda olduğu gibi, kanundan doğan borçlara da katılmak mümkündür(52).Sayfa 22
